Yerli Gelişmeler

Türkiye KAAN Projesinde Kritik Eşiği Aştı: İkinci Prototip

Türkiye’nin KAAN beşinci nesil savaş uçağı, ikinci prototipi ile sistem entegrasyonuna geçti. TUSAŞ, 2026’da test uçuşları için hazırlanıyor.

Türkiye KAAN Programında Kritik Eşik: İkinci Prototipte Sistem Entegrasyonu

Türkiye, Eylül 2025 itibarıyla savunma sanayisinde tarihi bir gelişmeye imza attı. KAAN beşinci nesil savaş uçağı projesinde ikinci prototipin sistem entegrasyon aşamasına geçmesi, yalnızca teknik bir adım değil; aynı zamanda Ankara’nın küresel havacılıkta söz sahibi olma iradesinin somut bir göstergesi oldu. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından yürütülen proje, Türkiye’yi ABD, Çin ve Rusya gibi beşinci nesil savaş uçağı geliştiren sınırlı sayıdaki ülkenin arasına katma hedefiyle ilerliyor.

Bu gelişme, Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması sonrası bağımsız hareket etme kararlılığının en açık kanıtı. KAAN, Türkiye’nin hem caydırıcılığını hem de ihracat potansiyelini artırarak önümüzdeki on yılın stratejik dengelerinde belirleyici bir rol üstlenecek.

KAAN’ın Teknolojik Kabiliyetleri ve Tasarım Özellikleri

KAAN, Milli Muharip Uçak (MMU) projesi kapsamında geliştirilen en iddialı hava platformu. Hava üstünlüğü sağlamak, hassas taarruz görevlerini yerine getirmek ve ağ merkezli harp ortamına uyum sağlamak üzere tasarlandı.

Uçak; AESA radar teknolojisi, gelişmiş elektronik harp sistemleri, yapay zekâ destekli görev bilgisayarları, düşük görünürlük sağlayan özel gövde tasarımı ve yüksek manevra kabiliyetiyle öne çıkıyor. Bu özellikler, KAAN’ı yalnızca klasik bir savaş uçağı olmaktan çıkarıp çok rollü, yüksek teknolojiye sahip bir hava üstünlük platformu haline getiriyor.

İlk prototipin 2024’te gerçekleştirdiği iki test uçuşundan elde edilen veriler, ikinci prototipin tasarımında kritik iyileştirmelere yol açtı. TUSAŞ, toplam altı prototip üretmeyi planlıyor ve bu sürecin 2026 baharında yapılacak yeni uçuşlarla ivme kazanması bekleniyor. Böylece uçak, seri üretim aşamasına geçmeden önce tüm performans parametrelerinde kapsamlı bir şekilde test edilmiş olacak.

Türkiye’nin Küresel Rakipler Arasındaki Konumu

KAAN, uluslararası alanda ABD’nin F-35, Çin’in J-20 ve Rusya’nın Su-57 savaş uçaklarıyla kıyaslanıyor. Ancak Türkiye’nin avantajı, tamamen yerli teknoloji entegrasyonu sayesinde modernizasyon ve ihracatta dışa bağımlılığın ortadan kalkması.

Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi insansız hava araçlarında gösterilen başarı, Türkiye’nin savunma sanayisindeki küresel marka değerini kanıtladı. Bu tecrübe, KAAN için de güçlü bir ihracat altyapısı oluşturuyor. Endonezya’nın 48 adetlik ön siparişi, Pakistan ve Azerbaycan gibi ülkelerin ilgisi ve bazı Körfez devletlerinin yakın takibi, KAAN’ın uluslararası pazarda güçlü bir alternatif olabileceğini gösteriyor.

Türkiye, bu uçakla yalnızca kendi hava gücünü modernize etmekle kalmıyor; aynı zamanda küresel savunma pazarında yeni bir oyuncu olarak sahneye çıkıyor. Özellikle Batı’ya bağımlı kalmak istemeyen veya Rusya’ya yönelik yaptırımlardan kaçınan ülkeler için KAAN, cazip bir seçenek haline gelebilir.

Türk Savunma Sanayisinde Ortaklık ve Entegrasyon

KAAN, yalnızca TUSAŞ’ın ürünü değil; Türk savunma sanayisinin kolektif gücünün bir yansıması. ASELSAN gelişmiş aviyonikleri ve radar teknolojilerini sağlarken Roketsan hassas vuruş kabiliyetini artıracak mühimmat çözümlerini geliştiriyor. Havelsan yazılım, görev bilgisayarları ve simülasyon altyapısıyla projede kritik rol üstleniyor. Motor geliştirme tarafında ise TEI ve TRMotor şirketleri, tamamen yerli bir güç çözümü için çalışmalarını sürdürüyor.

Bu ekosistem, KAAN’ın yalnızca bir uçak değil aynı zamanda Türkiye’nin savunma teknolojilerindeki olgunluk sembolü olduğunu ortaya koyuyor. Proje, sektörler arası iş birliğiyle ülke içinde yeni istihdam alanları yaratırken teknoloji transferi ve bilgi birikiminin de kalıcı hale gelmesini sağlıyor.

Seri Üretim ve Gelecek Perspektifi

Türk Hava Kuvvetleri’nin KAAN için yaklaşık 148 adetlik bir ihtiyaç öngördüğü belirtiliyor. Ancak bu rakamın ihracat planları doğrultusunda artması muhtemel. Seri üretimin 2029’a kadar başlaması ve ilk teslimatların on yılın sonuna doğru yapılması planlanıyor.

Ankara’nın bütçe politikası, üretim sürecini kademeli şekilde ilerletmeyi amaçlıyor. Bu sayede hem maliyet baskısı dağıtılacak hem de teknolojik riskler en aza indirilecek. KAAN’ın nihai hedefi, Türkiye’ye tam bağımsız hava gücü kazandırmak ve bölgesel dengeleri değiştirecek caydırıcı bir unsur olarak sahneye çıkmak.

Türkiye’nin Savunma Vizyonunda Yeni Bir Sayfa

İkinci prototipin entegrasyon aşamasına geçmesi yalnızca teknik bir başarı değil; Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı ligine resmen adım atması anlamına geliyor. KAAN, bir uçağın ötesinde; Türkiye’nin bağımsızlık vizyonunun, stratejik öngörüsünün ve savunma sanayiindeki olgunluğunun somut bir sembolü.

Türkiye, bu projeyle yalnızca kendi hava kuvvetlerini güçlendirmekle kalmayacak; aynı zamanda dost ve müttefik ülkeler için yeni bir savunma alternatifi sunacak. KAAN’ın uluslararası pazara çıkışı, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirecek ve Ankara’yı küresel savunma sanayiinde güçlü bir aktör haline getirecek.

Sosyal Medyalardan Bizi Takip Edebilirsiniz:

Yazarın Diğer Haberleri

Başa dön tuşu
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi sitemiz için devre dışı bırakınız.