Otonom Sistemler

ABD’nin Otonom Deniz Gücü Task Force 59

Task Force 59, insansız deniz araçları ve yapay zekâyı ortak bir C2 ağı altında birleştirerek geleceğin hibrit filosunu şekillendiriyor.

Task Force 59: ABD Donanmasının Otonom Deniz Laboratuvarı

ABD Donanması tarafından Orta Doğu’da kurulan Task Force 59; insansız deniz, hava ve sualtı araçlarını yapay zekâ destekli bir komuta-kontrol ağı altında birleştirerek geleceğin hibrit deniz kuvvetinin temellerini atıyor.

Deniz kuvvetleri uzun yıllar boyunca daha büyük gemiler, daha gelişmiş radarlar ve daha uzun menzilli silahlar üzerinden modernleşti. Ancak günümüzde denizde üstünlük sağlamak yalnızca savaş gemisi sayısına bağlı değil. Geniş deniz alanlarını sürekli gözetleyebilmek, olağan dışı hareketleri hızla tespit etmek ve elde edilen veriyi karar vericilere aktarabilmek de en az ateş gücü kadar önem taşıyor.

ABD Donanmasının Eylül 2021’de kurduğu Task Force 59, tam olarak bu ihtiyaca cevap vermek üzere ortaya çıktı. ABD Beşinci Filosu bünyesinde faaliyet gösteren birlik; insansız sistemleri, yapay zekâyı ve ticari teknoloji şirketlerinin geliştirdiği çözümleri gerçek deniz operasyonlarına hızla entegre etmeyi amaçlıyor. Böylece Task Force 59, klasik anlamda bir deniz görev kuvvetinden çok, aynı zamanda sürekli çalışan bir operasyonel teknoloji laboratuvarı niteliği taşıyor.

Task Force 59 neden kuruldu?

ABD Beşinci Filosunun sorumluluk sahası yaklaşık 2,5 milyon mil karelik geniş bir deniz alanını kapsıyor. Basra Körfezi, Umman Körfezi, Kızıldeniz, Aden Körfezi, Kuzey Arap Denizi ve Hint Okyanusu’nun bazı bölümleri bu alan içerisinde bulunuyor. Ayrıca Hürmüz Boğazı, Babülmendep Boğazı ve Süveyş Kanalı gibi küresel ticaret ve enerji güvenliği açısından kritik geçiş noktaları da bölgede yer alıyor.

Bu kadar geniş bir alanın yalnızca insanlı savaş gemileri ve deniz karakol uçaklarıyla kesintisiz biçimde izlenmesi oldukça maliyetli. Üstelik savaş gemilerinin rutin gözetleme görevlerinde uzun süre kullanılması, daha kritik görevler için ayrılabilecek kuvveti de azaltıyor.

Task Force 59’un temel yaklaşımı bu noktada ortaya çıkıyor: Uzun süre denizde kalabilen, görece düşük maliyetli insansız araçlar geniş alanlara dağıtılıyor. Bu araçların topladığı radar, elektro-optik, akustik ve çevresel veriler bir iletişim ağı üzerinden merkeze aktarılıyor. Yapay zekâ destekli yazılımlar ise olağan deniz trafiği içindeki sıra dışı hareketleri belirlemeye çalışıyor.

Böylece pahalı savaş gemilerinin her noktada sürekli devriye gezmesi yerine, insansız sensörler tarafından tespit edilen şüpheli bölgelere yönlendirilmesi hedefleniyor.

“Dijital Okyanus” yaklaşımı

Task Force 59’un geliştirdiği yapının merkezinde Digital Ocean – Dijital Okyanus olarak adlandırılan bir anlayış bulunuyor.

TASK FORCE 59
Bu yaklaşım, farklı ülkeler ve platformlar tarafından toplanan deniz verilerinin ortak bir ağ üzerinde birleştirilmesine dayanıyor. Her insansız araç, bu ağın hareketli bir sensör düğümü gibi çalışıyor. İnsanlı gemiler, kıyı radarları, hava araçları ve diğer istihbarat kaynakları da aynı tabloya veri sağlıyor.

ABD Beşinci Filosu tarafından açıklanan hedef, ortaklar tarafından işletilen dağıtık bir sensör ağıyla denizde görülebilen alanı önemli ölçüde genişletmekti. Dönemin Beşinci Filo Komutanı Koramiral Brad Cooper, ortak ülkelerin ve sensörlerin birbirine bağlanmasıyla deniz durumsal farkındalığının onlarca kat artırılabileceğini ifade etmişti.

Buradaki asıl yenilik, tek tek insansız araçların kabiliyetinden çok, bu araçların ortak bir veri ve komuta-kontrol mimarisinin parçası hâline gelmesi oldu.

Tek ekranda ortak deniz resmi

Task Force 59’un en dikkat çekici çalışmalarından biri, Kasım–Aralık 2022 döneminde Bahreyn’de gerçekleştirilen Digital Horizon etkinliğiydi.

Üç hafta süren etkinliğe 17 farklı sanayi kuruluşu katıldı ve 15 ayrı insansız sistem türü denendi. Bunların 10’u Beşinci Filo bölgesinde ilk kez kullanıldı. İnsansız deniz araçları, hava araçları ve diğer sensörlerden gelen bilgiler Task Force 59’un Robotics Operations Center merkezinde bir araya getirildi.

Yapay zekâ yardımıyla elde edilen veriler, single pane of glass, yani “tek ekran üzerinden bütünleşik görünüm” anlayışıyla operatörlere sunuldu. Böylece farklı üreticilere ait sistemlerden gelen bilgiler ayrı ayrı ekranlarda takip edilmek yerine, tek bir ortak arayüz üzerinden görüntülenebildi.

Bu yaklaşım, klasik bir radar ekranından daha kapsamlı bir yapı oluşturuyor. Çünkü amaç yalnızca hedeflerin yerini göstermek değil; sensör verilerini birleştirmek, trafik örüntülerini analiz etmek, şüpheli davranışları belirlemek ve operatörün dikkatini önemli olaylara yöneltmek.

Dolayısıyla Task Force 59’un oluşturduğu ekranı, yapay zekâ destekli bir deniz ortak harekât resmi veya deniz alanına yönelik bir Common Operational Picture – COP olarak değerlendirmek mümkün.

Hangi insansız sistemler kullanılıyor?

Task Force 59 tek bir insansız platforma bağlı değil. Birliğin çalışma modeli, farklı üreticiler tarafından geliştirilen araçları kısa süre içinde denemek ve faydalı bulunan sistemleri operasyonel yapıya dâhil etmek üzerine kurulu.

Bu kapsamda uzun süre denizde kalabilen yelkenli veya güneş enerjili insansız yüzey araçları; yüksek süratli insansız botlar; dikey kalkış yapabilen insansız hava araçları ve çeşitli sualtı sistemleri denendi.

Örneğin Saildrone Explorer gibi uzun dayanımlı insansız deniz araçları geniş alan gözetlemesinde kullanılırken, MARTAC tarafından geliştirilen T-38 Devil Ray gibi daha hızlı platformlar insanlı–insansız ekip çalışması ve silahlı görev senaryolarında test edildi. Aerovel Flexrotor ise gemilerden veya insansız deniz araçlarından kalkış yapabilen taktik bir insansız hava aracı olarak öne çıktı.

Task Force 59’un 2024–2025 döneminde gerçekleştirdiği çalışmalar, yalnızca pasif gözetleme görevlerinden daha ileri bir aşamaya geçildiğini gösterdi. İnsansız yüzey araçlarından mühimmat kullanımı, dolaşan mühimmatların uzaktan fırlatılması ve insansız hava araçlarının insansız deniz araçlarından otonom biçimde kaldırılıp geri alınması gibi görevler denendi.

Gözetleme ağından silahlı hibrit kuvvete

Task Force 59 başlangıçta ağırlıklı olarak deniz alanı farkındalığı ve istihbarat, gözetleme ve keşif görevleri üzerinden tanıtıldı. Ancak sonraki tatbikatlar, bu yapının zamanla bir sensör ağından silahlı bir insanlı–insansız kuvvet mimarisine doğru geliştiğini ortaya koydu.

Task Force 59 geliyor

Ekim 2023’te gerçekleştirilen Digital Talon tatbikatında insansız platformlar, insanlı savaş gemileriyle birlikte çalışarak temsili düşman unsurlarını tespit etti ve hedefledi. Böylece sensörden hedef tespitine ve silahlı müdahaleye kadar uzanan zincirin insanlı–insansız ekip çalışmasıyla yürütülebileceği gösterildi.

Ocak 2024’te ise Task Group 59.1 – The Pioneers adı verilen yeni bir alt birlik oluşturuldu. Bu grubun görevi, teknoloji denemeleri ile gerçek operasyonlar arasındaki boşluğu kapatmak ve olgunlaşan insansız sistemleri doğrudan görev kuvvetlerine kazandırmak olarak açıklandı.

Başka bir ifadeyle Task Force 59 yeni sistemleri keşfedip deniyor; Task Group 59.1 ise bu sistemlerin insanlı unsurlarla birlikte operasyonel olarak nasıl kullanılacağını geliştiriyor.

Ticari teknoloji neden önemli?

Task Force 59’un klasik savunma tedarik yapısından ayrılan en önemli yönlerinden biri, ticari sektöre açık olması.

Normal şartlarda yeni bir askerî platformun geliştirilmesi, test edilmesi ve envantere alınması uzun yıllar sürebiliyor. Task Force 59 ise piyasada hazır bulunan veya küçük değişikliklerle askerî görevlere uyarlanabilecek sistemleri kısa deneme döngüleriyle test ediyor.

Bu yöntemde üreticiler sistemlerini doğrudan sahaya getiriyor. Denizciler araçları gerçek çevre şartlarında kullanıyor, eksiklikleri belirliyor ve üreticiye hızlı geri bildirim sağlıyor. Başarılı çözümler yeni tatbikatlarda ve operasyonlarda tekrar denenirken, yeterli performans göstermeyen sistemlerden vazgeçilebiliyor.

Böylelikle geleneksel olarak yıllar sürebilecek teknoloji geliştirme ve kullanıcı geri bildirimi döngüsünün aylar, hatta bazı durumlarda haftalar içerisinde tamamlanması amaçlanıyor.

Bu model daha sonra ABD Donanmasının diğer filolarındaki insansız sistem çalışmalarına da örnek oldu. ABD Deniz Kuvvetleri yöneticileri, Task Force 59’un farklı şirketleri, müttefikleri ve insansız sistemleri ortak bir ağ altında birleştiren ilk önemli uygulama alanlarından biri olduğunu açıkça ifade etti.

100 insansız deniz aracı hedefi

ABD Beşinci Filosu, 2022 yılında bölge ülkeleriyle birlikte 100 insansız yüzey aracından oluşacak çok uluslu bir ağ kurma hedefini açıkladı. Bu araçların tamamının ABD’ye ait olması planlanmıyordu. Aksine her ortak ülkenin kendi insansız sistemleri ve sensörleriyle ortak deniz resmine katkıda bulunması öngörülüyordu.

2023 yılının başlarında ABD Donanması, ortakların bu hedefin yaklaşık yarısına yaklaştığını bildirdi. Bahreyn, Ürdün ve bölgedeki diğer ortaklarla çalışma grupları oluşturuldu. Ayrıca uluslararası tatbikatlarda onlarca insansız sistem birlikte kullanıldı.

Bununla birlikte, kamuya açık resmî kaynaklarda 100 araçlık hedefin ilan edilen takvim içerisinde bütünüyle tamamlandığını kesin biçimde gösteren ayrıntılı bir envanter bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu rakamı, kesinleşmiş bir filo mevcudundan ziyade Task Force 59’un çok uluslu sensör ağı vizyonu olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Task Force 59’un ulaştığı operasyonel seviye

Task Force 59’un ilk 18 ayında 30 bin saatin üzerinde insansız sistem faaliyeti yürüttüğü ve yaklaşık 20 ikili veya çok uluslu tatbikata katıldığı açıklandı. Aralık 2023 itibarıyla ise insansız hava, yüzey ve sualtı sistemlerinin toplam çalışma süresinin 55–60 bin saatin üzerine çıktığı bildirildi.

Ağustos 2025’te yapılan komuta değişikliği sırasında açıklanan veriler, birliğin artık yalnızca deneysel faaliyet yürütmediğini gösterdi. Flexrotor insansız hava aracının altı farklı ABD Donanması gemisiyle sekiz rotasyon boyunca 94 sorti gerçekleştirdiği ve 600 saatten fazla uçtuğu duyuruldu. Aynı dönemde bir insansız sistemden dolaşan mühimmatın uzaktan fırlatılması ile bir insansız hava aracının insansız deniz platformundan otonom kalkış ve geri alınması gibi ilkler gerçekleştirildi.

Aralık 2025’te Task Force 59’un, USS Santa Barbara kıyı muharebe gemisinden Low-cost Unmanned Combat Attack System adlı tek yönlü taarruz İHA’sını denizde fırlatması ise birliğin görev alanının taarruz amaçlı sistemleri de kapsayacak şekilde genişlediğini gösterdi.

Replicator ve DAWG için bir öncü mü?

Task Force 59, ABD Savunma Bakanlığının daha sonra başlattığı Replicator girişiminden yaklaşık iki yıl önce kurulmuştu. Bu nedenle Task Force 59’u doğrudan Replicator’ın alt unsuru olarak tanımlamak doğru olmaz.

Bununla birlikte iki yapı arasında güçlü bir yaklaşım benzerliği bulunuyor. Her ikisi de ticari veya çift kullanımlı teknolojilerin hızla sahaya aktarılmasını, düşük maliyetli insansız sistemlerin geniş ölçekte kullanılmasını ve farklı platformların ortak bir komuta-kontrol yazılımı üzerinden yönetilmesini hedefliyor.

Replicator programında öne çıkan dayanıklı komuta-kontrol, iş birlikçi otonomi ve farklı üreticilere ait platformların ortak yazılımlarla kontrol edilmesi gibi ihtiyaçlar, Task Force 59 tarafından daha önce operasyonel ortamda denenmeye başlanmıştı.

Bu açıdan Task Force 59, Replicator ve daha sonraki otonom kuvvet girişimleri için resmî bir prototip olmaktan ziyade, aynı dönüşüm anlayışının sahadaki erken uygulamalarından biri olarak görülebilir.

Task Force 59 neden önemli?

Task Force 59’un önemi kullandığı tek tek insansız araçlardan kaynaklanmıyor. Asıl önem, sensörleri, platformları, yazılımları, operatörleri, ticari şirketleri ve müttefik ülkeleri ortak bir operasyonel ağ içerisinde birleştirmeye çalışmasında yatıyor.

Bu modelde insansız araçlar insanlı savaş gemilerinin yerini tamamen almıyor. Bunun yerine savaş gemilerinin algılama menzilini genişletiyor, riskli veya monoton görevleri üstleniyor ve komutanlara daha erken uyarı sağlıyor.

Dolayısıyla ortaya çıkan yapı tamamen insansız bir donanmadan çok, insanlı ve insansız unsurların birlikte çalıştığı hibrit bir filo modelidir.

Ayrıca Task Force 59, geleceğin deniz savaşında değerli unsurun yalnızca platform değil, platformların ürettiği veriyi anlamlandıran ve doğru kullanıcıya ulaştıran dijital mimari olduğunu da gösteriyor.

Genel bir değerlendirme yapalım

Task Force 59, ABD Donanmasının insansız sistemleri kontrollü bir laboratuvar ortamından çıkararak gerçek deniz şartlarında kullanma girişimlerinden biridir.

İlk aşamada gözetleme, keşif ve deniz alanı farkındalığı için kullanılan yapı; zamanla insanlı–insansız ekip çalışması, hedef tespiti, silahlı müdahale ve tek yönlü taarruz sistemlerinin kullanımına kadar genişledi. Böylelikle Task Force 59, yalnızca daha fazla sensör kullanan bir görev kuvveti olmaktan çıkarak sensör, karar destek, komuta-kontrol ve efektörleri birbirine bağlayan bir deniz muharebe ağına dönüşmeye başladı.

Henüz bütün teknolojik ve operasyonel sorunların çözüldüğünü söylemek mümkün değil. Haberleşme kesintileri, elektronik harp, siber güvenlik, sistemlerin birlikte çalışabilirliği, bakım, lojistik ve insanın karar döngüsündeki rolü önemli sınamalar olmaya devam ediyor.

Bununla birlikte Task Force 59’un ortaya koyduğu temel fikir oldukça açık: Geleceğin donanması yalnızca daha büyük ve daha pahalı gemilerden oluşmayacak. İnsanlı savaş gemileri; yüzeye, havaya ve sualtına dağıtılmış düşük maliyetli insansız sistemler ile yapay zekâ destekli ortak bir komuta-kontrol ağı içerisinde görev yapacak.

Bu nedenle Task Force 59, Basra Körfezi’nde yürütülen bölgesel bir deneyden çok, ABD Donanmasının gelecekte oluşturmayı hedeflediği hibrit ve dağıtık filonun erken habercilerinden biri olarak değerlendirilmelidir.

Sosyal Medyalardan Bizi Takip Edebilirsiniz:

Yusuf ERGE

Silahlı Kuvvetlerinde, Hava kuvvetleri personeli olarak üst rütbelerde uzun süre görev yapmış olarak. 2022 yılında emekli olmuştur. "Siyasi Tarih ve Uluslararası İlişkiler" konusunda yüksek lisans yaptıktan sonra "Halkla ilişkiler ve Tanıtım" bölümünde ikinci üniversite okudu. NATO da "Stratejik İletişim" danışmanı olarak görev yaptı. Halen savunma sanayisinde görevler almaktadır. DefenceTrend kurucusu ve editörlerinden birisi olup tecrübe ve bilgi birikimini okuyucuları ile paylaşmaktadır.

Yazarın Diğer Haberleri

Başa dön tuşu
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi sitemiz için devre dışı bırakınız.