
Denizaltı Avında İHA Devri: SeaGuardian’a Çifte Sonar Gücü
ABD Donanması, MQ-9B SeaGuardian İHA'sının sonar şamandırası kapasitesini iki katına çıkardı. İnsansız sistemler artık denizaltı avında başrolde.
Okyanusların derinliklerindeki “sessiz tehdit” olarak bilinen denizaltıları avlamak, donanmalar için her zaman en maliyetli ve yorucu görevlerden biri olmuştur. Ancak 13 Ocak 2026’da General Atomics Aeronautical Systems (GA-ASI) tarafından yapılan açıklama, bu zorlu mücadelenin doğasının değiştiğini kanıtlar nitelikte.
Şirket, ABD Donanması ile birlikte 17 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirilen kritik bir uçuş testinde, MQ-9B SeaGuardian İHA’sının taşıdığı sonar şamandırası (sonobuoy) kapasitesini ikiye katladığını duyurdu. Bu test, sadece sayısal bir artış değil; denizaltı savunma harbinde (DSH) insanlı uçaklardan insansız “devriye robotlarına” geçişin en somut adımı olarak kayıtlara geçti.

Teknik Detay: Uçan Bir Sonar İstasyonu
MQ-9B SeaGuardian, bu test sırasında kanat altı istasyonlarına entegre edilen SDS (Sonobuoy Dispensing System) podlarını kullandı. GA-ASI verilerine göre her bir pod, 10 adet A-boyutu veya 20 adet G-boyutu sonar şamandırası taşıyabiliyor. Kapasitenin ikiye katlanması, tek bir İHA’nın çok daha geniş bir deniz alanını “dinleyebilmesi” veya şüpheli bir teması saatlerce takip edebilecek kadar mühimmatı havada tutabilmesi anlamına geliyor.
Ancak asıl devrim, şamandıraların atılmasında değil, dinlenmesinde yatıyor. İHA üzerindeki SMCS (Sonobuoy Monitoring and Control System), suya atılan şamandıralardan gelen akustik verileri anlık olarak işliyor. Sistem; tespit edilen hedefin hızını, rotasını ve derinliğini hesaplayarak, bu verileri uydu linki üzerinden diğer gemilere veya P-8A Poseidon uçaklarına aktarıyor. Yani SeaGuardian, sadece bir taşıyıcı değil, aynı zamanda otonom bir veri işleme merkezi gibi çalışıyor.
P-8A Poseidon ve SeaGuardian: “Avcı ve Gözcü”
ABD Donanması’nın bu konsepti benimsemesindeki temel motivasyon, “yüksek maliyetli platformları verimli kullanmak” ilkesine dayanıyor. Halihazırda bu görevi yürüten insanlı P-8A Poseidon uçakları, çok gelişmiş ancak uçuş saati pahalı ve mürettebat yorgunluğuyla sınırlı sistemlerdir.
Yeni doktrinde iş bölümü şu şekilde kurgulanıyor:
-
MQ-9B (Gözcü): Düşük maliyetle havada 24 saatten fazla kalarak geniş okyanus alanlarına sonar şamandıraları döşer ve “bariyer devriyesi” atar. Denizaltıyı bulur ve izler.
-
P-8A (Avcı): MQ-9B’den gelen koordinata yönelerek, torpido veya derinlik bombasıyla imha işlemini gerçekleştirir. Bu “İnsanlı-İnsansız İşbirliği” (MUM-T), donanmanın P-8A filosunu yorucu devriye görevlerinde yıpratmak yerine, sadece “son vuruş” ve karmaşık taktik görevler için saklamasına olanak tanıyor.
Almanya’dan Eş Zamanlı Hamle
Bu konseptin sadece bir ABD deneyi olmadığını gösteren en önemli işaret, Avrupa’dan geldi. ABD’deki testten sadece bir gün önce, 12 Ocak 2026’da Alman Silahlı Kuvvetleri, deniz karakol ve DSH görevleri için 8 adet MQ-9B siparişi verdiğini duyurdu.
Berlin’in açıklaması, bu İHA’ların Kuzey Denizi ve Baltık’taki kritik deniz altyapısını korumak ve Alman Donanması’nın P-8A filosuyla omuz omuza çalışmak üzere alındığını vurguluyor. 2028’de Nordholz’daki Deniz Hava Üssü’nde göreve başlaması planlanan bu filo, konseptin NATO genelinde bir standarda dönüşeceğinin habercisi.
Pasifik’ten Atlantik’e Stratejik Derinlik
ABD Donanması’nın “Dağıtık Deniz Harekatı” (DMO) konsepti, özellikle Pasifik’teki devasa mesafeler ve Çin’in denizaltı tehdidi göz önüne alındığında, SeaGuardian gibi uzun menzilli sistemlere muhtaç. İnsanlı uçaklarla 7/24 gözetlenmesi imkansız olan ada zincirleri ve geçiş noktaları, artık günlerce havada kalan İHA’lar tarafından akustik bir ağla örülecek.
Aynı ihtiyaç, Kuzey Atlantik’teki denizaltı kablolarının korunması ve Rus denizaltı aktivitesinin izlenmesi için de geçerli. İnsansız sistemler, riskli bölgelerde (örneğin düşman hava savunma şemsiyesine yakın sularda) insan hayatını tehlikeye atmadan varlık göstermeyi mümkün kılıyor.
Ağ Merkezli Sualtı Harbi
Aralık 2025 testi, SeaGuardian’ın sadece bir İHA değil, ABD Donanması’nın “Project Overmatch” ve JADC2 (Müşterek Tüm Alanlar Komuta Kontrol) vizyonunun kritik bir düğümü olduğunu gösterdi. Geleceğin deniz savaşında kazananı, en büyük gemiye sahip olanlar değil; suyun altındaki sesi en hızlı duyup, bu bilgiyi füzeyi ateşleyecek platforma en hızlı iletenler belirleyecek. MQ-9B, bu iletişim zincirinin en dayanıklı halkası olmaya aday.



