Rusya’nın Yeni Kozu Oreshnik: NATO İçin 20 Dakika
Rusya, Lviv'i yeni Oreshnik füzesiyle vurdu. Mach 10 hıza ulaşan ve çoklu başlık taşıyan bu sistem, NATO hava savunmasını nasıl çaresiz bırakıyor?
Ukrayna savaşının seyri, 9 Ocak 2026 sabahının erken saatlerinde Lviv semalarında beliren ışık hüzmeleriyle geri dönülemez bir şekilde değişti. Polonya sınırına sadece 70 kilometre mesafedeki bu stratejik şehrin, Rusya’nın en yeni ve en gizemli silahı “Oreshnik“ (Fındık) orta menzilli balistik füzesiyle vurulması, askeri bir operasyondan ziyade, Kremlin’in Batı başkentlerine çektiği “rest” olarak okunmalı.
Savunma dünyası bu saldırıyı, savaş alanındaki bir taktik hamle olarak değil; Washington, Berlin, Paris ve Londra’yı doğrudan hedef alan, önlenmesi neredeyse imkansız yeni bir tehdidin “saha testi” olarak görüyor. Rusya Savunma Bakanlığı’nın saldırıyı soğukkanlılıkla doğrulaması, Moskova’nın elindeki kartları artık gizleme gereği duymadığının en net kanıtı.

Teknik Anatomi: RS-26 Rubezh’in “Hiper” Evrimi
Oreshnik, gökyüzüne bir anda düşen bir yıldırım değil; Rus mühendisliğinin on yıllardır üzerinde çalıştığı, ancak INF (Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler) Anlaşması nedeniyle “buzdolabında” bekletilen RS-26 Rubezh projesinin modernize edilmiş, hibrit bir versiyonu.
Sistemi korkutucu kılan temel parametreler, konvansiyonel hava savunma mantığını iflas ettirecek düzeyde:
-
Hipersonik Hız ve Menzil: Füze, atmosferin üst katmanlarına tırmandıktan sonra hedefine dalışa geçtiğinde Mach 10 (ses hızının 10 katı) sürati aşıyor. 5.500 kilometreyi bulan menziliyle, Rusya’nın iç kesimlerinden veya Arktik bölgesinden ateşlendiğinde Paris veya Berlin’i vurması 20 dakikadan az sürüyor. Washington D.C. veya Chicago ise teorik menzil dahilinde.
-
Hava Savunmasını “Kör Eden” Profil: Oreshnik, standart bir balistik füze gibi parabolik bir rota izlemek yerine, manevra yapabilen bir yörünge kullanıyor. Bu durum, NATO’nun erken uyarı radarlarının füzeyi tespit etme ve rotasını hesaplama süresini kritik seviyede kısaltıyor. Radar operatörleri tehdidi fark ettiğinde, füze çoktan “durdurulamaz” irtifaya inmiş oluyor.
Patriotların Kabusu: MIRV Teknolojisi ve Doyurma Saldırısı
Batı kamuoyu, Ukrayna’daki Patriot bataryalarının Rus Kinzhal füzelerini düşürmesiyle rahatlamış olabilir. Ancak Oreshnik, Kinzhal’dan tamamen farklı bir siklette dövüşüyor. Bu füzenin en ölümcül özelliği, MIRV (Çoklu Bağımsız Hedeflenebilir Yeniden Giriş Aracı) yeteneğine sahip olması.
İstihbarat raporlarına göre, Oreshnik atmosfer dışındayken gövdesinden 6 farklı harp başlığı ayırıyor. İşin daha da korkutucu yanı, her bir başlığın içinde de 6 adet alt mühimmat (submunition) bulunması. Yani tek bir füze ateşlendiğinde, hedef bölgedeki hava savunma radarları bir anda üzerlerine gelen 36 farklı tehdit ile karşılaşıyor. Buna askeri literatürde “Saturasyon” (Doyurma) saldırısı deniyor. Dünyanın en gelişmiş hava savunma sistemi bile, saniyede 3-4 kilometre hızla üzerine gelen 36 hedefi aynı anda engelleyemez. Lviv saldırısı, bu teknolojinin konvansiyonel (nükleer olmayan) bir versiyonunun gövde gösterisiydi.
Nükleer Belirsizlik: “Gri Bölge” Stratejisi
Rusya’nın bu saldırıda patlayıcı başlık kullanmış olması, tehdidin boyutunu hafifletmiyor. Aksine, Oreshnik’in mimarisi nükleer başlık taşımaya tamamen uygun. Kremlin, nükleer kapasiteli bir füzeyi konvansiyonel savaşta kullanarak stratejik bir “belirsizlik” (ambiguity) yaratıyor.
Bir NATO radar operatörünü düşünün: Radarda Oreshnik’i gördüğü anda, başlığın nükleer mi yoksa konvansiyonel mi olduğunu anlamasının hiçbir yolu yok. Bu belirsizlik, Batılı karar vericilerin tepki verme süresini felç ediyor. Rusya bu taktikle, “Beni köşeye sıkıştırırsanız, nükleer eşiği aşmadan nükleer silah taşıyıcılarını kullanırım” mesajı veriyor.
Ambargoları Delen Endüstriyel Direnç
Batılı analistlerin en büyük yanılgısı, ağır yaptırımların Rus füze sanayisini çökerteceği yönündeydi. Ancak Oreshnik’in sahaya sürülmesi, Rus savunma sanayisinin (özellikle Moskova Termal Teknoloji Enstitüsü ve Makeyev Tasarım Bürosu’nun) adaptasyon yeteneğini kanıtladı.
Mikroçiplerin ve hassas güdüm sistemlerinin, Asya ve Orta Doğu üzerindeki karmaşık tedarik ağlarıyla (karaborsa, paravan şirketler) temin edildiği artık bir sır değil. Rusya, ekonomisini bir “savaş ekonomisine” dönüştürerek, kaynaklarının büyük kısmını bu tip asimetrik silahların üretimine aktardı. Sonuç: Batı’nın teknolojik ambargosuna rağmen, NATO envanterinde muadili olmayan bir silah sistemi operasyonel hale geldi.
NATO’nun Savunma Açığı
Lviv saldırısı, acı bir gerçeği de gün yüzüne çıkardı: Avrupa’nın şu an için bu tür bir saldırıya karşı etkili bir kalkanı yok. ABD’nin geliştirdiği “Glide Phase Interceptor” (Süzülme Safhası Önleyicisi) henüz test aşamasında. Almanya’nın yeni kurduğu Arrow-3 sistemi veya Romanya’daki Aegis Ashore bataryaları, bu hızdaki ve bu sayıdaki (MIRV) başlıkları durdurmak için yetersiz kalıyor.
Oreshnik, sadece bir füze değil; Rusya’nın, INF Anlaşması’nın olmadığı, kuralsız ve denetimsiz yeni dünya düzenine “hoş geldiniz” deme şekli. Bu silah, Ukrayna’daki cephe hattını değil, doğrudan Batı’nın siyasi iradesini hedef alıyor.





