Pakistan’dan Kritik Hamle: Taimoor Başarıyla Test Edildi
Pakistan Hava Kuvvetleri, 600 km menzilli yerli seyir füzesi Taimoor'un ilk uçuş testini başarıyla gerçekleştirdi. İşte yeni "Stand-off" silahının teknik analizi.
Güney Asya’nın hassas güç dengelerinde ibreyi değiştirecek stratejik bir gelişme, 3 Ocak 2026 tarihinde Pakistan semalarında yaşandı. Pakistan Hava Kuvvetleri (PAF), tamamen yerli imkanlarla geliştirilen uzun menzilli hava-yer seyir füzesi Taimoor‘un ilk operasyonel uçuş testini başarıyla tamamladığını duyurdu. Bu test, sadece teknik bir başarı değil; Pakistan’ın konvansiyonel caydırıcılık doktrininde “erişimi engelleme” yeteneğinden “uzak mesafeden hassas vuruş” (stand-off strike) yeteneğine geçişin somut bir ilanı olarak değerlendiriliyor.
600 Kilometrelik “Görünmez” Kılıç
PAF Medya Kanadı tarafından paylaşılan verilere göre Taimoor, 600 kilometrelik menziliyle Pakistan savaş uçaklarına, düşman hava savunma sistemlerinin (özellikle Hindistan’ın elindeki S-400 bataryalarının) ölümcül menziline girmeden, güvenli mesafeden taarruz etme imkanı tanıyor.
Füzenin teknik mimarisi, “hız” yerine “beka kabiliyeti” ve “isabet” üzerine kurgulanmış durumda. Ses altı (subsonic) hızlarda seyreden Taimoor, kompakt bir turbofan motor tarafından güçlendiriliyor. Bu motor seçimi, füzeye uzun süre havada kalma ve hedefe ulaşana kadar geniş manevralar yapma yeteneği kazandırıyor.
Radarları Körü Körüne Bırakan Teknoloji
Taimoor’u rakiplerinden ayıran en kritik özellik, sahip olduğu gelişmiş uçuş profili. Test sırasında füzenin, alçak irtifa arazi takibi (terrain-following) modunda uçtuğu doğrulandı. Bu özellik, füzenin dağların, vadilerin ve engebelerin arasına gizlenerek ilerlemesini sağlıyor ve yer konuşlu radarların ufuk hattı (line-of-sight) kısıtlamalarından faydalanarak tespit edilmesini neredeyse imkansız hale getiriyor.
Pakistanlı mühendisler ayrıca füzenin gövdesinde radar kesit alanını (RCS) düşüren özel geometrik şekillendirmeler ve radar emici malzemeler kullandı. Bu “hayalet” özellikler, füzenin katmanlı hava savunma ağlarını delme şansını maksimize ediyor.
GPS Köreltilse Bile Hedefi Vuruyor
Modern savaşın en büyük sorunlarından biri olan “elektronik harp” tehdidine karşı Taimoor, hibrit bir güdüm sistemiyle donatılmış.
-
Seyir Aşaması: Halka lazer (ring-laser) veya fiber optik atalet güdüm sistemi (INS), uydu navigasyon verileriyle destekleniyor. Uydu sinyalleri kesilse dahi füze rotasını koruyabiliyor.
-
Terminal Aşama: Hedefe yaklaştığında devreye giren “sahne eşleştirme” (scene-matching) veya görüntüleyici kızılötesi (IIR) arayıcı başlık, önceden yüklenen hedef görüntüleriyle sahadaki görüntüyü kıyaslayarak füzeyi metre altı hassasiyetle hedefe kilitliyor.
Yetkililer, füzenin dairesel hata ihtimalinin (CEP) “tek haneli metreler” seviyesinde olduğunu belirtiyor. Bu, Taimoor’un sadece bir binayı değil, o binanın belirli bir odasını veya havalandırma şaftını vurabilecek hassasiyette olduğu anlamına geliyor.
Hem Karada Hem Denizde Tehdit
Yaklaşık 400 ila 450 kilogram ağırlığında konvansiyonel harp başlığı taşıyan Taimoor, çift rollü bir silah olarak tasarlandı.
-
Kara Hedefleri: Sığınak delici (bunker buster) özelliğiyle komuta merkezlerini veya sertleştirilmiş uçak hangarlarını yok edebiliyor.
-
Deniz Hedefleri: Gemi savar modunda, düşman donanmasına karşı “denizden alçak uçuş” (sea-skimming) profiliyle yaklaşıp su hattından vuruş gerçekleştirebiliyor.
PAF Envanterinde Yeni Dönem
Testi bizzat izleyen Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Zaheer Ahmed Baber Sidhu, Taimoor’u “teknolojik öz yeterliliğin kanıtı” olarak nitelendirdi. Pakistan savunma sanayii kaynakları, füzenin PAF envanterindeki orta ve ağır sınıf savaş uçaklarıyla (muhtemelen JF-17 Thunder Block III ve J-10C) tam uyumlu olacak şekilde tasarlandığını belirtiyor.
Taimoor’un operasyonel hale gelmesi, Pakistan’ın sadece savunma değil, gerektiğinde düşman topraklarının derinliklerindeki stratejik hedefleri (hava üsleri, radar istasyonları, lojistik merkezler) riske atabilecek bir “cezalandırıcı” güce ulaştığını gösteriyor. Bölgedeki askeri uzmanlar, bu gelişmenin hasım güçleri çok daha geniş bir alanda radar taraması yapmaya ve pahalı füze savunma sistemlerini daha da yaymaya zorlayarak asimetrik bir maliyet yaratacağını vurguluyor.





