NATO, Norveç Denizi’nde Rus Denizaltısını Avlıyor
NATO, Norveç Denizi’nde Rus denizaltısının USS Gerald R. Ford’u tehdit ettiği iddiasıyla yoğun anti-denizaltı operasyonu başlattı. P-8A Poseidon uçakları devrede.
Norveç Denizi’nde Yoğun Anti-Denizaltı Operasyonu
27 Ağustos 2025’te, Norveç Haber Ajansı Dagbladet’in bildirdiğine göre, NATO, USS Gerald R. Ford uçak gemisine yönelik potansiyel bir Rus denizaltı tehdidi üzerine Norveç Denizi’nde anti-denizaltı operasyonlarını yoğunlaştırdı. İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF), ABD ve Norveç kuvvetleriyle birlikte, P-8A Poseidon uçaklarını devreye sokarak alışılmadık derecede büyük ve sürekli bir faaliyet sergiledi.
Savunma kaynakları, bu operasyonun bir tatbikat değil müttefik deniz kuvvetlerine yönelik doğrudan bir tehdidi bertaraf etmeyi amaçlayan canlı bir görev olduğunu doğruladı. Bu hareket, NATO ile Rusya’nın sık sık birbirlerinin kararlılığını test ettiği Yüksek Kuzey bölgesindeki gerilimlerin artığını gösteriyor. Operasyon, Pazar gününden itibaren hız kazandı ve Norveç Hava Kuvvetleri’nin Narvik yakınlarındaki Evenes Hava Üssü’nden kalkan P-8A Poseidon uçakları üç sorti gerçekleştirirken İskoçya’daki RAF Lossiemouth üssünden kalkan RAF uçakları sekiz görev tamamladı.
ABD Donanması’nın ek konuşlandırmalarıyla birlikte, NATO deniz devriye uçakları Norveç Denizi üzerinde en az 27 uçuş gerçekleştirdi. Bu, son yıllarda görülen en yoğun anti-denizaltı çabalarından biri olarak kaydedildi. Operasyon, Lofoten Adaları yakınlarında tespit edildiği öne sürülen bir Rus denizaltısının, ABD taşıyıcı saldırı grubunun faaliyet gösterdiği bölgeye yakınlığına işaret ediyor ve bu durum, karşılaşmanın önemini artırıyor.
P-8A Poseidon’un Teknik Kabiliyetleri
Boeing tarafından geliştirilen P-8A Poseidon, Atlantik ve Arktik bölgelerde sualtı tehditlerini izlemek ve etkisiz hale getirmek için NATO’nun birincil varlığı haline geldi. Gelişmiş sensörler, radar sistemleri ve harcanabilir sonar şamandıralarıyla donatılan uçak, denizaltıları tespit etme, takip etme ve gerekirse Mark 54 torpidoları ile etkisiz hale getirme kabiliyetine sahip. Poseidon’un temel özellikleri şunlar:
-
Sensör ve Algılama Sistemleri:
-
Gelişmiş radar sistemleri ve akustik sensörler.
-
100’den fazla sonar şamandırası, denizaltı pervane seslerini algılar.
-
Gerçek zamanlı elektronik istihbarat füzyonu.
-
-
Silah Sistemleri:
-
Uzun menzilli Mark 54 torpidolar.
-
Denizaltı karşıtı harp için optimize edilmiş mühimmat.
-
-
Bağlanırlık ve Entegrasyon:
-
Müttefik komuta-kontrol ağlarıyla sorunsuz entegrasyon.
-
Yüzey gemileri, denizaltılar ve kara merkezleriyle anlık veri paylaşımı.
-
-
Operasyonel Avantajlar:
-
Geniş deniz alanlarında koordineli yanıt kabiliyeti.
-
Elektronik harp koşullarında yüksek etkinlik.
-
Poseidon, NATO’nun P-3 Orion’un modern halefi olarak, Soğuk Savaş dönemindeki kedi-fare oyunlarını anımsatan bir şekilde Rus denizaltı faaliyetlerini kontrol altına alıyor. Çok sayıda uçağın konuşlandırılması, NATO’nun ya denizaltının konumuna dair kesin istihbarata sahip olduğunu ya da Gerald R. Ford’u gölgelemekten alıkoymak için bir arama ve engelleme görevinde olduğunu gösteriyor.
Stratejik Önem ve NATO’nun Kararlılığı
Bu operasyon, yalnızca taktik bir manevra değil aynı zamanda NATO’nun kolektif savunma ilkesini ve stratejik kararlılığını gösteren bir güç demonstrasyonu. Rus denizaltılarının NATO’nun en gelişmiş uçak gemisi USS Gerald R. Ford’a yakınlığı, Moskova’nın Arktik ve Kuzey Atlantik’te güç projeksiyonu yapma ve Batı deniz faaliyetlerini izleme niyetini vurguluyor. NATO, ABD, İngiltere ve Norveç uçaklarının koordineli uçuşlarıyla, Avrupa’daki takviye ve caydırıcılık stratejileri için hayati olan deniz yollarını koruma konusundaki birliğini ve hazır oluşunu sergiliyor.
RAF’ın Kuzey Denizi ve Britanya Adaları çevresindeki geniş operasyonel deneyimi, operasyonda kritik bir rol oynarken Norveç’in katkısı, İskandinav ülkelerinin Arktik yaklaşımlarında Rus hareketlerini izlemedeki ön cephe rolünü öne çıkarıyor. Operasyon, Moskova’ya net bir mesaj gönderiyor: Müttefik gemilere yakın agresif denizaltı faaliyetleri cevapsız kalmayacak ve NATO, tartışmalı sularda stratejik varlıklarını koruma yeteneğini sürdürüyor. Bu aynı zamanda, NATO’nun sualtı tehditlerini tespit etme, takip etme ve nötralize etme kabiliyetini güçlendiren teknolojik ve operasyonel üstünlüğünü de ortaya koyuyor.



