Deniz Kuvvetleri

Körfez’de Yeni Tehdit: İran’ın Gizli Deniz Gücü Yükseliyor

İran, mini denizaltılar ve hızlı füze botları ile Basra Körfezi'nde ABD gücüne karşı yeni bir doktrin benimsiyor. Bu gizli güç dengeleri nasıl değiştirecek?

BRÜKSEL – İran, deniz harp kabiliyetlerini yeniden şekillendirerek Basra Körfezi’ndeki güç dengelerini sarsacak adımlar atıyor. Tahran yönetiminin donanma modernizasyonu programı kapsamında küçük boyutlu ancak ağır silahlı denizaltılar ve yüksek süratli füze botlarına yaptığı odaklanmış yatırım, bölgedeki stratejik denklemi kökten değiştirme potansiyeli taşıyor. Savunma analistlerine göre bu hamle, İran’ın konvansiyonel açık deniz gücü oluşturmak yerine, ABD ve müttefik donanmalarının teknolojik üstünlüğünü dengelemek üzere tasarlanmış daha çevik, katmanlı ve asimetrik savaş doktrinine dayalı bir güce yöneldiğinin en net göstergesi.

Görünmez Tehdit: Mini Denizaltılar Sahada

İran’ın deniz stratejisinin merkezinde, büyük ve uzun menzilli platformlar yerine, sığ kıyı sularında operasyon yapmak için optimize edilmiş kompakt denizaltılar yer alıyor. Özellikle Gadir sınıfı ve daha gelişmiş bir model olan Fateh sınıfı denizaltılar, bu yeni yaklaşımın en somut örnekleri. Bu platformlar, tespiti zor yapıları sayesinde düşman hatlarına sızarak ağır torpidolarla saldırı düzenleme, kritik geçiş yollarına mayın döşeme ve gemisavar füzeleri fırlatma gibi kritik görevleri icra edebilme yeteneğine sahip.

Bu küçük ve düşük radar izine sahip platformlara yapılan vurgu, Hürmüz Boğazı gibi dar ve akustik olarak karmaşık coğrafyalarda gizlilik ve manevra kabiliyetinin, büyüklük ve dayanıklılıktan daha önemli olduğu stratejik bir anlayışı yansıtıyor. Mini denizaltı filosu, bölgenin doğal gürültüsünden ve karmaşık yapısından faydalanarak en gelişmiş deniz karakol uçaklarının ve sonar sistemlerinin bile tespit etmekte zorlanacağı bir tehdit unsuru haline geliyor.

Yüksek Hız ve Ateş Gücü: İran’ın Yüzey Filosu

Yalnızca su altında değil, su üstünde de İran’ın caydırıcılığı artıyor. Tahran, yüksek süratli füze botu ve katamaran tipi savaş gemilerinin üretimini hızlandırmış durumda. Şehit Süleymani sınıfı gibi modern platformlar ve envanterdeki çok sayıda hücumbot, Çin tasarımı C-802’den türetilen Noor ve Ghadir gibi etkili gemisavar füzeleriyle donatılıyor. 120 ila 300 kilometre arasında menzile sahip bu füzeler, İran’a güçlü bir kıyı savunma ağı ve ana deniz ticaret yolları üzerinde ciddi bir tehdit oluşturma imkânı tanıyor.

Asimetrik Savaş Doktrini: Sürü Taktikleri ve Erişim Engelleme

Hızlı botlar, mini denizaltılar ve insansız sistemlerin birleşimi, İran’ın asimetrik savaş doktrininin temelini oluşturuyor. Batılı analistler tarafından “erişim/alan engelleme (A2/AD)” stratejisi olarak da tanımlanan bu yaklaşım, ABD uçak gemisi görev gruplarıyla birebir mücadele etmek yerine; hız, gizlilik ve sürü taktikleri kullanarak teknolojik olarak üstün rakipleri bunaltmayı amaçlıyor.

Koordineli bir saldırı durumunda, su altından hareket eden denizaltılar ve İnsansız Sualtı Aracı (İSA)/(İnsansız denizaltı Aracı) platformları, su üstünden ise füze botları ve kamikaze dronelar aynı anda saldırarak katmanlı bir tehdit oluşturabilir. Böyle bir senaryoda, en korunaklı savaş gemileri bile beklenmedik yönlerden gelen torpido, mayın ve füze saldırılarıyla karşı karşıya kalabilir.

ABD ve Müttefikleri İçin Büyüyen Taktiksel Zorluk

İran’ın bu evrimi, Bahreyn’de konuşlu ABD Beşinci Filosu başta olmak üzere bölgedeki Amerikan ve müttefik güçleri için giderek büyüyen bir taktiksel zorluk teşkil ediyor. Geleneksel Denizaltı Savunma Harbi (DSH) sistemleri, büyük dizel-elektrik veya nükleer denizaltıları tespit etmeye odaklanmışken, İran’ın sahaya sürdüğü bu sığ su “sivrisinek filosu”nu izlemek çok daha karmaşık bir görev. Bu nedenle ABD, bu yakalanması zor tehditleri takip etmek için insansız gözetleme sistemlerine, yapay zekâ destekli sonar analizlerine ve kıyı devriyelerine daha fazla bel bağlamak zorunda kalıyor.

Bu durum aynı zamanda stratejik bir ikilem de yaratıyor. İran, bölgedeki deniz operasyonlarının maliyetini ve riskini artırarak, Batı’nın ateş gücüne denk bir güce sahip olmadan dahi büyük ölçekli konuşlandırmaları caydırabiliyor. Bu, caydırıcılığın tonajdan algıya kaydığı psikolojik bir üstünlük sağlıyor.

Bölgesel Yankılar ve Körfez Ülkelerinin Savunma Hamleleri

İran’ın artan kabiliyetleri, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn gibi komşu Körfez ülkelerini de savunma duruşlarını gözden geçirmeye itiyor. Hayati öneme sahip deniz yollarının yeni tehditlere açık hale gelmesiyle bu ülkeler, ekonomik can damarlarını korumak için deniz droneları, sensör ağları ve sürü saldırılarına karşı koyacak teknolojilere yatırım yapıyor. İran’ın bu stratejisi, sadece Basra Körfezi‘nde değil, küresel enerji güvenliği için de önemli sonuçlar doğurabilecek yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.

Sosyal Medyalardan Bizi Takip Edebilirsiniz:

Yazarın Diğer Haberleri

Başa dön tuşu
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi sitemiz için devre dışı bırakınız.