ABD ye cevap “Çin MDPW Doktrini: Çok Alanlı Hassas Savaş”
Çin, Multi-Domain Precision Warfare (MDPW) konseptiyle ABD’nin JADC2 sistemine meydan okuyor. Yeni doktrin bilgi üstünlüğüne dayanıyor.
Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), “Multi-Domain Precision Warfare” (MDPW) konseptiyle modern savaş alanında yeni bir paradigma inşa ediyor. Bu yaklaşım, bilgi üstünlüğü ve sistem merkezli savaş kabiliyeti üzerine kurgulanırken, ABD’nin JADC2 sistemine doğrudan verilecek bir yanıt niteliği taşıyor.
MDPW Nedir?
Çin’in askeri literatürüne 2020’lerin başında giren “Multi-Domain Precision Warfare” kavramı, farklı kuvvet unsurlarını tek bir ağ üzerinde entegre ederek düşmanın kritik bilgi sistemlerini bu ağ yardımı ile hedef almayı amaçlıyor. Doktrin; kara, deniz, hava, uzay ve siber alanların bir bütün olarak kullanılmasına dayanıyor. Yapay zekâ ve büyük veri analizleriyle desteklenen Çin C4ISR altyapısı sayesinde, düşmanın komuta-kontrol ağları ve kritik altyapıları nokta atışıyla çökertilmek isteniyor.
Batı kaynaklarında bu yaklaşım çoğu zaman “sistem yıkıcı savaş” (System Destruction Warfare) olarak tanımlanıyor. Bu tanım, PLA’nın modern savaşta doğrudan cephe çarpışmalarından ziyade düşmanın “sinir sistemini” felç etmeye odaklandığını ortaya koyuyor.
Stratejik Hedef ve Takvim
PLA’nın 2027 vizyonu, askeri modernizasyonun üç temel aşamasını kapsıyor: mekanizasyon, dijitalleşme (informatization) ve akıllılaşma (intelligentization). Bu üçlü entegrasyon, yalnızca yeni nesil silah platformları geliştirmeyi değil, aynı zamanda karar alma süreçlerinde bilgi üstünlüğünü sağlamayı da içeriyor.
Çin’in en büyük stratejik hedeflerinden biri, ABD’nin öncülüğünde şekillenen JADC2 (Joint All-Domain Command and Control) sistemine alternatif bir yapı kurmak. Pekin’in hesaplamalarına göre MDPW, Batı’nın ağ merkezli savaş konseptini dengeleyecek, hatta belirli alanlarda üstünlük sağlayabilecek bir stratejik araç olacak.
Teknoloji ve Entegrasyon
MDPW doktrininin kalbinde, farklı teknolojilerin tek bir çatı altında bütünleşmesi yatıyor. Çin, özellikle uzay ve siber kabiliyetlere büyük yatırım yapıyor. Uydu ağları üzerinden sürekli bilgi akışı sağlanırken, anti-uydu sistemleri ve siber saldırı yöntemleriyle rakibin iletişim ve gözetleme altyapısının etkisiz hale getirilmesi hedefleniyor.
Elektronik harp ise bu konseptin diğer güçlü yönü. PLA, spektrum üstünlüğü kurarak düşman iletişimini baskılamayı ve karar mekanizmalarını bozmayı planlıyor. Aynı zamanda DF-21D ve DF-26 gibi uzun menzilli hassas vuruş yeteneklerine sahip balistik füzeler de MDPW’nin vurucu gücünü temsil ediyor. Tüm bu unsurlar, “Integrated Command Platform” aracılığıyla stratejik, operasyonel ve taktik seviyelerde koordineli şekilde kullanılacak şekilde kurgulanıyor.
Batı’nın Değerlendirmesi
ABD ve müttefikleri, Çin’in MDPW stratejisini yakından izliyor. Batılı analistlere göre konsept, düşman bilgi sistemlerini hedef alarak onları çökerten güçlü bir teorik altyapıya sahip. Bu, klasik savaşın ötesine geçen, bilgi üstünlüğüne dayalı yeni bir savaş biçimini işaret ediyor.
Bununla birlikte doktrinin ne ölçüde olgunlaştığı tartışmalı. Farklı kuvvetler arasındaki entegrasyonun sahada uygulanabilirliği, teknolojik altyapının güvenilirliği ve doktrinin kriz senaryolarında performansı henüz tam anlamıyla test edilmiş değil. Ancak uzmanlar, Çin’in bu konsept ile Doğu Asya’daki askeri dengeleri kökten değiştirme potansiyeli taşıdığı konusunda hemfikir. Özellikle Tayvan merkezli kriz ve savaş senaryolarında MDPW’nin etkisi, Washington ve müttefik başkentlerinde en çok tartışılan konular arasında yer alıyor.
Kısa bir değerlendirme
Çin’in MDPW doktrini, modern savaşın artık yalnızca tanklar, gemiler ve uçaklarla değil; bilgi sistemleri, yapay zekâ ve ağ üstünlüğüyle şekillendiğini gösteriyor. Amaç, rakibin savaşma iradesini kırmak değil, savaşma kabiliyetini felç etmek.
Batı’nın JADC2 vizyonuyla doğrudan rekabet eden bu yaklaşım, önümüzdeki yıllarda tatbikatlar ve gerçek krizlerle sınanacak. Başarıya ulaşması durumunda ise yalnızca Asya-Pasifik’te değil, küresel ölçekte askeri stratejilerin yeniden tanımlanmasına yol açabilir. Tayvan bu yeni senaryoda en güçlü aday oyunculardan birisidir.





