Savunma Sanayi

Ukrayna’nın Hazar Denizi Saldırısı ve Hukuki Boyutu

Ukrayna’nın Hazar Denizi saldırısı Rus savaş gemisini ve İran bağlantılı lojistik hattını hedef aldı. Peki bu saldırı uluslararası hukuka uygun mu?

Ukrayna Hazar Denizi’nde Rusya-İran Hattını Vurdu

Ukrayna, Hazar Denizi’nde bir Rus savaş gemisi ile İran bağlantılı askerî taşımacılıkta kullanıldığı öne sürülen gemileri vurduğunu açıkladı. İran ise saldırıda kendi ticari gemilerinden birinin hedef alındığını, bir denizcinin öldüğünü ve bir kişinin yaralandığını bildirdi. Gelişme, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Hazar’daki lojistik hatlara uzanmasının yanı sıra önemli hukuki tartışmaları da beraberinde getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Ukrayna kuvvetlerinin 25 Temmuz 2026’da Hazar Denizi’nde uzun menzilli saldırılar gerçekleştirdiğini açıkladı. Zelenski’ye göre saldırılarda bir Rus savaş gemisi ile İran’ın dâhil olduğu askerî yük taşımacılığında kullanılan gemiler hedef alındı.

Zelenski, vurulan gemilerin adlarını ve meydana gelen hasarın boyutunu açıklamadı. Bununla birlikte Ukrayna Güvenlik Servisine dayandırılan haberlerde hedefler arasında Port Olya 2 adlı yük gemisi, Begey adlı kuru yük gemisi ve Proje 12418 Molniya sınıfı bir Rus füze botunun bulunduğu ileri sürüldü. Ayrıca Filanovsky petrol sahasındaki bir açık deniz platformunun da vurulduğu bildirildi.

Ancak saldırıların sonuçları bağımsız kaynaklar tarafından henüz bütünüyle doğrulanmadı. Rusya da vurulduğu öne sürülen savaş gemisinin durumu hakkında ayrıntılı bir açıklama yapmadı.

Hazar Denizi saldırısı hangi gemileri hedef aldı?

Ukrayna kaynakları, Port Olya 2 ve Begey gemilerinin Rusya ile İran arasındaki askerî lojistik taşımacılığında kullanıldığını savunuyor. Ukrayna askerî istihbaratına göre bu gemiler, İran limanları ile Rusya’nın Hazar kıyısındaki limanları arasında düzenli seferler gerçekleştiriyordu.

Begey’in mühimmat, topçu mermileri, balistik koruyucu donanımlar ve farklı askerî malzemeler taşıdığı öne sürülüyor. Ayrıca geminin İran limanlarına yaklaşırken Otomatik Tanımlama Sistemi’ni (Automatic Identification System/AIS) zaman zaman kapattığı iddia ediliyor. Bununla birlikte AIS kesintileri tek başına geminin askerî yük taşıdığını kanıtlamıyor.

Port Olya 2’nin ise yaptırım uygulanan Rus MG-Flot şirketiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor. Ukrayna, Port Olya limanını İran’dan Rusya’ya yapılan askerî sevkiyatın Hazar’daki başlıca giriş noktalarından biri olarak değerlendiriyor.

Saldırıda hedef alındığı ileri sürülen Proje 12418 Molniya, Rusya’nın Hazar Filosu için geliştirilen güdümlü füze taşıyan bir savaş gemisi sınıfıdır. Yaklaşık 57 metre uzunluğundaki platform; Uran sınıfı gemisavar füzeler, 76 milimetrelik AK-176MA topu ve yakın hava savunmasında kullanılabilen AK-630M sistemleri taşıyabiliyor.

İran bir denizcinin öldüğünü açıkladı

İran Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna’nın Hazar Denizi’ndeki bir İran ticari gemisine saldırdığını doğruladı. Bakanlığın açıklamasına göre gemide meydana gelen patlamada bir İranlı denizci hayatını kaybetti, bir denizci ise yaralandı.

Tahran yönetimi saldırıyı “düşmanca ve suç teşkil eden bir eylem” olarak nitelendirdi. Ayrıca Ukrayna’nın Tahran’daki maslahatgüzarı Dışişleri Bakanlığına çağrılarak resmî protesto iletildi.

İran, saldırının Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2’nci maddesinin 4’üncü fıkrasını ihlal ettiğini ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın kapsamını genişletebileceğini savundu. Bunun yanı sıra İran yönetimi, ulusal çıkarlarını ve güvenliğini korumak için gerekli adımları atacağını açıkladı.

Ancak İran’ın vurulduğunu bildirdiği ticari geminin adı açıklanmadı. Dolayısıyla bu geminin Ukrayna kaynaklarının sözünü ettiği Port Olya 2 veya Begey ile aynı hedef olduğu henüz doğrulanmış değil. Port Olya 2 ve Begey’in Rus bayraklı gemiler olduğu bildirilirken İran, saldırıya uğrayan gemiyi İran’a ait bir ticari gemi olarak tanımlıyor. Bu nedenle iki tarafın açıklamalarının şimdilik birbirinden ayrı iddialar olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

Hazar artık güvenli bir geri bölge değil

Hazar Denizi, coğrafi yapısı nedeniyle uzun süre Rusya açısından görece korunaklı bir askerî ve lojistik alan olarak değerlendirildi. Deniz yoluyla İran limanlarından kuzeye taşınan yükler, Rusya’nın Astrahan bölgesindeki limanlara ulaştırılabiliyor. Buradan demir yolu ve kara yolu ağları üzerinden Rusya’nın diğer bölgelerine sevkiyat yapılabiliyor.

Bununla birlikte Ukrayna’nın uzun menzilli insansız hava araçlarında sağladığı gelişmeler, Hazar’daki hedeflerin de saldırıya açık hâle gelmesine neden oldu. Ukrayna, Ağustos 2025’te Port Olya-4 gemisini İran’dan getirilen Shahed tipi İHA parçaları ve mühimmatla birlikte vurduğunu açıklamıştı. Ardından Aralık 2025’te Hazar’daki bir Rus petrol platformu ile devriye gemisine yönelik saldırılar gerçekleştirildiği bildirildi.

Son saldırı bu operasyonların tekil eylemler olmadığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle Ukrayna, Hazar’daki Rus askerî varlığı ile Rusya-İran lojistik trafiğini kalıcı bir hedef kümesine dönüştürüyor.
Kaynak, Hazar Filosu için Proje 12418 Molniya füze botunun fırlatma tarihini verdi

Hazar Denizi’nin özel hukuki statüsü

Hazar Denizi, uluslararası hukukta klasik anlamda açık deniz olarak kabul edilmiyor. Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya ve Türkmenistan’ın kıyıdaş olduğu kapalı havza, kendine özgü yani “sui generis” bir hukuki rejime sahip bulunuyor.

Beş kıyı devleti tarafından 2018’de imzalanan Hazar Denizi’nin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme, kıyı devletlerine 15 deniz miline kadar karasuyu oluşturma hakkı tanıyor. Bunun devamında 10 deniz millik münhasır balıkçılık bölgesi kurulabiliyor. Geri kalan su yüzeyi ise ortak deniz alanı olarak tanımlanıyor.

Sözleşme aynı zamanda Hazar’da yalnızca kıyıdaş devletlerin silahlı kuvvetlerinin bulunması ilkesini benimsiyor. Ayrıca tarafların birbirlerine karşı kuvvet kullanmaması ve topraklarını başka devletlerin kıyıdaş ülkelere yönelik askerî faaliyetleri için kullandırmaması öngörülüyor.

Ancak İran’ın onay süreci tamamlanmadığı için sözleşme henüz bütünüyle yürürlüğe girmiş değil. Buna rağmen belge, beş kıyı devletinin Hazar’ı kıyıdaş olmayan ülkelerin askerî varlığına kapalı tutma yönündeki ortak güvenlik anlayışını ortaya koyuyor.

Ukrayna bu sözleşmenin tarafı değil. Dolayısıyla Ukrayna’nın düzenlediği bir uzun menzilli saldırı, yalnızca 2018 Sözleşmesi üzerinden hukuka aykırı ilan edilemez. Bununla birlikte saldırının kıyıdaş bir devletin karasularında meydana gelmesi, o devletin egemenliği ve tarafsızlığı bakımından ayrı bir hukuki sorun oluşturabilir.

Rus savaş gemisi meşru askerî hedef mi?

Rusya ile Ukrayna arasında devam eden uluslararası silahlı çatışma nedeniyle Rus savaş gemileri nitelikleri gereği askerî hedef kabul edilebilir. Bu nedenle Ukrayna’nın bir Rus savaş gemisini hedef alması tek başına uluslararası insancıl hukukun ihlali anlamına gelmez.

Bununla birlikte saldırının hukuka uygunluğu hedefin kimliğiyle sınırlı değildir. Ukrayna’nın hedefi doğrulaması, sivil unsurlar ile askerî hedefler arasında ayrım yapması, beklenen sivil zararın askerî avantaja kıyasla aşırı olmamasını sağlaması ve uygulanabilir ihtiyat tedbirlerini alması gerekir.

Ayrıca Rus savaş gemisi üçüncü bir Hazar devletinin karasularındayken vurulduysa hedef askerî niteliğini korusa bile saldırının gerçekleştirildiği devletin egemenliği veya tarafsızlığı ihlal edilmiş olabilir. Dolayısıyla saldırının kesin koordinatları hukuki değerlendirme açısından kritik önem taşıyor.

Ticari gemi ne zaman askerî hedef olur?

İran veya Rusya bayrağı taşıyan bir ticari gemi yalnızca milliyeti, sahibi ya da izlediği rota nedeniyle askerî hedef hâline gelmez. Ticari gemiler esas olarak sivil nesne kabul edilir ve doğrudan saldırılara karşı korunur.

Ancak bir geminin mühimmat, saldırı İHA’sı, silah sistemi veya doğrudan askerî operasyonlarda kullanılacak kritik malzeme taşıdığı güvenilir biçimde doğrulanırsa hukuki statüsü değişebilir. Geminin askerî harekâta etkili katkı sağlaması ve imha edilmesinin mevcut koşullar altında somut ve doğrudan askerî avantaj sunması hâlinde gemi askerî hedef niteliği kazanabilir.

Buna karşın “İran bağlantılı askerî yük taşıdığı” yönündeki genel bir açıklama, tek başına yeterli değildir. Ukrayna’nın yükün askerî niteliğini, Rus kuvvetleri için taşındığını ve geminin Rus askerî harekâtına sağladığı katkıyı güvenilir istihbaratla ortaya koyması gerekir.

Deniz savaş hukukunda önemli bir başvuru kaynağı olan San Remo El Kitabı da tarafsız devlet bayrağı taşıyan ticari gemilere güçlü koruma sağlıyor. Askerî malzeme taşıdığından şüphelenilen tarafsız bir gemide öncelikli yöntem geleneksel olarak geminin durdurulması, aranması ve gerekirse gemiye veya yüküne el konulmasıdır.

Bununla birlikte geminin dur emrine uymaması, aramaya direnmesi, düşman kuvvetlerine yardımcı unsur olarak hizmet etmesi veya askerî harekâta etkili katkı sağlaması hedef alınabilirlik değerlendirmesini değiştirebilir. Yine de saldırı ayrım, orantılılık ve ihtiyat kurallarına tabi olmaya devam eder.

Saldırı İran karasularında gerçekleştiyse ne olur?

İran’a ait ticari geminin İran karasularında vurulması, Ukrayna açısından en ağır hukuki ihtimali oluşturur. Böyle bir saldırı İran’ın ülkesel egemenliğinin ihlali ve BM Şartı’nın 2’nci maddesinin 4’üncü fıkrası kapsamında İran’a karşı kuvvet kullanımı olarak değerlendirilebilir.

Ukrayna böyle bir durumda meşru müdafaa tezine başvurabilir. Ancak İran’ın Rusya’ya silah veya İHA sağlaması, tek başına İran tarafından Ukrayna’ya karşı gerçekleştirilen bir silahlı saldırı anlamına gelmeyebilir. Silah tedariki ile bir devletin doğrudan çatışmanın tarafı hâline gelmesi uluslararası hukukta aynı şekilde değerlendirilmemektedir.

Buna karşılık gemi Rus karasularında bulunuyor ve Rus kuvvetlerine doğrudan askerî malzeme taşıyorsa Ukrayna’nın hukuki savunması daha güçlü olabilir. Ancak bu durumda dahi gemideki sivil mürettebatın varlığı Ukrayna’nın ayrım, orantılılık ve ihtiyat yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Hukuki değerlendirme için hangi bilgiler gerekiyor?

Mevcut veriler ışığında Rus savaş gemisine yönelik saldırı, devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı kapsamında hukuken daha kolay savunulabilir görünüyor. İran ticari gemisine yönelik saldırının hukuka uygunluğu konusunda ise henüz kesin hüküm vermek mümkün değil.

Sağlıklı bir değerlendirme için saldırının koordinatlarının, vurulan İran gemisinin adının, bayrak ve mülkiyet bilgilerinin, taşınan yükün niteliğinin ve Ukrayna’nın saldırı öncesinde sahip olduğu istihbaratın açıklanması gerekiyor. Ayrıca sivil mürettebata yönelik riski azaltmak için hangi önlemlerin alındığı da incelenmeli.

İranlı bir denizcinin hayatını kaybetmesi, saldırının kendiliğinden hukuka aykırı olduğunu kanıtlamaz. Bununla birlikte ölüm olayı, hedef doğrulaması, orantılılık ve uygulanabilir ihtiyat tedbirleri bakımından etkili ve bağımsız bir soruşturmayı gerekli kılar.

Hazar Denizi yeni bir savaş alanına mı dönüşüyor?

Ukrayna’nın Hazar Denizi saldırısı, Rusya’nın uzak ve korunaklı kabul edilen lojistik alanlarının artık savaşın dışında kalmadığını gösteriyor. Bunun yanı sıra saldırı, Rusya-İran askerî iş birliği ile bölgedeki diğer çatışmaların birbirine bağlanma riskini artırıyor.

Hazar’daki askerî hedeflere karşı uzun menzilli İHA operasyonlarının devam etmesi durumunda Rusya’nın bölgede hava savunmasını güçlendirmesi, savaş gemilerini liman ve üslerde daha sıkı koruma altına alması ve İran bağlantılı yük taşımacılığında yeni güvenlik önlemleri uygulaması beklenebilir.

Ancak Hazar yalnızca Rusya ve İran’a ait bir operasyon alanı değildir. Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan’ın egemenlik alanları, enerji altyapıları ve ticari taşımacılık hatları da aynı kapalı havzada bulunmaktadır. Bu nedenle çatışmanın genişlemesi, diğer kıyı devletlerinin güvenlik hesaplarını ve Hazar’daki seyrüsefer düzenini doğrudan etkileyebilir.

Sonuç olarak saldırının stratejik önemi yalnızca bir savaş gemisinin veya birkaç yük gemisinin vurulmasından kaynaklanmıyor. Asıl değişim, Hazar Denizi’nin Rusya açısından güvenli bir geri bölge olma özelliğini kaybetmeye başlamasıdır. Bunun hukuki ve askerî sonuçları ise saldırının kesin konumu, hedeflerin gerçek faaliyeti ve İran’ın vereceği karşılık netleştikçe daha görünür hâle gelecektir.

Sosyal Medyalardan Bizi Takip Edebilirsiniz:

Yusuf ERGE

Silahlı Kuvvetlerinde, Hava kuvvetleri personeli olarak üst rütbelerde uzun süre görev yapmış olarak. 2022 yılında emekli olmuştur. "Siyasi Tarih ve Uluslararası İlişkiler" konusunda yüksek lisans yaptıktan sonra "Halkla ilişkiler ve Tanıtım" bölümünde ikinci üniversite okudu. NATO da "Stratejik İletişim" danışmanı olarak görev yaptı. Halen savunma sanayisinde görevler almaktadır. DefenceTrend kurucusu ve editörlerinden birisi olup tecrübe ve bilgi birikimini okuyucuları ile paylaşmaktadır.

Yazarın Diğer Haberleri

Başa dön tuşu
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi sitemiz için devre dışı bırakınız.