Yeni C‑UAS Dönemi, Multi‑Sensor Fusion ve Drone Tehdidi
Çoklu sensör füzyonu (termal, elektro‑optik, akustik ve RF) küçük İHA tehditlerine karşı etkin bir bir operasyonel üstünlük sağlıyor. Yeni bir katman oluştu.
Small Drone Threat & C-UAS Challenge: Küçük Drone Tehdidi Güvenlik Mimarilerini Nasıl Dönüştürüyor?
Küçük insansız hava araçları artık yalnızca hobi veya ticari kullanım araçları değil; askeri üslerden havaalanlarına, kritik altyapılardan cephe hatlarına kadar geniş bir tehdit spektrumunun parçası haline gelmiş durumda. Düşük maliyet, kolay erişilebilirlik ve asimetrik kullanım avantajı, küçük drone’ları modern güvenlik mimarileri için çözülmesi gereken öncelikli problemlerden biri yapıyor.
Multi-Sensor Fusion & Drone Detection: C-UAS Mimarisinin Yeni Omurgası
Bu tehdit ortamında geliştirilen yeni nesil drone tespit mimarileri, tek bir sensörün performansını artırmaya odaklanmak yerine sensörler arası veri birleşimine yöneliyor. Termal kameralar, elektro‑optik sistemler, akustik algılayıcılar ve RF tabanlı tanımlama katmanlarının tek bir karar döngüsünde buluşmasıyla ortaya çıkan yapı, artık yalnızca bir tespit çözümü değil; hızlandırılmış bir karar üretim mekanizması haline geliyor. Bu yaklaşımın merkezinde ise “multi‑sensor fusion” yer alıyor.
Sensor Fusion Architecture: Sensörler Arası Boşlukları Kapatmanın Gerçek Gücü
Füzyon mimarisinin en kritik katkısı, sensör performanslarını toplamak değil; sensörler arası boşlukları kapatmaktır. Görünür spektrum kameranın odak kaybı yaşadığı veya düşük kontrast nedeniyle hedefi ayırt edemediği bir senaryoda termal sensör devreye girer. Görsel teyidin yetersiz kaldığı mesafelerde akustik imza destekleyici rol oynar. Kooperatif yani iş birlikçi hava araçları ise RF/ADS‑B katmanı üzerinden filtrelenerek yanlış alarm riski azaltılır. Böylece sistem, tek bir sensörün hata üretme ihtimaline karşı dayanıklı hale gelir.
Detection to Decision Loop: C2 ve Decision Latency Perspektifinde Füzyon
Bu yapı, küçük ölçekli bir C‑UAS düğümü gibi çalışsa da mimari mantığı itibarıyla çok daha geniş bir komuta‑kontrol paradigmasının yansımasıdır. Sensör verisinin yalnızca toplanmadığı, aynı zamanda anlamlandırıldığı bu yapı; tespit doğruluğu kadar karar güvenilirliği de üretir. Füzyonun asıl değeri de burada ortaya çıkar: detection accuracy’den decision reliability’e geçiş.
Thermal Drone Detection & EO/IR Advantage: Termal Sensörler Neden Oyunun Kurallarını Değiştiriyor?
Termal sensörlerin bu mimari içindeki rolü özellikle dikkat çekicidir. Görece düşük çözünürlüğe rağmen görünür spektrum kameralarla benzer performans gösterebilmesi, termalin yalnızca gece operasyonları için değil, gündüz C‑UAS mimarileri için de kritik bir katman olduğunu ortaya koyar. Düşük ışık bağımlılığı, kontrast avantajı ve odak sorunlarından etkilenmemesi, termali elektro‑optik sensörlerin doğal tamamlayıcısı haline getirir.
Acoustic Drone Detection: Akustik Tespit ile Görülmeyeni Duymak
Akustik katman ise çoğu zaman göz ardı edilse de özellikle düşük irtifa ve görüş hattı kısıtlı senaryolarda önemli bir destek üretir. Pervane ve motor frekanslarının sınıflandırılması, drone ile helikopter gibi benzer hava hedeflerinin ayrıştırılmasını mümkün kılar. Her ne kadar menzil sınırlı olsa da akustik sensörler füzyon mimarisinde tamamlayıcı bir doğrulama katmanı görevi görür.
ADS-B Filtering & Cooperative Target Identification: Kooperatif Hedef Ayrıştırma Katmanı
Kooperatif hedeflerin ayrıştırılması da füzyon mimarisinin bir diğer kritik boyutudur. ADS‑B yada Remote ID gibi yayın yapan platformların sistem tarafından tanınması, dost veya sivil hava trafiğinin tehdit resminden çıkarılmasını e düşmanca reaksiyon gösterilmemesini sağlar. Bu yalnızca yanlış alarmı azaltmaz; aynı zamanda reaksiyon süresini kısaltarak karar döngüsünü hızlandırır. Bu çalışmalar ile Blue Drone Air Picture oluşturulması ve dost hava sahasının daha güvenli olması mümkün hale gelmektedir.

Domain Integration Network (DIN) & Multi-Domain Integration: Füzyonun Çok Alanlı Evrimi
Bu noktada füzyon mimarisini yalnızca sensör birleşimi olarak görmek eksik bir okuma olur. Çünkü aynı mantık, daha geniş ölçekli harekât ağlarının da temelini oluşturur. Domain Integration Network (DIN) yaklaşımı, sensör füzyonunu platform içi veri birleşiminin ötesine taşıyarak farklı harekât alanları arasında veri dolaşımına dönüştürür. Hava sahasında üretilen bir tespit verisinin kara konuşlu bir hava savunma unsuruna, deniz platformundaki bir silah sistemine veya elektronik harp katmanına eş zamanlı akabilmesi, füzyonun çok alanlı ve çok katmanlı versiyonunu temsil eder.
Edge Node to Multi-Domain Network: Füzyonun Ölçeklenmesi ve Kill-Web Mantığı
Bu perspektiften bakıldığında küçük ölçekli drone tespit füzyonu, DIN mimarisinin saha seviyesindeki prototipi olarak görülebilir. Sensörler arası boşluk kapatma mantığı ile domain’ler arası boşluk kapatma mantığı aynı prensibe dayanır. Nasıl ki termal sensör elektro‑optik sistemin kör noktasını kapatıyorsa, uzay tabanlı ISR da kara konuşlu radarın kapsama boşluklarını tamamlar. Füzyon böylece yatay sensör entegrasyonundan dikey domain entegrasyonuna evrilir.

CLUE (Blue Drone Picture) & Autonomous Airspace Security: Otonom Hava Resmi Güvenliği
Benzer mimari yaklaşım, dost otonom sistemlerin hava resmini üretmeye odaklanan CLUE konseptinde de görülür. CLUE ürün olarak da ABD tarafından Almanya da ki askeri üs içinde uygulanmaya başlandı. Burada amaç yalnızca tehdit tespiti değil; dost unsurların konum ve kimlik doğrulamasını aynı ağ içinde güvenli biçimde yönetmektir. Füzyon bu bağlamda bir savunma çözümü olmaktan çıkar, otonom harekâtın emniyet katmanına dönüşür.
Layered C-UAS Architecture & Sensor-Effector Orchestration: Katmanlı Savunma Ağları
Katmanlı C‑UAS mimarileri geliştirmeyi hedefleyen modern girişimlerde de aynı tasarım prensibi öne çıkar. Sensör ve efektörlerin modüler fakat veri akışı açısından entegre biçimde çalışması, füzyonun teknik bir özellik değil mimari bir zorunluluk olduğunu gösterir. Başarı metriği artık tek bir sensörün performansı değil; sensörler arası orkestrasyonun verimliliğidir.
ABD yakın gelecekte 150 bin kamikaze dron envantere almayı planlamakta olup bu platformların hava sahasına entegrasyonu ve COP (Common Operation Picture) tarafından görünür olması sensör füzyon teknolojisinin bir uygulaması olmaktadır.
Conclusion – Multi-Sensor Fusion as the Core of Future C-UAS and Multi-Domain Warfare
Sonuç olarak çoklu sensör füzyonu, küçük drone tehdidine karşı geliştirilmiş bir teknoloji çözümünden çok daha fazlasını temsil eder. Bu yaklaşım, modern savaş alanının veri üretim ve karar verme mantığının küçük ölçekli bir modelidir. Sensör çeşitliliği arttıkça veri hacmi büyür; ancak gerçek üstünlük bu verinin ne kadar hızlı ve güvenilir biçimde anlamlandırıldığıyla belirlenir.

Bu nedenle drone detection füzyonu, yalnızca bir C‑UAS kabiliyeti değil; geleceğin çok alanlı harekât mimarisinin (MDO; Multi Domain Operation) en küçük ama en öğretici prototiplerinden biri olarak okunmalıdır.
NATO Katmanlı C-UAS Deneylerinden Operasyonel Entegrasyona
NATO Allied Command Transformation tarafından yürütülen LCI-X (Layered Counter-UAS Initiative), 2024 yılında konsept geliştirme süreciyle şekillenmeye başlamış; 2026’da ise “Beacon Project” (Beacon Project, NATO içinde bir konunun “stratejik öncelik ve hızlandırılmış deney programı” seviyesine çıktığını gösteren bir çerçevedir) statüsüyle hızlandırılmıştır. Girişim, NATO’nun dağınık C-UAS çözümlerini katmanlı ve birlikte çalışabilir bir mimariye dönüştürmeyi hedeflemektedir.
NATO Allied Command Transformation tarafından 2026 “Beacon Project” çerçevesinde yürütülen LCI-X (Layered Counter-UAS Initiative), NATO’nun dağınık C-UAS çözümlerini katmanlı ve birlikte çalışabilir bir mimariye dönüştürmeyi hedefliyor.
Bu faaliyet aslında ABD tarafından başlatılan Project Flytrap 4.5 ile oldukça benzer hedefler ve amaçlar taşımaktadır. ABD bu proje ile ordusunda hızlı ve maliyet etkin C UAS çözümleri aramaktadır.





