Denizlerin Yeni Hakimi: SOM-J Tam İsabet Vurdu
Milli seyir füzesi SOM-J, denizin hemen üzerinden uçarak hedefi imha etti. Türkiye'nin bu yerli gücü, denizlerdeki dengeleri nasıl değiştirecek?
ANKARA – Türkiye, milli savunma sanayii alanında stratejik bir kilometre taşını daha geride bıraktı. TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen ve endüstriyel üretiminden Roketsan‘ın sorumlu olduğu SOM-J seyir füzesi, 13 Ekim 2025 tarihinde gerçekleştirilen zorlu bir test atışında, deniz üzerindeki bir hedefi kusursuz bir isabetle imha etti.
Ayrıca, kamuoyuyla paylaşılan test görüntüleri, füzenin en kritik yeteneklerinden biri olan denizin sadece birkaç metre üzerinden uçma, yani “sea-skimming” kabiliyetini de çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Bu nedenle, bu başarılı test, Türkiye’nin yerli güdüm, veri bağı ve arayıcı başlık teknolojilerinde ulaştığı olgunluk seviyesini kanıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’ne dışa bağımlılığı ortadan kaldıran paha biçilmez bir vuruş gücü kazandırıyor.
Denizlerin Üzerinde Süzülen Ölümcül Tehdit: “Sea-Skimming”
SOM-J’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, şüphesiz deniz yüzeyine çok yakın bir profilde uçabilmesidir. Bu kabiliyet, modern deniz harbinde hayati bir öneme sahiptir. Çünkü bir füze su yüzeyine ne kadar yakın uçarsa düşman gemilerinin radarları tarafından tespit edilmesi o kadar zorlaşır. Radarların ufuk çizgisi sınırlaması nedeniyle, alçaktan gelen bir hedef çok geç fark edilir.
Sonuç olarak, bu durum düşman hava savunma sistemlerinin tepki verme süresini dramatik bir şekilde kısaltır. SOM-J, bu özelliği sayesinde hedefine adeta bir hayalet gibi süzülerek, karşı tarafın savunma katmanlarını aşma ve beklemediği bir anda vuruş yapma potansiyeline sahip oluyor.
Akıllı Füzenin Anatomisi: Gelişmiş Teknoloji Paketi
SOM-J’nin başarısının arkasında, tamamen yerli imkanlarla geliştirilmiş bir teknoloji paketi yatıyor. Yaklaşık 540 kg ağırlığındaki füze, orta tonajlı fırkateyn ve korvet gibi su üstü hedeflerini etkisiz hale getirebilecek 140 kg’lık yüksek patlayıcılı ve yarı zırh delici bir harp başlığı taşıyor. Bununla birlikte, füzenin asıl gücü, akıllı güdüm sisteminden geliyor. Füze, karıştırmaya dayanıklı Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS) ile desteklenen Ataletsel Navigasyon Sistemi (ANS) ve Arazi Referanslı Navigasyon (AReN) sistemlerini bir arada kullanıyor.
Bu çok katmanlı güdüm mimarisi, GPS sinyallerinin kesildiği veya karıştırıldığı zorlu elektronik harp ortamlarında bile füzenin yolunu hassasiyetle bulmasını sağlıyor. Ek olarak, füzenin terminal yani son vuruş aşamasında Görüntüleyici Kızılötesi (IIR) arayıcı başlığı devreye giriyor. Bu başlık, hedefin ısı izini algılayarak otonom bir şekilde kilitleniyor ve vuruşun mutlak bir hassasiyetle gerçekleşmesini garanti ediyor.
Sahadaki Oyun Değiştirici: Operasyonel Esneklik ve Stand-Off
Bu test, Türk Hava Kuvvetleri için “stand-off” yani düşman menziline girmeden, güvenli mesafeden taarruz kabiliyetinde yeni bir çağın habercisidir. F-16 gibi platformlardan fırlatılabilen SOM-J, pilotların ve uçakların, gemi konuşlu hava savunma sistemlerinin ölümcül menziline yaklaşmadan görevlerini icra etmelerine olanak tanıyor. Füzenin sahip olduğu iki yönlü veri bağı (datalink) ise operasyonel esnekliği en üst düzeye çıkarıyor.
Bu teknoloji sayesinde, füze hedefe doğru uçarken bile operatör tarafından yeni komutlar alabiliyor, hedef değiştirebiliyor veya görevi iptal edebiliyor. Ayrıca bu veri bağı sayesinde birden fazla füze ile koordineli saldırılar düzenlemek de mümkün hale geliyor. Bu durum, Türkiye’nin yabancı ülkelerin onayına veya kısıtlamalarına tabi olmadan denizlerdeki hedeflere karşı caydırıcı bir güç kullanabilmesi anlamına geliyor.
Milli Gücün Sinerjisi: Roketsan ve TÜBİTAK SAGE Ortaklığı
SOM-J programının ulaştığı bu nokta, Türk savunma sanayisindeki başarılı iş modeli olan Ar-Ge ve sanayileşme sinerjisinin en güzel örneklerinden biridir. Projenin beyni ve geliştiricisi olan TÜBİTAK SAGE, en ileri teknolojileri tasarlayıp doğrularken sanayileşme ve entegrasyon devi Roketsan bu tasarımları seri üretime hazır, sahada kullanılabilir ve güvenilir bir mühimmata dönüştürüyor. Bu güçlü ortaklık sadece SOM-J’nin değil gelecekte geliştirilecek nice milli füze ailesinin de temelini oluşturarak Türkiye’nin bu alandaki teknolojik bağımsızlığını pekiştiriyor.
Her başarılı test atışı, Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz ve Karadeniz gibi hayati deniz havzalarındaki hak ve menfaatlerini koruma kararlılığını güçlendiriyor. SOM-J, artık sadece bir mühendislik harikası değil aynı zamanda Mavi Vatan‘ın çelikten bir muhafızı olarak envantere girmeye gün sayıyor.





