Türkiye’nin Lazer Silahlarında Yeni Dönem Başladı
Türkiye’nin lazer silahları GÖKBERK 10, ALKA-KAPLAN ve MKE TOLGA ile mobil, daha güçlü ve katmanlı hava savunma efektörlerine hızla dönüşüyor.
Türkiye’nin Lazer Silahlarında Yeni Dönem Başladı
Türkiye’nin lazer silah çalışmaları, teknoloji gösterimlerinden mobil hava savunma sistemlerine doğru ilerliyor. GÖKBERK 10, ALKA–KAPLAN HİBRİT ve MKE TOLGA’ya entegre edilen 20 kW lazer; dron tehdidine karşı geliştirilen yeni savunma katmanını ortaya koyuyor.
Türkiye’nin lazer silah projeleri, DefenceTrend’in Eylül 2024’te yayımladığı “Türk lazer silah projeleri nelerdir?” başlıklı ilk dosyadan sonra önemli gelişmeler kaydetti. Öncelikle lazer çıkış güçleri yükseldi. Bunun yanı sıra sistemler, tekerlekli ve paletli platformlara taşınarak hava savunma ağlarıyla ilişkilendirilmeye başladı.
Bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerini ASELSAN’ın 10 kW gücündeki GÖKBERK 10 Lazer Silah Sistemi, ROKETSAN ile FNSS’nin geliştirdiği ALKA–KAPLAN HİBRİT platformu ve Makine ve Kimya Endüstrisi’nin (MKE) TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’ne entegre ettiği 20 kW fiber lazer oluşturuyor.
Ancak bu gelişmeler, Türkiye’nin bütün lazer silahlarını seri üretime geçirerek yaygın biçimde envantere aldığı anlamına gelmiyor. Kamuya açıklanan bilgiler; güç artışı, başarılı testler ve sistem entegrasyonunda ilerleme olduğunu gösteriyor. Buna karşın teslimat sayıları ve operasyonel konuşlanma seviyeleri büyük ölçüde açıklanmış değil.
Türkiye’nin lazer silahları 2024’ten sonra nasıl değişti?
DefenceTrend’in 2024 tarihli dosyasında METEKSAN Savunma tarafından geliştirilen NAZAR, TÜBİTAK BİLGEM’in ARMOL sistemi, ROKETSAN’ın ALKA’sı ve ASELSAN’ın Lazer Savunma Sistemi ele alınmıştı.
Aradan geçen yaklaşık iki yılda üç temel değişim yaşandı:
- Lazer silahlarının çıkış gücü yükseldi.
- Sistemler daha gelişmiş hareketli platformlara entegre edildi.
- Lazerler, radar, elektro-optik sensör, elektronik karıştırıcı ve komuta-kontrol unsurlarıyla birlikte çalışan hava savunma efektörlerine dönüştü.
Başka bir ifadeyle Türkiye’nin çalışmaları, “lazerle hedef vurulabilir mi?” sorusundan “lazer sahadaki hava savunma ağına nasıl eklenir?” sorusuna doğru ilerledi.
GÖKBERK 10, lazer gücünü iki katına çıkardı
ASELSAN’ın GÖKBERK sistemi ilk tanıtıldığında en az 5 kW gücünde bir lazer silahına sahipti. Sistem; radar ve elektro-optik sensörlerle insansız hava araçlarını tespit ve takip edebiliyor, lazerle fiziksel imha gerçekleştiriyor ve KANGAL karıştırıcı yardımıyla işlevsel etkisizleştirme sağlayabiliyordu.
Ardından ASELSAN, Mart 2025’te GÖKBERK’in FPV dronlara karşı yürütülen yeni test görüntülerini yayımladı. Testlerde tehditlerin farklı senaryolarda tespit edildiği, otomatik olarak takip edildiği ve lazerle etkisiz hale getirildiği açıklandı.
Bununla birlikte asıl büyük değişim, Mayıs 2026’da düzenlenen SAHA 2026’da ortaya çıktı. ASELSAN, ilk kez GÖKBERK 10 adı verilen yeni konfigürasyonu tanıttı.
GÖKBERK 10, çekili bir platform üzerinde konuşlandırılan ve 10 kW lazer çıkış gücüne sahip yönlendirilmiş enerji tabanlı yakın hava savunma sistemi olarak geliştirildi. Sistem üzerindeki elektro-optik algılayıcılar ve diğer sensörler, gece ve gündüz hedef tespit ve takip kabiliyeti sağlıyor. ASELSAN’ın GÖKBERK 10 ürün sayfası
Sistemin hedef setinde sabit ve döner kanatlı insansız hava araçları ile el yapımı patlayıcılar bulunuyor. Ayrıca askeri üslerin, enerji santrallerinin, karargâhların ve kritik tesislerin korunması öncelikli kullanım alanları arasında gösteriliyor.
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, GÖKBERK 10’un özellikle yan hasar oluşturulmasının istenmediği şehir merkezi, fabrika, tesis ve askeri üs gibi bölgeler için optimize edildiğini belirtti. Akyol ayrıca Mayıs 2026 itibarıyla sistemin “envantere girmeye gün saydığını” açıkladı. Dolayısıyla GÖKBERK 10, yalnızca deneysel bir lazer gösterimi olmaktan çıkıp üretim ve envanter aşamasına yaklaşmış görünüyor. ASELSAN’ın SAHA 2026 açıklamasını aktaran Anadolu Ajansı
GÖKBERK artık tek başına çalışan bir lazer değil
GÖKBERK 10’daki yenilik yalnızca lazer gücünün 5 kW seviyesinden 10 kW’a çıkarılması değil. Sistem aynı zamanda ASELSAN’ın dron savunma mimarisi DRONEDEF içerisinde bir fiziksel imha efektörü olarak konumlandırılıyor.
DRONEDEF mimarisinde radar ve elektro-optik tespit sistemlerinin yanında farklı müdahale araçları bulunuyor. Bunlar arasında İHTAR’ın elektronik karıştırma yeteneği, KORKUT ve ŞAHİN’in namlulu çözümleri, GÖKALP önleyici dronu, EJDERHA’nın yüksek güçlü mikrodalga etkisi ve GÖKBERK’in lazer silahı yer alıyor.
Bu nedenle GÖKBERK’i bağımsız bir “lazer topu” olarak değerlendirmek eksik kalır. Sistem, hedefin türüne ve mesafesine göre farklı efektörlerin kullanılabildiği katmanlı bir dron savunma yapısının parçalarından biridir.
Ayrıca ASELSAN, GÖKBERK 10’u SAHA 2026’da doğrudan Çelik Kubbe’ye yeni kabiliyet kazandıracak sistemlerden biri olarak tanıttı. Böylece lazer silahı, Türkiye’nin çok katmanlı hava savunma yaklaşımının en alt ve yakın savunma katmanında konumlanmaya başladı.
ALKA hava hedefini etkisiz hale getirdi
ROKETSAN’ın geliştirdiği ALKA Yönlendirilmiş Enerji Silah Sistemi, lazer ile elektromanyetik karıştırma kabiliyetini aynı yapıda birleştiriyor. Böylece hedef önce elektronik yöntemlerle işlevsiz hale getirilebiliyor; gerektiğinde ise lazer kullanılarak fiziksel tahribat oluşturulabiliyor.
ROKETSAN, 2 Mayıs 2026’da gerçekleştirilen atışlı testte ALKA’nın bir hava hedefini etkisiz hale getirdiğini duyurdu. Bununla birlikte açıklamada hedefin türü, angajman mesafesi, lazer gücü ve hedef üzerinde kalma süresi gibi ayrıntılar paylaşılmadı. Dolayısıyla test önemli bir ilerlemeye işaret etse de sistemin gerçek operasyonel performansı hakkında sınırlı bilgi bulunuyor. ALKA’nın Mayıs 2026 hava hedefi testi
ALKA’nın görev alanları arasında mini ve mikro İHA’lar, dronlar, el yapımı patlayıcılar, şüpheli paketler ve meskûn mahalde kullanılabilecek asimetrik tehditler bulunuyor.
ALKA–KAPLAN HİBRİT enerji sorununa çözüm arıyor
Yüksek enerjili lazer silahlarının önündeki en önemli sorunlardan biri, hedefe gönderilecek ışının üretilmesi kadar sistemin elektrik ihtiyacının sürekli karşılanmasıdır. Ayrıca lazer kaynağı, sensörler ve güç elektroniği çalışırken ortaya çıkan ısının yönetilmesi gerekir.
ROKETSAN ile FNSS tarafından geliştirilen ALKA–KAPLAN HİBRİT Yönlendirilmiş Enerji Silah Sistemi Platformu, bu soruna hareketli bir çözüm getirmeyi amaçlıyor. İlk kez IDEF 2025’te tanıtılan sistemde ALKA, FNSS’nin paletli KAPLAN HİBRİT taşıyıcı platformuna entegre edildi.
FNSS tarafından geliştirilen dizel jeneratör ünitesi hem aracın elektrikli sürüş sistemini besliyor hem de ALKA’nın ihtiyaç duyduğu yüksek gerilimli elektrik gücünü sağlıyor. Böylece ayrı bir enerji aracı veya harici güç ünitesi taşıma ihtiyacının azaltılması hedefleniyor.
Paletli taşıyıcı aynı zamanda ALKA’nın mekanize birliklere eşlik edebilmesini ve ileri bölgelerde görev yapabilmesini kolaylaştırabilir. Bu nedenle ALKA–KAPLAN yalnızca platform entegrasyonu değil, lazer silahının sabit tesis savunmasından hareketli birlik korumasına geçişi açısından da önemli bir adım oluşturuyor. ALKA–KAPLAN’ın SAHA 2026 konfigürasyonu
MKE, TOLGA’ya 20 kW lazer ekledi
Türkiye’nin lazer silah çalışmalarına katılan en yeni büyük üreticilerden biri MKE oldu. Kurum, SAHA 2026’da TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’ne entegre edilen 20 kW fiber lazer silahını ilk kez kamuoyuna tanıttı.
Açıklanan bilgilere göre sistem, dört ayrı 5 kW fiber lazer kaynağının birleştirilmesiyle toplam 20 kW çıkış gücü üretiyor. Lazer kulesinde kullanılan lineer motor teknolojisi ise hedeflerin hassasiyetle ve yüksek hızla takip edilmesini amaçlıyor.
MKE’nin açıkladığı görev profili üç kademeden oluşuyor:
- 4.500–2.500 metre: Hedefin kamerasında geçici körlük veya kamaştırma
- 2.500–1.500 metre: Sensörde kalıcı körlük veya karartma
- 1.500–100 metre: Hedef gövdesinde fiziksel tahribat
Bu rakamlar üretici kaynaklı performans değerleri olarak değerlendirilmelidir. Çünkü meteorolojik şartlar, hedef yüzeyinin malzemesi, hedefin dönüşü, atmosferdeki nem ve toz miktarı ile ışının hedef üzerinde tutulabildiği süre gerçek angajman mesafesini doğrudan etkiler.
MKE’nin lazer silahı; TOLGA’nın namlulu silahları, ENFAL-17 füzesi, radarları ve akustik tespit unsurlarıyla birlikte kullanılacak şekilde geliştiriliyor. Dolayısıyla sistem, tek başına konuşlandırılacak bağımsız bir lazerden çok, TOLGA’nın efektör seçeneklerinden biri olarak konumlanıyor. MKE’nin 20 kW lazer sistemi hakkındaki teknik açıklama
Ancak “göreve hazır” ifadesi ile envantere teslim edilmiş seri üretim sistemi aynı anlama gelmez. Eylül 2026 itibarıyla kamuya açık kaynaklarda teslim edilen sistem sayısına veya operasyonel birliklere dağıtımına ilişkin doğrulanmış ayrıntı bulunmuyor.
NAZAR neden GÖKBERK ve ALKA’dan farklı?
METEKSAN Savunma’nın geliştirdiği NAZAR, diğer Türk lazer sistemlerinden farklı bir görev için tasarlandı. NAZAR’ın temel amacı bir İHA’nın gövdesini yakarak imha etmek değil; elektro-optik veya kızılötesi arayıcı başlığa sahip güdümlü füzelerin sensörlerini lazerle köreltmek ya da yanıltmak.
Bu nedenle NAZAR, lazer elektronik harp veya lazer elektronik taarruz sistemi olarak sınıflandırılmalı. GÖKBERK 10 ve MKE’nin lazeri ise hedef üzerinde ısıl ve fiziksel hasar meydana getiren yüksek enerjili lazer sistemleri arasında yer alıyor.
Başka bir ifadeyle NAZAR’ın başarısı kilovat gücünden ziyade tehdit füzesini ne kadar uzaktan tespit edebildiğine, arayıcı başlığı doğru biçimde sınıflandırmasına ve uygun lazer karşı tedbirini hedef üzerinde tutabilmesine bağlı.
Dolayısıyla Türkiye’nin lazer projelerini sıralarken NAZAR’ı “hard-kill lazer silahlarıyla” aynı sınıfa yerleştirmek teknik açıdan yanıltıcı olur.
ARMOL’un tarihsel rolü devam ediyor
TÜBİTAK BİLGEM tarafından geliştirilen Araca Monteli Lazer Sistemi (ARMOL), Türkiye’nin yüksek enerjili lazer alanındaki erken teknoloji gösterimlerinden biriydi. Yaklaşık 1,25 kW çıkış gücüne sahip sistem, Cobra-I zırhlı araca entegre edilmiş ve çeşitli hedeflere karşı test edilmişti.
ARMOL’un önemi, bugünkü GÖKBERK 10 veya MKE’nin 20 kW sistemleriyle doğrudan güç karşılaştırması yapılmasından çok, Türkiye’nin lazer kaynağı, ışın yönlendirme, hedef takip ve platform entegrasyonu konularındaki ilk mühendislik birikimini temsil etmesidir.
Buna karşın 2024–2026 döneminde ARMOL için kamuya açıklanmış yeni bir seri üretim, teslimat veya güç yükseltme programı bulunmuyor. Bu nedenle ARMOL güncel operasyonel sistem olarak değil, Türkiye’nin lazer silah teknolojisindeki gelişim basamaklarından biri olarak değerlendirilmelidir.
Lazer silahları füze ve topların yerini alacak mı?
Lazer silahlarının en önemli avantajı, yeterli elektrik üretilebildiği sürece çok sayıda angajman gerçekleştirebilmesi ve atış başına maliyetinin güdümlü füzelere göre düşük olmasıdır. Ayrıca ışının hedefe ulaşması için balistik uçuş süresi bulunmaz.
Bununla birlikte lazerler her şartta etkili değildir. Sis, yağmur, yoğun nem, duman, toz ve atmosferik türbülans ışının hedef üzerindeki etkisini azaltabilir. Ayrıca sistemin bir hedefi anında patlatması şart değildir; gerekli hasarı oluşturmak için ışının belirli süre aynı noktada tutulması gerekebilir.
Bu nedenle lazer silahları, füze ve namlulu hava savunma sistemlerinin tamamen yerine geçmeyecek. Aksine düşük maliyetli dronlara karşı pahalı füzelerin kullanımını azaltabilecek ek bir savunma katmanı oluşturacak.
Örneğin elektronik karıştırmaya duyarlı bir dron önce soft-kill yöntemiyle durdurulabilir. Karıştırmaya dayanıklı hedefe lazer yöneltilebilir. Lazer angajmanını zorlaştıran hava şartlarında ise namlulu silah, önleyici dron veya füze kullanılabilir.
Sonuç olarak etkili olan unsur tek başına lazer değil; doğru hedefe doğru efektörü tahsis eden sensör, komuta-kontrol ve silah bütünüdür.
Türkiye prototipten operasyonel lazer savunmasına mı geçiyor?
Türkiye’nin lazer silah projelerinde 2024’ten bu yana açık bir güç ve entegrasyon artışı görülüyor. ASELSAN, 5 kW sınıfındaki GÖKBERK yaklaşımını 10 kW’lık GÖKBERK 10’a taşıdı. ROKETSAN ile FNSS, ALKA’yı enerji üretme kabiliyeti bulunan hibrit paletli platforma entegre etti. MKE ise TOLGA mimarisine 20 kW’lık yeni bir lazer efektörü ekledi.
Ayrıca bu sistemlerin Çelik Kubbe, DRONEDEF ve TOLGA gibi daha geniş hava savunma yapıları içinde konumlandırılması dikkat çekiyor. Böylece Türkiye’nin lazer çalışmaları, münferit prototiplerden sensör ve komuta-kontrol ağıyla ilişkilendirilen savunma efektörlerine doğru ilerliyor.
Ancak operasyonel dönüşümün tamamlandığını söylemek için henüz erken. Seri üretim adetleri, envanter teslimatları, farklı hava şartlarındaki kabul testleri, hedef başına angajman süresi ve sürdürülebilir atış kapasitesi hakkında daha fazla veriye ihtiyaç bulunuyor.
Buna rağmen mevcut tablo önemli bir değişime işaret ediyor: Türkiye artık yalnızca lazer silah teknolojisini deneyen değil, lazeri katmanlı hava savunmanın kullanılabilir bir bileşenine dönüştürmeye çalışan ülkeler arasında yer alıyor.
Türkiye’nin güncel lazer sistemleri
| Sistem | Kuruluş | Açıklanan güç | Temel görev | Eylül 2026 itibarıyla durum |
|---|---|---|---|---|
| GÖKBERK 10 | ASELSAN | 10 kW | İHA ve kritik tesis savunması | Envantere girişe yakın; üretim altyapısı hazırlanıyor |
| GÖKBERK önceki sürüm | ASELSAN | En az 5 kW | İHA, FPV dron ve EYP imhası | Test görüntüleri yayımlandı |
| ALKA | ROKETSAN | Açıklanmadı | Lazer ve elektromanyetik C-UAS | Hava hedefi testi gerçekleştirildi |
| ALKA–KAPLAN HİBRİT | ROKETSAN–FNSS | Açıklanmadı | Hareketli birlik ve kritik tesis savunması | Geliştirme ve platform entegrasyonu sürüyor |
| TOLGA Lazer Silah Sistemi | MKE | 20 kW | Kamaştırma, karartma ve fiziksel tahrip | SAHA 2026’da tanıtıldı; teslimat adedi açıklanmadı |
| NAZAR | METEKSAN | Açıklanmadı | Füze arayıcı başlıklarına karşı lazer elektronik harp | Deniz platformu koruma görevi |
| ARMOL | TÜBİTAK BİLGEM | 1,25 kW | Teknoloji gösterimi ve hedef imhası | Yeni seri üretim gelişmesi açıklanmadı |
Türkiye Muharebe alanında Lazer kullanımı konusunda inisiyatifini geliştirerek prototip üretimden saha da kullanıma ulaşmak istiyor



