ABD-Rusya Uzay İş Birliği 2026’da Devam Ediyor mu?
ABD ve Rusya siyasi rakip olsa da ISS ve uzay anlaşmalarında iş birliğini sürdürüyor. Peki bu ortaklık askerî rekabete rağmen ne kadar dayanabilir?
ABD ve Rusya Yeryüzünde Rakip, Uzayda Hâlâ Ortak mı?
ABD-Rusya uzay iş birliği, iki ülke arasındaki siyasi ve askerî rekabete rağmen tamamen sona ermiş değil. Washington ile Moskova, Uluslararası Uzay İstasyonu’nu birlikte işletmeye devam ederken 1992 tarihli barışçıl uzay iş birliği anlaşmasının hukuki çerçevesi de 2030’a kadar uzanıyor. Ancak askerî uzayın yükselişi ve New START’ın sona ermesi, bu sıra dışı ortaklığın geleceğini giderek daha belirsiz hâle getiriyor.
ABD-Rusya uzay iş birliği savaşın gölgesinde devam ediyor
ABD ile Rusya arasındaki ilişkiler, Ukrayna savaşı sonrasında Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana en sorunlu dönemlerinden birini yaşıyor. Bununla birlikte iki ülke arasındaki bütün iş birliği mekanizmaları ortadan kalkmış değil.
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri uzay.
NASA’nın 5 Ağustos 2026’da güncellediği Uluslararası Uzay İstasyonu bilgilerine göre NASA ile Rus devlet uzay şirketi Roscosmos, Kanada Uzay Ajansı, Avrupa Uzay Ajansı ve Japonya Uzay Araştırma Ajansı ile birlikte ISS’yi işletmeye devam ediyor. NASA ayrıca istasyonun yapısının tarafları birbirine bağımlı hâle getirdiğini ve mevcut durumda hiçbir ortağın sistemi tek başına çalıştıramadığını açıkça belirtiyor.
Dolayısıyla yeryüzündeki jeopolitik rekabet, en azından şimdilik, yörüngedeki operasyonel iş birliğini tamamen ortadan kaldırmış değil.
1992’de imzalanan anlaşma hâlâ önemli
Bu ilişkinin hukuki temellerinden biri Soğuk Savaş’ın hemen ardından atıldı.
ABD ile Rusya, 17 Haziran 1992’de Washington’da “Agreement Concerning Cooperation in the Exploration and Use of Outer Space for Peaceful Purposes”, yani Dış Uzayın Barışçıl Amaçlarla Araştırılması ve Kullanılması Konusunda İş Birliği Anlaşması imzaladı. ABD Dışişleri Bakanlığının tarihsel kayıtları da anlaşmanın söz konusu tarihte imzalandığını doğruluyor.
Anlaşma daha sonraki yıllarda birkaç kez uzatıldı. ABD Temsilciler Meclisi kayıtlarında, ISS dışındaki ABD-Rusya sivil uzay iş birliğinin hukuki çerçevesini oluşturan 1992 anlaşmasının 31 Aralık 2030’a kadar uzatıldığı açıkça belirtiliyor. Rus hükümetinin 2021’de aldığı uzatma kararı da aynı tarihi ortaya koyuyor.
Bu nedenle Ukrayna savaşı ve sonrasındaki yaptırım dönemine rağmen ABD ile Rusya arasındaki temel sivil uzay iş birliği çerçevesinin ortadan kalktığını söylemek doğru değil.
Aksine, hukuki çerçeve hâlen mevcut.
ISS kâğıt üzerindeki anlaşmadan daha fazlasını gösteriyor
Ancak mesele yalnızca eski bir anlaşmanın yürürlükte kalması değil.
14 Temmuz 2026’da Rus Soyuz MS-29 uzay aracı, NASA astronotu Anil Menon ile Roscosmos kozmonotları Pyotr Dubrov ve Anna Kikina’yı aynı araç içinde Uluslararası Uzay İstasyonu’na taşıdı. Üçlü, Baikonur Kozmodromu’ndan fırlatıldıktan yaklaşık üç saat sonra ISS’ye ulaştı.
Üstelik NASA’nın güncel Expedition 75 sayfasında Menon ile birlikte Dubrov, Kikina ve Andrey Fedyaev gibi Roscosmos personeli aynı ISS mürettebat yapısı içerisinde görev yapıyor. Expedition 75’in 2027 baharına kadar devam etmesi planlanıyor.
Bu durum, ABD-Rusya uzay iş birliğinin yalnızca diplomatik belgelerde yaşayan sembolik bir ilişki olmadığını gösteriyor.
Amerikalı ve Rus uzay personeli hâlen aynı istasyonda çalışıyor, aynı ulaşım mimarisini kullanıyor ve birbirine bağımlı sistemleri işletiyor.
ISS neden iki ülkeyi birbirine bağlıyor?
ISS’nin mimarisi başından itibaren uluslararası ortaklık üzerine kuruldu.
Örneğin NASA’nın açıklamasına göre Rusya, istasyonun yörüngesinin yükseltilmesi, yönelim kontrolü ve uzay enkazından kaçınma manevralarında kullanılan önemli itki kabiliyetlerini sağlıyor. Diğer taraftan Amerikan segmenti de elektrik, haberleşme ve diğer kritik sistemlerle istasyonun bütününün çalışmasına katkıda bulunuyor.
NASA bu nedenle ISS’yi açık biçimde “interdependent”, yani karşılıklı bağımlı bir sistem olarak tanımlıyor.
Bu teknik gerçeklik, siyasi ilişkilerin kötüleşmesine rağmen uzay iş birliğinin neden bugüne kadar tamamen kopmadığını açıklayan en önemli unsurlardan biri.
Başka bir ifadeyle ISS’de iş birliği yalnızca diplomatik tercih değil; aynı zamanda mühendislik gerekliliği.
1998 ISS anlaşması da hukuki omurganın parçası
ABD ile Rusya arasındaki uzay ilişkilerinin ikinci önemli hukuki katmanı ise 1998 International Space Station Intergovernmental Agreement – ISS IGA.
ABD, Rusya, Kanada, Japonya ve Avrupa ortaklarını kapsayan bu hükümetler arası anlaşma, Uluslararası Uzay İstasyonu ortaklığının temel hukuki çerçevesini oluşturuyor. ABD Dışişleri Bakanlığının uzay anlaşmaları kayıtlarında 1998 tarihli ISS anlaşması hâlen temel uzay düzenlemeleri arasında yer alıyor.
Dolayısıyla 2026 itibarıyla ABD-Rusya uzay ilişkisinde iki ayrı fakat birbiriyle bağlantılı yapı bulunuyor:
1992 ikili sivil uzay iş birliği anlaşması ve 1998 çok taraflı ISS anlaşması.
2030 kritik eşik hâline geliyor
Burada dikkat çekici bir zamanlama bulunuyor.
NASA ve diğer Batılı ISS ortakları istasyonun işletimini 2030’a kadar sürdürmeyi planlıyor. Rusya da kendi ISS segmentinin işletimini aynı tarihe kadar uzatmayı planlıyor.
Öte yandan 1992 tarihli ABD-Rusya uzay iş birliği anlaşmasının mevcut uzatma süresi de 31 Aralık 2030’da sona eriyor.
Böylece 2030 yılı ABD-Rusya uzay ilişkileri açısından çift yönlü bir eşik oluşturuyor.
Hem ISS döneminin sona ermesi hem de temel ikili sivil uzay anlaşmasının yeniden ele alınması ihtiyacı aynı zaman diliminde ortaya çıkabilir.
Bu nedenle asıl soru bugün Washington ile Moskova’nın uzayda birlikte çalışıp çalışmadığından ziyade, ISS sonrasında onları birlikte çalışmaya zorlayan yapısal nedenlerin devam edip etmeyeceği olabilir.
Ancak uzay artık yalnızca bilimsel iş birliği alanı değil
ABD ile Rusya arasındaki sivil uzay iş birliği devam ederken, uzayın askerî önemi aynı dönemde hızla artıyor.
ABD; uzay alan farkındalığı, füze erken ihbarı, uydu haberleşmesi, yörünge harekâtı ve uzay tabanlı sensör ağlarına önemli yatırımlar yapıyor. Uzay Harekatı eğitimleri yoğun olarak devam ediyor. ABD Uzay Kuvvetlerinin Space Flag, Resolute Space, Red Skies ve Black Skies gibi faaliyetleri de uzayın artık doğrudan operasyonel bir harekât alanı olarak ele alındığını gösteriyor.
DefenceTrend daha önce bu dönüşümü “ABD’nin Yeni Uzay Tatbikatları ve Harp Oyunu Mimarisi” dosyasında ayrıntılı olarak incelemişti. ABD’nin Yeni Uzay Tatbikatları ve Harp Oyunu Mimarisi – DefenceTrend
Aynı şekilde uzayın yalnızca bilimsel ve ticari faaliyet alanı olmaktan çıkarak askerî harekâtın ayrılmaz bir parçasına dönüşmesi DefenceTrend’in “Uzay sadece barış için kullanılmayacak savaş alanı da olacak” analizinde ele alınmıştı. Uzay sadece barış için kullanılmayacak savaş alanı da olacak – DefenceTrend
Dolayısıyla ABD ve Rusya sivil uzayda ortak kalırken askerî uzayda giderek daha fazla rakip hâline geliyor.
Outer Space Treaty askerî uzayı yasaklıyor mu?
Bu noktada 1967 tarihli Outer Space Treaty – Dış Uzay Antlaşması önemli.
Hem ABD hem de Sovyetler Birliği antlaşmanın kurucu tarafları arasında yer aldı. ABD ve Sovyetler Birliği antlaşmayı 1967’de onayladı ve Rusya Sovyetler Birliği’nin ilgili uluslararası yükümlülüklerini sürdürdü.
Ancak Dış Uzay Antlaşması’nın sıklıkla yanlış anlaşılan bir yönü bulunuyor.
Antlaşma uzaydaki bütün askerî faaliyetleri yasaklamıyor. Bunun yerine özellikle Dünya yörüngesine nükleer silah veya diğer kitle imha silahlarının yerleştirilmesini ve gök cisimleri üzerinde bu tür silahların konuşlandırılmasını yasaklıyor.
Bu nedenle askerî haberleşme uyduları, erken ihbar sistemleri, ISR uyduları, navigasyon sistemleri veya askerî komuta-kontrol amacıyla kullanılan uzay altyapıları tek başına Dış Uzay Antlaşması’na aykırı kabul edilmiyor.
İşte günümüzde ortaya çıkan hukuki boşluğun önemli bölümü de burada bulunuyor.
1967’de oluşturulan rejim nükleer silahların uzaya yerleştirilmesini sınırlandırırken, bugünün karşı-uzay sistemleri, siber saldırıları, elektronik harp faaliyetleri, yakın yörünge operasyonları ve askerî C2 ağları çok daha karmaşık bir güvenlik ortamı oluşturuyor.
New START’ın sona ermesi paradoksu büyüttü
2026 yılında tabloyu daha da ilginç hâle getiren diğer gelişme ise New START’ın sona ermesi oldu.
Burada önemli bir ayrım gerekiyor: New START bir uzay antlaşması değildi. ABD ile Rusya’nın stratejik nükleer silahlarını ve bunları taşıyan ICBM, SLBM ve ağır bombardıman uçaklarını sınırlayan bir stratejik silah kontrol anlaşmasıydı.
Bununla birlikte anlaşma, beş yıllık son uzatma döneminin ardından 5 Şubat 2026’da sona erdi. ABD Kongre Araştırma Servisi de 6 Şubat 2026 tarihli değerlendirmesinde bunu açık biçimde teyit ediyor.
Böylece ilginç bir stratejik tablo ortaya çıktı:
ABD ve Rusya’nın stratejik nükleer kuvvetlerini sınırlayan son büyük ikili antlaşma sona ererken, uzayda iş birliğini düzenleyen bazı Soğuk Savaş ve Soğuk Savaş sonrası hukuk mekanizmaları yaşamaya devam ediyor.
Bu durum, uzayın iki ülke arasındaki ilişkilerde ne kadar sıra dışı bir konuma sahip olduğunu gösteriyor.
Uzaydaki ortaklık ne kadar dayanabilir?
Bugünkü tabloya bakıldığında ABD ile Rusya için “uzayda ortak” ifadesi ancak belirli sınırlar içinde kullanılabilir.
İki ülke:
ISS operasyonlarında ortak,
bazı sivil uzay faaliyetlerinde hukuken iş birliği içinde,
temel uluslararası uzay hukukunun tarafı,
ancak askerî uzay alanında stratejik rakip.
Bu nedenle Washington ile Moskova arasında tek bir “uzay ilişkisi” bulunduğunu düşünmek yanıltıcı olacaktır.
Sivil uzay, insanlı uçuş ve ISS alanında iş birliği sürerken; askerî uzay, caydırıcılık, yörünge güvenliği ve karşı-uzay kabiliyetlerinde giderek daha belirgin bir rekabet yaşanıyor.
DefenceTrend değerlendirmesi
ABD-Rusya uzay ilişkilerindeki en önemli unsur, iş birliğinin bugüne kadar siyasi yakınlıktan ziyade ortak hukuk, teknik bağımlılık ve karşılıklı operasyonel ihtiyaçlar sayesinde devam etmiş olmasıdır.
ISS bunun en güçlü örneğidir.
Ancak istasyonun 2030 civarında hizmetten çıkarılması, bu denklemi değiştirebilir. Çünkü ISS ortadan kalktığında NASA ile Roscosmos’u her gün birlikte çalışmaya zorlayan en güçlü teknik bağ da ortadan kalkacak.
Aynı dönemde 1992 uzay iş birliği anlaşmasının mevcut uzatma süresinin sona erecek olması, 2030’u ABD-Rusya uzay ilişkilerinde kritik bir dönüm noktası hâline getiriyor.
Bu nedenle bugün sorulan “ABD ve Rusya yeryüzünde rakip, uzayda hâlâ ortak mı?” sorusunun cevabı:
Evet, fakat giderek daha dar bir alanda.
Asıl belirleyici soru ise 2030’dan sonra başlayacak:
ISS olmadan ABD ile Rusya’yı uzayda birlikte tutacak ne kalacak?



