
Türkiye’den Ukrayna’ya 70 ATACMS transferi gündemde
Türkiye'nin eski ABD menşeli savunma sistemlerini modernize etmek için 70 M39 ATACMS ve 12 M270'i Ukrayna'ya devretmesi planlanıyor.
Türkiye’nin ATACMS hamlesinde yeni gelişme
Türkiye’nin savunma envanterindeki daha eski ABD menşeli sistemleri elden çıkararak mevcut kabiliyetlerini modernize etmeye yönelik yeni bir adım attığı bildirildi. ABD makamlarının Kongre’ye yaptığı bildirimle ortaya çıkan plana göre Türkiye, envanterindeki bazı eski savunma ekipmanlarını Ukrayna’ya kalıcı üçüncü ülke transferi kapsamında devretmeyi planlıyor.
Planın en dikkat çekici unsuru ise 70 adet M39 ATACMS füzesi. Bunun yanında 12 adet M270 MLRS lançeri, 2 bin 524 adet M26 güdümsüz roket ve 47 bin adet M509A1 203 milimetrelik topçu mühimmatının da transfer kapsamında bulunduğu bildiriliyor.
Ancak burada kritik bir ayrıntı bulunuyor. Söz konusu silahların Ukrayna’ya gönderildiği anlamına gelen kesinleşmiş bir sevkiyat söz konusu değil. ABD Kongresi’ne bildirim 3 Ağustos 2026’da yapıldı ve planlanan transferin, Kongre’ye tanınan inceleme süresinin tamamlanmasının ardından gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
70 adet M39 ATACMS transfer planı
Transfer listesinin en stratejik unsuru M39 ATACMS balistik füzeleri olarak öne çıkıyor. ABD tarafından geliştirilen Army Tactical Missile System, karadan karaya kullanılan taktik balistik füze ailesinin bir üyesi.
Türkiye’nin transfer etmeyi planladığı M39 modelinin erken nesil ATACMS varyantlarından biri olduğu belirtiliyor. M39, yaklaşık 165 kilometrelik menzile sahip ve klasik tek harp başlığı yerine çok sayıda alt mühimmat içeren bir savaş başlığı kullanıyor. Uluslararası savunma araştırmalarında M39’un 950 adet M74 alt mühimmat taşıdığı belirtiliyor.
Bu özelliği nedeniyle M39 ATACMS, özellikle geniş alanlardaki personel, araç ve diğer askeri unsurlara karşı kullanılmak üzere tasarlanmış bir mühimmat olarak öne çıkıyor.
Türkiye neden eski sistemlerini elden çıkarıyor?
ABD Kongresi’ne sunulan transfer bildiriminde Türkiye’nin eski savunma malzemelerinin envanterini azaltarak finansal kaynaklarını mevcut sistemlerin modernizasyonu ve idamesine yönlendirmek istediği belirtiliyor.
Bu yaklaşım, Türk savunma sanayisinde son yıllarda hız kazanan yerlileştirme ve modernizasyon çalışmalarının da bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Türkiye bir taraftan F-16 modernizasyonu, hava savunma sistemleri, uzun menzilli füze projeleri ve insansız platformlar gibi yeni nesil kabiliyetlere yatırım yaparken, diğer taraftan kullanım ömrünün sonlarına yaklaşan veya operasyonel açıdan daha az öncelikli eski sistemlerin envanterden çıkarılmasıyla kaynaklarını yeniden yapılandırıyor.
Bu açıdan ATACMS transferi, yalnızca Ukrayna’ya yönelik bir silah aktarımı değil, Türkiye’nin savunma envanterini yeniden düzenleme politikasının da bir unsuru olarak değerlendiriliyor.
M270 MLRS sistemleri de transfer kapsamında
Plan kapsamında 12 adet M270 Multiple Launch Rocket System (MLRS) lançerinin de Ukrayna’ya gönderilmesi öngörülüyor.
M270, ATACMS gibi taktik füzelere ve MLRS roketlerine yönelik fırlatma kabiliyeti sağlayan paletli bir çoklu roketatar sistemi. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri halihazırda Batılı ülkelerden tedarik edilen M270 ve M142 HIMARS sistemlerini kullanıyor.
Bu nedenle Türkiye’nin planlanan transferi, Ukrayna’nın mevcut uzun menzilli ateş destek altyapısıyla uyumlu bir paket oluşturuyor.
M270 lançerlerinin yanı sıra 2 bin 524 adet M26 güdümsüz 227 milimetrelik roketin de transfer listesinde bulunduğu bildirildi. Böylece Ukrayna’ya yalnızca ATACMS füzelerinin değil, farklı menzil ve görev kategorilerindeki roket mühimmatının da aktarılması planlanıyor.
47 bin adet 203 milimetrelik mühimmat
Transfer paketinin bir diğer büyük kalemini ise 47 bin adet M509A1 203 milimetrelik topçu mühimmatı oluşturuyor.
Söz konusu mühimmatın da ABD menşeli eski savunma stoklarının azaltılması kapsamında transfer edilmesi planlanıyor. Böylece Türkiye’nin elindeki farklı kategorilerdeki eski mühimmat ve platformların tek bir paket içerisinde yeniden değerlendirilmesi hedefleniyor.
Transfer planında Türk şirketleri MKE, ASFAT ve ARCA Savunma ile birlikte Bulgaristan merkezli VTIC International ve ABD merkezli bazı özel şirketlerin de süreçte yer alacağı belirtiliyor.
ABD’nin onayı neden gerekiyor?
Türkiye’nin envanterinde bulunan söz konusu sistemlerin önemli bölümü ABD menşeli olduğu için, üçüncü bir ülkeye kalıcı olarak devredilmeleri Washington’ın onay sürecini gerektiriyor.
Bu nedenle Ankara’nın transfer planını ABD Kongresi’ne bildirmesi, sürecin önemli aşamalarından birini oluşturuyor. Bildirimde planlanan transferin ardından ekipmanların Ukrayna’nın savunma ve ateş destek kapasitesine katkı sağlamasının amaçlandığı ifade ediliyor. Transferin ise Kongre’ye tanınan bildirim ve inceleme sürecinin tamamlanmasının ardından yapılması planlanıyor.
Dolayısıyla bugün itibarıyla en doğru ifade, “Türkiye 70 ATACMS füzesini Ukrayna’ya gönderiyor” değil, “Türkiye’nin 70 M39 ATACMS füzesini Ukrayna’ya transfer etmesi planlanıyor” şeklinde.
Türkiye’nin savunma envanterinde dönüşüm
Türkiye’nin eski ABD menşeli sistemlerini elden çıkararak daha yeni kabiliyetlere yönelmesi, savunma sanayisindeki dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri.
Son yıllarda Türkiye; TAYFUN, ATMACA, SİPER, HİSAR, KAAN, KIZILELMA, Bayraktar TB3 ve çeşitli elektronik harp sistemleri gibi farklı alanlarda yerli çözümler geliştiriyor. NATO da Ankara Zirvesi sonrasında yayımlanan bildiride uzun menzilli hassas vuruş, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler ve ileri teknolojiler alanındaki yatırımların önemine dikkat çekmişti.
Bu tablo içerisinde eski nesil ATACMS ve M270 sistemlerinin envanterden çıkarılması, Türkiye’nin uzun vadeli savunma planlamasında kaynakların daha modern sistemlere aktarılması açısından anlam taşıyor.
ATACMS transferi bölgesel dengeleri nasıl etkileyebilir?
70 adet M39 ATACMS’in Ukrayna’ya transfer edilmesi gerçekleşirse, Ukrayna’nın uzun menzilli ateş gücüne önemli miktarda ilave mühimmat sağlanmış olacak. Ancak bu mühimmatın erken nesil M39 varyantı olduğu ve yaklaşık 165 kilometrelik menzile sahip bulunduğu unutulmamalı.
Ukrayna’nın hâlihazırda farklı ATACMS varyantlarını kullandığı biliniyor. Dolayısıyla Türkiye kaynaklı olası transfer, Kiev’in mevcut ATACMS kapasitesini tamamlayan yeni bir mühimmat stoğu oluşturabilir.
Türkiye açısından ise asıl dikkat çekici nokta, transferin kendisinden ziyade eski savunma sistemlerinin elden çıkarılması karşılığında modernizasyon kaynaklarının artırılması yaklaşımı.
Bu plan hayata geçerse Ankara, kullanım önceliği azalan eski Amerikan sistemlerini envanterden çıkarırken kaynaklarını daha yeni nesil milli ve modernize edilmiş savunma kabiliyetlerine yönlendirmiş olacak. Bu nedenle 70 ATACMS’lik transfer planı, Türkiye’nin savunma envanterinde yaşanan daha geniş kapsamlı dönüşümün önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.





