Otonom Sistemler

Otonom Harp Komutanlığı: ABD Dünyada Bir İlk mi?

ABD’nin SAWC kararı otonom harbi komutanlık seviyesine taşıyor. Peki bu dünyada bir ilk mi; Çin ve diğer ülkeler bu yeni dönüşümün neresinde?

ABD Otonom Harbi Komutanlık Seviyesine Taşıyor

ABD Güney Komutanlığı, otonom, yarı otonom ve insansız sistemleri çok alanlı harekât içerisinde kullanmak üzere Otonom Harp Komutanlığı kuruyor. Ancak Güney Kore, Ukrayna, Rusya ve Tayvan’ın daha önce oluşturduğu drone teşkilatları, “dünyada bir ilk” değerlendirmesini dikkatle yapmayı gerektiriyor. Çin ise aynı dönüşümü müstakil bir komutanlık ilan etmeden yürütüyor.

ABD Güney Komutanlığı (U.S. Southern Command–SOUTHCOM), 21 Nisan 2026’da SOUTHCOM Autonomous Warfare Command–SAWC, yani SOUTHCOM Otonom Harp Komutanlığının kurulması yönünde talimat verildiğini açıkladı. SAWC’nin, tam olarak teşkil edildiğinde deniz tabanından uzaya ve siber alana kadar uzanan görev ortamında otonom, yarı otonom ve insansız sistemlerden yararlanması öngörülüyor.

Bu gelişme, ilk bakışta yeni bir drone komutanlığının kurulması gibi görünebilir. Ancak SAWC’nin adı, görev tanımı ve öngörülen kapsamı daha farklı bir dönüşüme işaret ediyor. Çünkü ABD burada yalnızca insansız platformları aynı çatı altında toplamayı değil; insan–makine takım çalışmasını, yapay zekâ entegrasyonunu, veri paylaşımını ve farklı özerklik seviyelerindeki sistemleri müşterek harekâtın parçası hâline getirmeyi hedefliyor.

Dolayısıyla asıl soru şu: ABD gerçekten dünyanın ilk Otonom Harp Komutanlığını mı kuruyor, yoksa daha önce başka ülkeler tarafından başlatılan insansız sistemler dönüşümünü yeni ve daha iddialı bir isim altında mı kurumsallaştırıyor?

SAWC nedir ve ne yapmak üzere kuruluyor?

SOUTHCOM Komutanı Orgeneral Francis L. Donovan tarafından kuruluş süreci başlatılan SAWC, ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi, savunma politikaları, bölgesel güvenlik iş birliği ve operasyonel üstünlük hedeflerini destekleyecek.

SOUTHCOM’un resmî açıklamasına göre yeni komutanlık, tamamen kurulduğunda farklı alanlardaki tehditlere karşı:

  • Otonom platformları,
  • Yarı otonom sistemleri,
  • Uzaktan yönetilen insansız araçları,
  • Yapay zekâ destekli araç ve yazılımları,
  • İnsan–makine takım çalışmasını,
  • Çok alanlı veri ve komuta-kontrol bağlantılarını

birlikte kullanacak.

SAWC’nin görevleri yalnızca doğrudan askerî taarruzlarla sınırlı tutulmuyor. Komutanlığın narkotik ve kartel ağlarının tespit edilmesi ve etkisizleştirilmesi ile büyük doğal afetlerin yol açtığı krizlere müdahale edilmesi gibi farklı görevlerde de çalışması planlanıyor.

Bununla birlikte önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: SOUTHCOM, 21 Nisan’da SAWC’nin tamamen faaliyete geçtiğini değil, kurulmasının emredildiğini açıkladı. Resmî metinde “tam olarak kurulduğunda” ve “faaliyetlerine başlamasına yönelik hazırlık sürecinde” anlamına gelen ifadeler kullanılıyor. Bu nedenle SAWC, açıklamanın yapıldığı tarihte tamamlanmış ve tam operasyonel bir komutanlık olarak değerlendirilmemeli.

Her drone otonom sistem değildir

SAWC’yi diğer ülkelerdeki drone komutanlıklarıyla karşılaştırırken “drone”, “insansız sistem” ve “otonom sistem” kavramlarının birbirinden ayrılması gerekiyor.

Drone veya insansız araç, platformda insan bulunmadığını ifade eder. Ancak bu durum aracın kendi kararlarını verebildiği anlamına gelmez. Günümüzde kullanılan askerî dronların önemli bir bölümü insan operatörlere ve haberleşme bağlantılarına bağımlıdır.

Örneğin FPV taarruz dronları çoğunlukla operatör tarafından doğrudan yönetilir. MQ-9 benzeri büyük İHA’lar gelişmiş uçuş otomasyonuna sahip olsa da görev kararları insanlardan gelir. Önceden belirlenmiş rota üzerinde uçmak veya otomatik pilot kullanmak da tek başına tam otonomi anlamına gelmez.

Otonomi seviyesi arttıkça sistem; çevresini algılama, rotasını uyarlama, görev dağılımı yapma ve belirli şartlar altında hareket biçimini seçme yeteneği kazanır. Buna rağmen hedef seçimi ve ölümcül güç kullanımı gibi kritik kararların insan denetiminde tutulup tutulmayacağı hem askerî hem de hukuki tartışmaların merkezinde bulunuyor.

Otonom Harp Komutanlığı
Otonom Harp Komutanlığı ABD gündeminde

Bu nedenle Güney Kore’nin Drone Harekât Komutanlığı veya Tayvan’ın İnsansız Sistemler Eğitim Komutanlığı doğrudan birer otonom harp karargâhı olarak değerlendirilmemeli. Platformun insansız olması ile görev ve karar süreçlerinin otonom olması aynı şey değildir.

DefenceTrend’de daha önce ele aldığımız Rus Shahed dronunda füzenin operatör tarafından ateşlenmesi de bu ayrımın somut örneklerinden birini oluşturuyor. Platform insansız olsa da tespit ve ateşleme süreci insan kontrolüne dayanabiliyor.

Güney Kore drone komutanlığını 2023’te kurdu

ABD, drone harekâtını komutanlık düzeyinde teşkilatlandıran ilk ülke değil. Güney Kore, Kuzey Kore dronlarının Aralık 2022’de hava sahasını ihlal etmesinin ardından Drone Operations Command–Drone Harekât Komutanlığını 1 Eylül 2023’te faaliyete geçirdi.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığına bağlı müşterek yapı; drone tehditlerine karşı savunma, keşif-gözetleme, psikolojik harekât, elektromanyetik harp ve gerektiğinde taarruz görevleri için oluşturuldu. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerini içeren komutanlık, Güney Kore’nin ilk müşterek muharip drone komutanlığı olarak tanımlandı.

Ancak bu yapı ağırlıklı olarak drone ve karşı-drone harekâtına odaklanıyor. Deniz tabanı, uzay, siber alan, yapay zekâ destekli karar yönetimi ve çok alanlı insan–makine takımları bakımından SAWC kadar geniş bir görev tanımı açıklanmadı.

Ukrayna dünyadaki ilk ayrı İnsansız Sistemler Kuvvetini kurdu

Aslında Ukrayna, kurumsal seviye bakımından Güney Kore’den daha ileri bir model benimsedi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, 6 Şubat 2024’te Unmanned Systems Forces–İnsansız Sistemler Kuvvetlerinin kurulmasını başlattı. Yapı, Haziran 2024’te Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin ayrı bir kuvvet sınıfı hâline geldi.

Ukrayna Savunma Bakanlığı, bu yapıyı hava araçları, kara robotları, insansız suüstü araçları ve sualtı dronlarını birlikte kullanan dünyanın ilk özel askerî kuvvet sınıfı olarak tanımlıyor.

Bu model yalnızca platform kullanımıyla sınırlı değil. İnsansız Sistemler Kuvvetleri; keşif, taarruz, savunma, elektronik harp ve stratejik derinlikte hedefleme kabiliyetlerini birlikte yürütüyor. Ayrıca kendisine drone ve elektronik harp sistemleri tedarik edebilme yetkisi de verildi.

Bununla birlikte Ukrayna’nın yapısı esas olarak insansız ve robotik platformlar üzerinden tanımlanıyor. SAWC ise adlandırmasını platformdan değil, doğrudan gelecekteki otonom harp biçiminden alıyor.

Rusya, Ukrayna modelini takip etti

Rusya, Aralık 2024’te başlattığı çalışmaların ardından İnsansız Sistemler Kuvvetlerini 12 Kasım 2025’te ayrı bir askerî kuvvet sınıfı olarak ilan etti.

Rusya’nın açıklamasına göre yeni yapının komuta kademeleri, standart alayları, taburları ve diğer birlikleri oluşturuldu. Bu birliklerin faaliyetlerinin tek bir plan altında, diğer kuvvetlerle koordineli biçimde yürütülmesi öngörüldü.

Dolayısıyla Rusya da SAWC’nin kuruluş talimatından yaklaşık beş ay önce insansız sistemlere özgü merkezî bir askerî teşkilata sahipti. Ancak Rus modelinin açık kaynaklardaki görev tanımı da öncelikle drone ve robotik sistemlerin kullanılması, personel yetiştirilmesi ve muharip birliklerin merkezî plan altında yönetilmesi üzerinde duruyor.

Tayvan SAWC’den 11 gün önce eğitim komutanlığı kurdu

Tayvan da Çin’in artan askerî baskısı ve Ukrayna Savaşı’ndan çıkarılan dersler doğrultusunda önemli bir dönüşüm başlattı.

Ocak 2025’te kurulan Drone Eğitim Merkezi, 10 Nisan 2026’da Army Unmanned Systems Training Command–Kara Kuvvetleri İnsansız Sistemler Eğitim Komutanlığına dönüştürüldü. Böylece Tayvan, SAWC’nin kuruluş talimatından yalnızca 11 gün önce insansız sistemlere ayrılmış bir komutanlık oluşturmuş oldu.

Ancak Tayvan’ın yapısı öncelikle:

  • Eğitim,
  • Standardizasyon,
  • Test ve değerlendirme,
  • Araştırma-geliştirme,
  • Kullanım usullerinin hazırlanması,
  • Drone birliklerinin eğitim eşgüdümü

gibi görevlerden sorumlu.

Bunun yanı sıra Tayvan Kara Kuvvetleri Nisan 2026’da üç harekât bölgesinde drone taburları kurdu. Bölgesel topçu komutanlıklarına bağlanan bu birlikler, keşif ve taarruz dronlarını topçu hedefleme zinciriyle bütünleştiriyor. Penghu Adaları’ndaki mevcut drone bölüğünün de tabura yükseltilmesi planlanıyor.

Buna karşın Tayvan’ın eğitim komutanlığı, müşterek otonom harbi doğrudan yöneten operasyonel bir karargâh değil. Dolayısıyla Tayvan örneği, ABD’nin ilk drone komutanlığını kurmadığını gösterse de SAWC’nin özgün niteliğini tamamen ortadan kaldırmıyor.

Çin otonom harp yarışının neresinde?

Çin açık kaynaklarında SAWC’ye doğrudan karşılık gelen “Otonom Harp Komutanlığı” veya Ukrayna modeline benzeyen bağımsız bir İnsansız Sistemler Kuvveti ilanına rastlanmıyor.

Ancak bu durum Çin’in otonom harp konusunda ABD’nin gerisinde olduğu anlamına gelmiyor. Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), otonom ve insansız sistemleri müstakil bir kuvvette merkezîleştirmek yerine mevcut kara, deniz ve hava birlikleri ile müşterek komuta ağına dağıtıyor.

Çin’in bu alandaki temel kavramı:

智能化战争 — Zhìnénghuà Zhànzhēng
Akıllılaştırılmış Harp / Intelligentized Warfare

Akıllılaştırılmış harp; yalnızca dronları değil, yapay zekâ destekli istihbarat değerlendirmesini, akıllı komuta-kontrolü, insanlı–insansız takım çalışmasını, otonom platformları, sürü sistemlerini, büyük veri analizini ve bilişsel alanı kapsıyor.

Çin Savunma Bakanlığında 2018’de yayımlanan bir değerlendirmede, otonom insansız muharebe platformlarının kitlesel olarak hizmete girmesiyle insansız harekâtın gelecekteki savaşın belirleyici biçimlerinden biri olabileceği savunuluyordu. Dolayısıyla Çin, SAWC’nin açıklanmasından yıllar önce otonom harbin kavramsal ve teknik altyapısını tartışmaya başlamıştı.

Çin müstakil komutanlık yerine dağıtık bütünleşmeyi seçiyor

PLA’nın açık yayınları, farklı kuvvetlerde drone keşif takımları, keşif-taarruz alayları, insansız kara araçları, insansız suüstü ve sualtı sistemleri bulunduğunu gösteriyor. Ayrıca bu sistemlerin topçu ateşi, hedef tespiti, istihbarat ve müşterek taarruz zincirleriyle bütünleştirilmesi üzerinde çalışılıyor.

Çin’in resmî müşterek harekât değerlendirmelerinde sualtındaki insansız “balık sürülerinin”, karadaki robotik “kurt sürülerinin” ve havadaki drone “arı sürülerinin” müşterek tatbikatlara katıldığı belirtiliyor. Bununla birlikte Çin, söz konusu birliklerin tam adlarını, kadrolarını, konuşlanma yerlerini ve komuta zincirlerini ayrıntılı biçimde paylaşmıyor.

Çin’in yaklaşımı tek tek üstün dronlar üretmekten ziyade, farklı insansız platformları savaş alanındaki ortak bilgi ağına bağlamaya dayanıyor. Bu kapsamda sensörlerden gelen verilerin birleştirilmesi, yapay zekâyla değerlendirilmesi ve uygun insanlı veya insansız vurucu unsura aktarılması hedefleniyor.

Bu dönüşüm, DefenceTrend’de daha önce incelediğimiz GJ-11 insansız savaş uçağı gibi tekil platformlardan daha geniş bir anlama sahip. Çünkü belirleyici olan yalnızca aracın görünmezliği veya menzili değil, diğer sensör ve silahlarla aynı muharebe ağı içinde nasıl davranacağıdır.

Çin’de otonom komuta nasıl düşünülüyor?

Çin askerî yayınları, geniş insansız sürülerin insanlar tarafından araç araç yönetilmesinin sürdürülebilir olmadığını kabul ediyor. Bu nedenle insanın görev maksadını ve sınırları belirlediği; yapay zekâ destekli sistemlerin ise rota, görev ve kaynak dağılımını yaptığı bir kontrol modeli tartışılıyor.

Bu yaklaşımda:

  1. İnsan komutan görevi, öncelikleri ve yetki sınırlarını belirliyor.
  2. Yapay zekâ destekli komuta sistemi seçenekler üretiyor.
  3. İnsansız sistemler sensör verilerini kendi aralarında paylaşıyor.
  4. Sürü, alt görevleri platformlar arasında dağıtabiliyor.
  5. İnsan operatör harekâtı gözetiyor ve kritik kararlara müdahale ediyor.
  6. Haberleşme zayıfladığında sistemler, yüklenen görev mantığı içinde harekâta devam edebiliyor.

Dolayısıyla Çin’in otonom harp anlayışı, SAWC’nin gelecekte yürütmesi beklenen bazı işlevlerle önemli ölçüde örtüşüyor. Fakat Çin bu kabiliyetleri kamuoyuna açık bir “Otonom Harp Komutanlığı” tabelası altında toplamış değil.

Çin neden ABD kadar açık bilgi paylaşmıyor?

ABD, SAWC’nin adını, kuruluş talimatını, genel görev alanını ve DAWG ile kurulacak iş birliğini yayımladı. Çin ise çoğunlukla “belirli bir birlik”, “bir tugay” veya “bir harekât unsuru” gibi genel ifadeler kullanıyor.

Bu nedenle açık kaynaklarda bir PLA Otonom Harp Komutanlığı bulunamaması iki farklı şekilde yorumlanabilir:

  • Çin gerçekten müstakil bir otonom harp komutanlığı kurmamış olabilir.
  • Benzer görevleri yürüten deneysel veya işlevsel yapılar mevcut olabilir; ancak bunlar kamuoyuna açıklanmamış olabilir.

Açık kaynak analizinin sınırları nedeniyle ikinci ihtimali kesinleştirmek mümkün değil. Bu nedenle “Çin’de böyle bir yapı yoktur” demek yerine, Çin tarafından açıkça ilan edilmiş böyle bir komutanlık bulunmadığını söylemek daha doğru olur.

SAWC gerçekten dünyada bir ilk mi?

Karşılaştırma, ilk olma iddiasının hangi ölçüte göre yapıldığına bağlı olduğunu gösteriyor:

Ülke Yapı Tarih Temel nitelik
Güney Kore Drone Harekât Komutanlığı 1 Eylül 2023 Müşterek drone ve karşı-drone harekâtı
Ukrayna İnsansız Sistemler Kuvvetleri Haziran 2024 Ayrı askerî kuvvet sınıfı
Rusya İnsansız Sistemler Kuvvetleri 12 Kasım 2025 Merkezî kuvvet, alay ve tabur yapılanması
Tayvan İnsansız Sistemler Eğitim Komutanlığı 10 Nisan 2026 Eğitim, test, doktrin ve standardizasyon
ABD SOUTHCOM Otonom Harp Komutanlığı Kuruluş talimatı: 21 Nisan 2026 Çok alanlı otonom, yarı otonom ve insansız harekât
Çin Açıklanmış müstakil karşılık yok Mevcut kuvvetlere dağıtılmış akıllı ve insansız savaş mimarisi

Bu tabloya göre ABD, drone veya insansız sistemler için komutanlık kuran ilk ülke değildir. Hatta Ukrayna ve Rusya, kurumsal hiyerarşi bakımından SAWC’den daha yüksek seviyede ayrı insansız sistemler kuvvetleri oluşturdu.

Ancak SAWC; platform türünden ziyade otonom harbi, deniz tabanından uzaya ve siber alana kadar uzanan müşterek bir görev alanı olarak adlandıran, kamuoyuna açıklanmış ilk operasyonel komutanlık örneklerinden biri olabilir.

Bununla birlikte SOUTHCOM’un resmî açıklaması “dünyanın ilk Otonom Harp Komutanlığı” şeklinde küresel bir iddia içermiyor. Bu nedenle söz konusu nitelendirmeyi kesin bir olgu olarak değil, karşılaştırmalı açık kaynak değerlendirmesi olarak kullanmak gerekiyor.

Drone kuvvetinden otonom harp karargâhına

SAWC, Pentagon’un daha önce başlattığı Replicator ve Defense Autonomous Warfare Group–DAWG dönüşümünün operasyonel seviyedeki devamı olarak okunabilir.

DefenceTrend’de ele aldığımız Replicator’dan DAWG’ye geçiş, ABD’nin tek tek platform satın almaktan daha geniş bir otonom harp mimarisine yöneldiğini gösteriyordu. Çünkü binlerce drone üretmek; bu araçların haberleşmesi, görev paylaşımı, veri güvenliği, elektronik harp dayanıklılığı ve komuta sorumluluğu çözülmeden tek başına yeterli değil.

SAWC tam da bu boşluğa yerleşebilir. Başka bir ifadeyle DAWG; politika, tedarik, teknoloji ve Pentagon ölçeğindeki yönlendirmeyi sağlarken SAWC, ortaya çıkan kabiliyetlerin bir coğrafi muharip komutanlık içerisinde gerçek görevlere dönüştürüldüğü operasyonel merkez olabilir.

DefenceTrend değerlendirmesi

Dünyadaki kurumsal gelişim kabaca şu çizgide ilerliyor:

Drone kullanan birlikler → drone taburları ve alayları → müşterek drone komutanlıkları → insansız sistemler kuvvetleri → insanlı–insansız müşterek harekât → otonom harp komutanlığı

SAWC’yi farklılaştıran unsur, envanterindeki bütün araçların tam otonom olması değil. Aksine komutanlığın ilk aşamada uzaktan yönetilen, yarı otonom ve gelişmiş otonomiye sahip çok farklı sistemleri birlikte kullanması bekleniyor.

Bu nedenle SAWC’nin adı bugünkü platform envanterinden çok, ABD’nin ulaşmak istediği gelecekteki harp modelini tarif ediyor. Pentagon, otonom sistemlerin henüz bütün sorunları çözülmeden teşkilatını şimdiden bu gelecek tasarımına göre şekillendiriyor.

Çin ise aynı hedefe başka bir örgütlenme modeliyle yaklaşıyor. ABD görünür ve merkezî bir komutanlık kurarken Çin, otonom ve insansız kabiliyetleri mevcut kuvvetlere, müşterek komuta merkezlerine ve savaş ağına dağıtıyor. Dolayısıyla yarışın sonucu yalnızca kimin önce “Otonom Harp Komutanlığı” kurduğuyla değil; kimin insan, makine, veri, yapay zekâ ve silah sistemlerini güvenilir bir karar ağı içinde bütünleştirebildiğiyle belirlenecek.

Sonuç olarak SAWC için en ölçülü tanımlama şu olabilir:

SAWC, dünyadaki ilk drone veya insansız sistemler komutanlığı değildir. Bununla birlikte otonom harbi çok alanlı operasyonel bir görev olarak tanımlayan ve bunu doğrudan adında taşıyan, kamuoyuna açıklanmış ilk askerî komutanlık örneklerinden biridir.

Sosyal Medyalardan Bizi Takip Edebilirsiniz:

Yusuf ERGE

Silahlı Kuvvetlerinde, Hava kuvvetleri personeli olarak üst rütbelerde uzun süre görev yapmış olarak. 2022 yılında emekli olmuştur. "Siyasi Tarih ve Uluslararası İlişkiler" konusunda yüksek lisans yaptıktan sonra "Halkla ilişkiler ve Tanıtım" bölümünde ikinci üniversite okudu. NATO da "Stratejik İletişim" danışmanı olarak görev yaptı. Halen savunma sanayisinde görevler almaktadır. DefenceTrend kurucusu ve editörlerinden birisi olup tecrübe ve bilgi birikimini okuyucuları ile paylaşmaktadır.

Yazarın Diğer Haberleri

Başa dön tuşu
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi sitemiz için devre dışı bırakınız.