ABD Ordusu“Golden Dome” Savunma ve Gözetleme Sistemi Projesi
Golden Dome, balistik füzeler, hipersonik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları (İHA’lar) gibi tehditlere karşı katmanlı ve entegre savunma amaçlar.
“Golden Dome” Savunma ve Gözetleme Sistemi
Projenin Tanımı ve Amacı
Golden Dome, ABD’yi karşı karşıya olduğu yeni nesil tehditlerden korumayı hedefleyen kapsamlı bir hava ve füze savunma ile beraber kapsamlı bir gözetleme sistemi girişimidir. ABD eski başkanı Donald Trump’ın 27 Ocak 2025 tarihli bir yürütme emriyle başlatılan bu proje, İsrail’in “Demir Kubbe” sisteminin ölçek ve kabiliyet bakımından çok daha gelişmiş bir versiyonu olarak düşünülebilir. Golden Dome, balistik füzeler, hipersonik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları (İHA’lar) gibi tüm modern hava tehditlerine karşı katmanlı ve entegre bir savunma şemsiyesi oluşturmayı amaçlar.
Bu sistem, birden fazla domaine yayılmış (uzay, hava, deniz ve kara) algılama ve önleme unsurlarını birbirine kenetleyen entegre bir mimari öngörmektedir. Böylelikle düşmanların ABD topraklarını ve kritik üslerini tehdit etme kabiliyetini bertaraf etmek, caydırıcılığı artırmak ve ülke güvenliğini pekiştirmek hedeflenmektedir. Golden Dome girişimi, kapsamı ve teknik zorlukları nedeniyle “devasa bir sistem mühendisliği ve entegrasyon sorunu” olarak nitelendirilmiştir – tıpkı 1980’lerdeki Stratejik Savunma Girişimi (“Yıldız Savaşları”) gibi – ve başarılı olabilmesi için devletin tüm kademelerinde özellikle tüm askeri kuvvetlerin, Savunma Bakanlığı kurumlarının ve savunma sanayinin koordineli katkısını gerektirmektedir.
Savunma Katmanları ve Bölümleri
Golden Dome, farklı irtifa ve menzil bantlarında etkin olan çok katmanlı savunma bölümlerinden oluşacaktır. Her bir katman, tespit edilen tehdidin türüne ve uçuş safhasına göre özelleştirilmiş sensörler ve önleyiciler içerir. Bu katmanlar birbiriyle entegre çalışarak “iç içe geçmiş” bir savunma ağı oluşturur. Golden Dome’un öngörülen başlıca katmanları ve işlevleri şunlardır:
Uzay Tabanlı Erken Uyarı ve İzleme Katmanı
Yörüngedeki uydulardan oluşan “custody layer” (muhafaza katmanı), kıtalararası balistik füze (ICBM) veya hipersonik silahların ateşlenmesini anında tespit edip izlemekle görevlidir. Bu katman, düşük Dünya yörüngesinde konuşlu yüzlerce algılama uydusunu içerir. Örneğin SpaceX firmasının önerisi, yerküre etrafında 400–1000’den fazla uydu ile sürekli küresel füze gözetlemesi sağlamaktır. Bu uydular üzerindeki kızılötesi ve radar sensörleri sayesinde balistik ve hipersonik tehditler atmosfere girmeden çok önce tespit edilip yörünge hesaplamaları yapılacaktır.
Erken uyarı katmanı, SBIRS ( Space-Based Infrared System Uzay Tabanlı Kızılötesi Sistem) ve Next-Gen OPIR gibi halihazırdaki kızılötesi erken ihbar uydularının yanı sıra, MDA ve Uzay Kuvvetleri’nce geliştirilen HBTSS (Hypersonic and Ballistic Tracking Space Sensor) gibi yeni nesil uyduları da içerecektir. Bu sayede hem yüksek irtifada hızlı seyreden hipersonik silahların, hem de alçak irtifada radar görünürlüğü düşük seyir füzelerinin uzun mesafeden sürekli takibi mümkün hale gelecektir.
OPIR, kısaltmasının İngilizce açılımı Overhead Persistent Infrared dır. Bu teknoloji, uzay tabanlı kızılötesi sensörler kullanarak füze tespiti, erken uyarı ve savaş alanı farkındalığı sağlamak için geliştirilmiştir. Next-Gen OPIR, mevcut SBIRS sisteminin yerini alacak şekilde tasarlanmış olup, daha gelişmiş tehdit algılama ve izleme yetenekleri sunar
Uzay Tabanlı Önleme (İmha) Katmanı
Golden Dome’un en yenilikçi unsurlarından biri, tehditleri atmosfer dışında etkisiz hale getirebilecek bir “attack layer” (saldırı katmanı) oluşturma hedefidir. Bu konsepte göre, yörüngede devriye gezen belli sayıda uyduya önleyici silah sistemleri entegre edilecektir. Açık kaynaklarda yayınlanan haberlere göre planlanan ayrı bir filo, 200 kadar uydudan oluşması düşünülen bu katmanda yer alabilir.
Katmanda ki bu uydular küçük önleme füzeleri veya lazer silahları taşıyarak düşman füzelerini boost fazındayken (itki motoru hala çalışırken) vurmaya çalışacaktır. Böyle bir uzay tabanlı imha katmanı, tehdidi henüz yükseliş aşamasında etkisiz hale getirerek daha atmosfer dışında iken yani daha erken bir safhada savunma hattı sağlayacaktır. Bu fikir, 1980’lerdeki SDI projesindeki “uydudan lazerle vurma” veya “brilliant pebbles” (küçük avcı uydular) konseptlerinin modern teknolojilerle canlandırılması olarak görülmektedir. Ancak binlerce uyduyu ve silahı içerebilecek böyle bir katmanın maliyeti ve teknik fizibilitesi konusunda uzmanlar temkinli yaklaşmaktadır.
Yüksek İrtifa (Yakın Uzay ve Üst Atmosfer) Engelleme Katmanı
Konuştuğumuz bu katman, uzaydan kaçan veya kaçırılan tehditlere karşı atmosfer dışında ve atmosferin üst tabakalarında müdahale etmeyi amaçlar. Mevcut ve gelişmekte olan karadan veya denizden fırlatılan uzun menzilli önleme sistemleri bu katmanın çekirdeğini oluşturacaktır. Örneğin, ABD Deniz Kuvvetleri envanterindeki Aegis BMD sistemi ve gemide konuşlu Standart Füze-3 (SM-3) önleyicileri, orta safha balistik füze önlemesinde görev yaparak Golden Dome’un yüksek irtifa katmanına katkı verebilir.
Aegis sistemi, halihazırda gemilerde ve Avrupa’daki Aegis Ashore tesislerinde balistik füzeleri atmosfer dışında vurma kabiliyetini kanıtlamıştır ve 50’den fazla ABD savaş gemisi bu göreve uygun donanıma sahiptir.
Benzer şekilde, ABD Karası’nda konuşlu Yer Bazlı Midcourse Defense (GMD) sistemi de Fort Greely (Alaska) ve Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü (Kaliforniya)’nda silo içerisindeki önleyici füzeler ile kıtalararası füzeleri uzayda engelleme yeteneğine sahiptir. Golden Dome kapsamında GMD’nin yeni nesil önleyicilerle (Next-Generation Interceptor) güçlendirilmesi planlanmaktadır.
Yine Lockheed Martin üretimi THAAD (Terminal High Altitude Area Defense) sistemleri de orta-yüksek irtifada (atmosferin hemen dışında veya içinde) balistik füze imhası yapabildiği için bu katmana dahildir. THAAD, mevcut durumda ABD’nin Guam gibi denizaşırı kritik noktalarını ve anakarasını belirli tehditlere karşı korumaktadır. Golden Dome, bu tür kanıtlanmış yüksek irtifa sistemlerini yeni sensör ve komuta kontrol ağlarıyla entegre ederek balistik ve hipersonik tehditlere karşı ikinci bir savunma perdesi oluşturacaktır.
Atmosfer içi, Alçak İrtifa ve Nokta Hava Savunma Katmanı
Golden Dome’un yalnızca yüksek irtifadaki stratejik füzelere değil, aynı zamanda seyir füzeleri, insansız hava araçları ve diğer alçak irtifa tehditlerine karşı da katmanlar barındırması öngörülmektedir. Bu katmanda, Patriot hava ve füze savunma sisteminin gelişmiş varyantları önemli rol oynar. Raytheon firmasının Patriot bataryaları ve Lockheed Martin’in ürettiği PAC-3 MSE önleyici füzeleri, atmosfer içinde son safhada gelen balistik füzeleri ve yüksek hızlı hava araçlarını vurabilmektedir.
Patriot’un yeni nesil radarı LTAMDS (Lower Tier Air and Missile Defense Sensor) ile desteklenmesi, aynı anda çoklu seyir füzesi ve İHA hedeflerinin tespitine katkı sağlayacaktır. Ayrıca ABD Donanması’nın envanterindeki Standard Missile-6 (SM-6) füzeleri de hem uçak/seyir füzesi hem de bazı balistik hedeflere karşı kullanılabildiği için kıyı savunmasında değerlendirilebilir. Alçak irtifa katmanı, NASAMS gibi orta menzilli hava savunma sistemleri veya yakın hava savunma silahları (CIWS Close-In Weapon System) ) ile İHA ve roketlere karşı nokta koruması da içerir. Nitekim küçük İHA sürüleri ve düşük radar izli seyir füzeleri son dönemde ciddi bir boşluk olarak görülmektedir.
Bu boşluğu kapatmak üzere Golden Dome, geleneksel radarların göremediği alçak irtifa “yarıkları” dolduracak yenilikçi sensörler (örneğin pasif RF algılayıcı ağlar) ve yönlendirilmiş enerji silahları (yüksek güçlü lazer veya mikrodalga sistemleri) kullanabilir. Hidden Level şirketi, şehir ortamlarında veya arazi engelleri arasında uçan RF-sessiz (yayın yapmayan) dronları tespit etmek için geliştirdikleri pasif radyo-frekans sensör ağı ile Golden
Dome’un alçak irtifa gözetleme katmanına destek olmayı teklif etmektedir. Benzer şekilde Epirus firması, Leonidas adlı yüksek güçlü mikrodalga (HPM) sistemiyle sürü halindeki İHA’ları etkisiz kılabilecek teknolojiler sunmaktadır. Tüm bu kısa menzil/alt katman unsurları, kritik altyapılar ve askeri üsler üzerinde son savunma hattı görevini görerek daha büyük sistemlerden sızan veya onları aşan tehditlere karşı noktasal koruma sağlayacaktır.
Golden Dome Gözetleme Mimarisi ve Sensörler
Golden Dome sisteminin başarısı, çok katmanlı bir algılama ve erken uyarı mimarisine dayanır. Farklı menzil ve irtifalarda konuşlu sensörler, tehdidin “Find-Fix-Track” (Bul-Tanımla-Takip et) döngüsünün kesintisiz işlemesini sağlayacaktır. Bu mimaride kullanılan başlıca sensör sistemleri ve özellikleri şu şekildedir:
Uzay Tabanlı Sensörler
Golden Dome, halihazırda ABD Uzay Kuvvetleri ve MDA envanterinde bulunan stratejik erken uyarı uydularını ve yeni nesil algılayıcı takımyıldızlarını entegre edecektir. Mevcut SBIRS (Space-Based Infrared System) uyduları ve bunların yerini alacak olan Yeni Nesil OPIR uyduları (Lockheed Martin ve Northrop Grumman tarafından geliştirilmektedir), dünya çapında kıtalararası ve orta menzilli füze fırlatmalarını kızılötesi algılayıcılarla tespit eden birincil sensörlerdir.
Ayrıca, 2023-2024’te testleri başlayan HBTSS prototip uyduları (L3Harris ve Northrop Grumman tarafından üretilen “Hypersonic and Ballistic Tracking” sensörleri), hipersonik hedefleri düşük yörüngeden hassas şekilde izleme kabiliyeti getirecektir. Space Development Agency (SDA) ise daha geniş bir uydu ağı olan Proliferated Warfighter Space Architecture (PWSA) kapsamında, Foo Fighter kod adlı bir projeyle 8 adet füze izleme uydusu geliştiriyor. Boeing’in iştiraki Millennium Space Systems tarafından üretilen bu uydular, L3Harris yapımı sensörler taşıyacak ve hipersonik füzeleri takip edebilecektir; ilk parti uyduların 2026’da teslimi planlanmıştır. Uzaydaki bu sensör tabakası, farklı yörüngelerde birbirini tamamlayan uydu dizilerinden oluşarak (yüksek irtifada GEO/HEO erken ihbar uyduları ve alçak irtifada LEO izleme uyduları), “küresel ve sürekli bir gözetleme ağı” tesis edecektir. Tespit edilen hedeflerin konumu ve rotası hakkındaki bilgiler, anlık olarak yer segmentine ve diğer platformlara iletilecektir.
Yer Tabanlı Radar ve Sensörler
Golden Dome’un yeryüzündeki gözetleme mimarisi, var olan geniş radar ağlarını modernize ederek kullanacak ve yeni radar teknolojilerini devreye sokacaktır. Mevcut uzun menzilli erken ihbar radarları, özellikle kuzey kutup bölgesinden gelebilecek füzeler için kritik önemdedir. NORAD bünyesindeki Kuzey Uyarı Sistemi radarları ve gelecekte planlanan Arktik ve Polar “Over-the-Horizon” (Ufuk Ötesi) Radar sistemleri, düşük irtifada seyreden seyir füzelerini ve hava soluyan hedefleri okyanus ötesinden tarayarak yaklaşan tehditleri daha menzile girmeden tespit etmeyi amaçlar. ABD’nin balistik füze savunma radar altyapısı da Golden Dome’a entegre edilecektir.
Örneğin, Alaska’daki yeni LRDR (Long Range Discrimination Radar), Lockheed Martin tarafından geliştirilmiş aktif faz dizinli bir radar olup balistik hedeflerin sahte başlıklarını ayırt edebilmektedir. Keza Raytheon üretimi AN/TPY-2 X-band radarları, hem THAAD sistemiyle entegre ileri konuşlu radarlar hem de ülke savunmasında kullanılabilen izleme sistemleri olarak ağa dahil olacaktır. Donanmanın Aegis gemilerindeki SPY-1 ve yeni SPY-6 radarları da kıyı savunmasında veri sağlayacaktır. Kara konuşlu hava savunma için geliştirilen yeni nesil Sentinel A4 radarları (Lockheed Martin) ve GhostEye gibi kısa/orta menzil radarlar, İHA ve seyir füzesi tespitinde önemli rol oynar. Bütün bu radar sensörleri, coğrafi boşluk bırakmayacak şekilde konuşlandırılıp yüksek hızlı iletişim hatlarıyla birleştirildiğinde, Golden Dome için çok katmanlı bir yer radar ağı oluşturacaktır.
Pasif ve Ağ Destekli Sensör Sistemleri
Modern tehditlerin bir kısmı (örneğin RF-sinyali yaymayan dronlar veya stealth seyir füzeleri) klasik aktif radarlar tarafından zor tespit edilir hale gelmiştir. Bu nedenle Golden Dome gözetleme mimarisi, pasif algılama teknolojilerini de içerir. Pasif sensörler, ortama kendileri sinyal yaymadan mevcut sinyalleri dinleyerek hedef tespit eder; bu sayede düşman tarafından tespit edilmeleri zorlaşır ve yoğun kentsel alanlar gibi zor bölgelerde etkinlik sağlarlar. Hidden Level firmasının vurguladığı üzere, pasif RF sensör ağları aktif radarların frekans izni, parazit ve kör nokta gibi sınırlamalarını aşarak düşük irtifadaki tehditleri tespit için derhal konuşlandırılabilir çözümler sunar.
Benzer şekilde, gelişmiş EO/IR (Elektro-optik/Kızılötesi) arama sistemleri de özellikle İHA ve seyir füzesi tespitinde kullanılabilir. Örneğin, insansız kuleler veya hava balonları üzerine yerleştirilecek sürekli izleme yapan kızılötesi kameralar, alçak irtifa savunmasında radarları tamamlayacaktır. ABD Hava Kuvvetleri’nin AWACS ve JSTARS gibi hava platformları ile F-35 savaş uçaklarının sensörleri de birer uçan gözetleme unsuru olarak ağa bağlanabilir. Nitekim MDA, F-35’in sensör verilerini füze savunma ağına dahil etmeyi test etmektedir – F-35’lerin gelişmiş radar/EO sensörleri, özellikle seyir füzesi ve hatta balistik füze tespiti için katkı sağlayabilir. Golden Dome kapsamında, bu çeşitlilikteki sensörlerden gelen veriler gerçek zamanlı olarak birleşik bir iz resmi (Common Track Picture) oluşturacak şekilde füzyon edilecektir. Böylece komuta kontrol merkezleri, “deniz yatağından uzaya” kadar tüm irtifalarda geniş alan gözetleme ile tam bir durum farkındalığı (all-domain awareness) kazanacaktır.
Golden Dome’a Katılan Şirketler ve Katkıları
Golden Dome projesinin kapsamı ve önemi, savunma sanayiinde geniş bir katılım ve rekabet ortamı yaratmıştır. Projenin endüstriyel tarafında, hem geleneksel büyük savunma yüklenicileri hem de yenilikçi teknoloji girişimleri yer almaktadır. ABD Savunma Bakanlığı, alt sistem geliştirme ve entegrasyon için 2025 başında sektörün ilgisini çekmiş ve 180’den fazla şirket Golden Dome’a ilgi beyan etmiştir. Aşağıda, projeye dahil olan belli başlı firmalar ve beklenen katkıları listelenmiştir:
- SpaceX (ABD): Elon Musk’ın uzay teknolojisi şirketi SpaceX, Golden Dome’un uzay mimarisinde lider adaylardan biridir. SpaceX; Palantir ve Anduril ile ortaklık kurarak, özellikle uydu tabanlı algılama katmanının geliştirilmesine talip olmuştur. Şirket, 400–1000+ adet algılama uydusundan oluşan bir Starlink türevi erken uyarı takımyıldızı ve ayrıca 200 adet silahlandırılmış uydu fikrini Pentagon’a sunmuştur. SpaceX bu kapsamda uyduların fırlatılması ve işletilmesini “abonelik hizmeti” modeliyle sağlamayı, yani sistemi mülkiyetine alıp hükümete hizmet kiralaması yapmayı önermiştir. Böyle yenilikçi (ancak tartışmalı) bir iş modeli, SpaceX’in Starship ve Falcon 9 gibi araçlarıyla hızlı konuşlandırma yapabilme yeteneği sayesinde sistemi vakit kaybetmeden hayata geçirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca SpaceX mevcutta yüzlerce istihbarat uydusu fırlatmış olduğundan, bunların bazılarının Golden Dome için uyarlanabileceğini belirtmiştir.
- Palantir Technologies (ABD): Büyük veri analitiği ve yapay zeka yazılımları ile tanınan Palantir, Golden Dome’da komuta-kontrol yazılım altyapısının beyni olmayı hedeflemektedir. SpaceX ile konsorsiyum ortağı olan Palantir, farklı sensörlerden gelen devasa veri akışını gerçek zamanlı işleyebilecek ve tehditleri öngörebilecek yapay zekâ destekli bir karar destek platformu sunacaktır. Palantir’in Gotham ve Foundry gibi platformları halihazırda ABD Ordusu ve Hava Kuvvetleri tarafından istihbarat-füzyon ve komuta kontrol amaçlı kullanılıyor. Golden Dome için Palantir’in görevi, tüm katmanlardaki sensör ve silah verilerini entegre eden bir “ortak işletim resmi” (Common Operation Picture) oluşturmak ve komutanların tehdit önceliklendirmesi, angajman tahsisi gibi kritik kararlarını desteklemek olacaktır. Palantir, bu alandaki yazılım uzmanlığıyla C4ISR omurgasının yazılım katmanını sağlamaya taliptir.
- Anduril Industries (ABD): Savunma alanında yapay zekâ ve otonomiye odaklanan Anduril, Golden Dome konsorsiyumunun üçüncü ortağıdır. Anduril, özellikle otonom gözetleme ve savunma sistemleri konusunda katkı sunmaktadır. Şirketin geliştirdiği Lattice AI komuta kontrol platformu, farklı sensör ve silahları otonom bir ağ içinde birleştirerek tehditlere insan müdahalesi olmadan tepki verebilmeyi hedefler. Golden Dome’da Anduril’in sürülü İHA sistemleri (örneğin Ghost insansız hava araçları) ile kritik bölgelerin devriyesini yapması, Anvil adı verilen İHA-avcı dronları ile düşman dronlarını fiziksel olarak çarpıp düşürmesi veya elektronik harp uygulaması öngörülebilir. Ayrıca Anduril, sınır ve üs güvenliği için geliştirilen otonom kule sensörlerini ve yapay zekâ destekli hedef teşhis algoritmalarını Golden Dome sistemine entegre edebilir. Bu sayede, özellikle alçak irtifa ve yakın saha savunmasında insan gücüne gerek kalmadan 7/24 çalışan akıllı savunma düğümleri oluşturulabilecektir.
- Lockheed Martin (ABD): ABD’nin en büyük savunma sanayi firması Lockheed Martin, Golden Dome girişimini destekleyen mevcut füze savunma sistemlerinin büyük bölümünün geliştiricisidir. Şirket, pazarlama dokümanlarında Golden Dome için “bütün sanayi omuz omuza” yaklaşımını vurgulamakta ve kendi muharebede kanıtlanmış sistemlerinin bu şemsiyeye temel oluşturabileceğini belirtmektedir. Lockheed Martin hâlihazırda THAAD ve PAC-3 füze sistemlerini, Aegis BMD (Savaş Sistemi ve SM-3 önleyicileri) platformunu ve küresel C2BMC (Command and Control, Battle Management, and Communications Komuta ve Kontrol, Muharebe Yönetimi ve İletişim) komuta kontrol altyapısını geliştirmiş durumdadır. Ayrıca uzaydaki SBIRS/OPIR erken uyarı uyduları da Lockheed üretimidir. Firma, Golden Dome kapsamında bu mevcut sistemlerin süratle ölçeklendirilip entegre edilebileceğini ve yeni teknolojilerle birleştirilebileceğini savunuyor. Örneğin Lockheed, halen geliştirmekte olduğu NGI (Next Generation Interceptor) önleyicilerini ve gelişmiş sensör ağlarını Golden Dome için sunmaya hazır olduğunu iletmiştir. 2025’te MDA, Lockheed’i C2BMC sistemini geliştirmeye devam etmesi için $4.1 milyar ile ödüllendirmiş, bu sayede Lockheed yazılım entegrasyonu ve müttefik sistemlerle uyum tarafında da rol alacaktır.
- Northrop Grumman (ABD): Bir diğer büyük yüklenici Northrop Grumman da Golden Dome’un kritik bileşenlerinde yer alıyor. Northrop, halihazırda GMD (Ground-Based Midcourse Defense) sisteminin ana ortaklarından (füze gövdesi üreticisi) olup, MDA ile birlikte GMD’nin yeni nesil avcı füzelerini (NGI) geliştirmektedir. Ayrıca Northrop Grumman, hipersonik hedef algılama konusunda önemli bir uzay projesi olan HBTSS’nin de bir prototip uydusunu üretmiştir. Golden Dome için Northrop Grumman’ın yüksek güçlü lazer ve yönlendirilmiş enerji sistemleri de gündeme gelebilir; zira firma 2023’te ABD Ordusu’na 300 kW sınıfı lazer sistem prototipi teslim etmiştir. Northrop, benzer şekilde kısa süreli yörüngeye yerleşebilen sistemler (X-37B benzeri konseptler) üzerinde de çalışmaktadır. Şirketin SpaceLogistics iştiraki, uydu hizmet ve ikmal yetenekleri ile Golden Dome’un uzay katmanına lojistik destek vizyonu sunabilir.
- Boeing (ABD): Hem havacılık/uzay hem füze sistemlerinde köklü bir geçmişi olan Boeing, Golden Dome’a iki ana ürün hattıyla katkı sağlamayı öngörüyor. Birincisi, Boeing’in geliştirdiği X-37B insansız uzay uçağı veya benzeri platformlar. Boeing, X-37B yörünge uzay aracını daha fazla sayıda üretip hizmete sokarak, Golden Dome kapsamındaki uyduların yörüngeye taşınması, bakımı veya denemelerinin yapılması için kullanmayı öneriyor. X-37B, uzayda uzun süre kalarak deneyler yapabilen yeniden kullanılabilir bir mini-uzay mekiği olarak, Golden Dome’un hem test platformu hem de gerekirse kriz anında hızlı uydu konuşlandırma aracı rolünü üstlenebilir. İkinci olarak, Boeing’in iştiraki Millennium Space Systems halen SDA’nın Foo Fighter programı kapsamında orta irtifa füze izleme uyduları geliştirmektedir. Bu küçük uydular, L3Harris sensörleriyle donatılarak hipersonik füze takibi yapabilecek ve 2026 itibarıyla teslim edilmeye başlanacaktır. Boeing, bu üretim hattını genişleterek Golden Dome’un uydu ihtiyaçlarını hızlıca karşılayabileceğini belirtmiştir. Hatta 2025’te Boeing, Colorado’daki Uzay Sempozyumu’nda, mevcut üretim hatlarını ölçeklendirme ve otomasyon ile yüzlerce uyduyu hızlı imal edebilme kabiliyetini vurgulamıştır. Ayrıca Boeing, Aegis sisteminin deniz ayağında da ortağıdır (SM-3 motorlarında katkı ve entegrasyon) ve muhtemelen GMD sisteminin işletmesinde de rol almaya devam edecektir.
- RTX – Raytheon Technologies (ABD): Raytheon, özellikle füze önleyici silahlar ve radar sistemleri alanındaki ürünleriyle Golden Dome’un vazgeçilmez paydaşlarından biridir. Şirket, Aegis sisteminde kullanılan Standart füzeleri (SM-2/3/6), Patriot sisteminin tüm füze ve radar ailesini, THAAD’ın X-bant radarını (AN/TPY-2) ve gelişen sensör teknolojilerini üretmektedir. Golden Dome girişiminde Raytheon’un SM-3 Blok IIA önleyicisi (Japonya ile ortak geliştirilmiş olup ICBM hedeflerini vurma testini başarmıştır) ve SM-6 önleyicisi (yüksek manevralı seyir füzeleri ve bazı hipersonik tehditlere karşı) kritik önemdedir. Bunun yanı sıra Raytheon, GhostEye (MR) adlı orta menzil çok amaçlı radarını ve yeni nesil LTAMDS radarını ABD Ordusu için geliştirmektedir – bu radarlar Golden Dome’un alt katmanlarına entegre edilecektir. RTX şirketi bünyesinde, Kinetic Strike (hipersonik hedeflere karşı yeni avcı füzeler) gibi AR-GE projeleri de mevcuttur. Reuters haberine göre Raytheon (RTX), Lockheed ve Boeing gibi geleneksel savunma devlerinin hepsi Golden Dome ihalesinde önemli pay alacak şekilde hazırlık yapmaktadır.
- Booz Allen Hamilton (ABD): Daha çok danışmanlık ve savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Booz Allen, Golden Dome’a yenilikçi bir konsept ile yaklaşmıştır. Firma, “Brilliant Swarms” adını verdiği ve binlerce küçük uydu önleyiciden oluşan bir sürü sistem önerisi sunmuştur. Bu konsepte göre, çok sayıda düşük maliyetli mini-uydu, potansiyel düşman füzelerine adeta arı sürüsü gibi hücum ederek onları imha edebilir ya da yönünü değiştirebilir. Booz Allen, dijital mühendislik ve yapay zekâ alanındaki deneyimi ile bu sürü uydu fikrinin simülasyonlarını ve fizibilitesini ortaya koymaktadır. Ayrıca firmanın bulut tabanlı simülasyon ve modelleme kabiliyetleri, Golden Dome planlamasında kullanılmaktadır.
- L3Harris Technologies (ABD): Haberleşme ve uzay elektroniği devlerinden L3Harris, Golden Dome kapsamında özellikle uzay sensörleri ve uydu haberleşme alanlarında yatırım yapmıştır. Firma, Indiana Fort Wayne tesislerinde 2024’te $125 milyon yatırımla bir üretim hattı genişletmesi yaparak Golden Dome için gerekli uydu alt sistemlerini üretmeye hazırlanmıştır. L3Harris, yukarıda bahsedilen SDA Foo Fighter uydularının sensör tedarikçisidir ve ayrıca MDA’nın uzay sensörü programlarında yüklenicidir. Örneğin şirket, MDA için bir HBTSS prototip uydusu teslim etmiş ve sonuçlarını sunmuştur. Bunun yanında L3Harris, taktik sahada kullanılacak yüksek bant genişlikli iletişim terminallerini ve uydu iletişim sistemlerini de sağlar. Golden Dome ağının uzay ve yer segmentleri arasındaki yüksek hızlı veri iletişim hatları, L3Harris gibi firmaların uydu haberleşme altyapılarıyla kurulacaktır.
- Hidden Level (ABD): Orta ölçekli bir teknoloji şirketi olan Hidden Level, Golden Dome’un alçak irtifa gözetleme boşluğunu doldurmaya talip yenilikçi bir girişimdir. Şirket, geliştirdiği pasif RF sensör teknolojisinin, özellikle şehirler ve kritik altyapı çevresinde uçabilecek RF yayın yapmayan (radarlara yakalanmayan) dronları ve seyir füzelerini tespit edebileceğini vurgulamaktadır. Hidden Level hali hazırda ABD içinde bazı bölgelerde bu pasif algılayıcı ağlarını kurmuş ve test etmiştir. Golden Dome kapsamında, ülke geneline ölçeklenebilecek bir pasif izleme ağı ile mevcut radarların kör kaldığı alçak irtifa yaklaşma eksenlerini kapatmayı önermektedir. Bu sistemin avantajı, hiçbir radyo yayını yapmadığından düşman elektronik destek sistemlerince tespit edilememesi ve FCC (Federal Communications Commission) frekans lisansı engeline takılmadan hızlıca devreye alınabilmesidir.
- Epirus (ABD): Savunma startup’ı Epirus, Golden Dome girişimine yönlendirilmiş enerji alanındaki ürünüyle katılıyor. Epirus’un geliştirdiği Leonidas adlı yüksek güçlü mikrodalga (HPM) sistemi, sürü halindeki insansız hava araçlarını ve elektronik komponent içeren füzeleri mikrodalga enerjisiyle anında etkisiz kılabiliyor. Golden Dome konseptinde Epirus’un teknolojisi, kritik üslerin veya şehirlerin üzerinde bir elektronik bariyer oluşturarak küçük İHA sürülerine ve hatta bazı güdüm sistemlerine sahip füzelere karşı yakın koruma sağlayabilir. Bu teknoloji, klasik kinetik önleyicilere kıyasla çoklu hedefi eşzamanlı durdurma konusunda avantaj vaat ediyor. Epirus’un da dahil olduğu birçok startup, 2025 itibariyle Savunma Bakanlığı tarafından Golden Dome kapsamında değerlendirilmek üzere brifinglere çağrılmıştır.
Yukarıdaki şirketlerin dışında, ABD’nin dev entegratörlerinden Booz Allen dışında BAE Systems, General Dynamics gibi firmaların da altyapı ve destek rolleriyle projeye ilgi duyduğu bilinmektedir. Ayrıca, çeşitli alt sistemlerde uzmanlaşmış yüzü aşkın küçük ölçekli firma (örneğin Ursa Major – roket motorları; Impulse Space – yörünge transfer araçları; Leidos – entegre sensör yazılımları vb.) teklif sunmuştur. Özetle, Golden Dome projesi, ABD savunma sanayi ekosisteminin tamamını kapsayan, ölçek ve bütçe olarak muhtemelen tarihteki en büyük savunma teknoloji girişimlerinden biri olma yolundadır.
Angajman için Kullanılan Silah Sistemleri
ABD Donanması’na ait bir Aegis destroyeri, SM-3 Blok IIA önleyici füzesini test amacıyla fırlatıyor (Şubat 2024). Aegis savaş sisteminin gemi konuşlu önleyicileri (SM-3 ve SM-6), Golden Dome savunma mimarisinin yüksek irtifa katmanına katkı sağlayan ve halen mevcut sistemlerdir.
Golden Dome savunma mimarisi, tespit edilen tehditleri imha etmek için çeşitli menzil ve irtifalarda etkili silah sistemlerini bir arada kullanacaktır. Bu kapsamda hem mevcut envanterdeki önleyici sistemler entegre edilmekte, hem de yeni geliştirilecek önleyiciler öngörülmektedir. Öne çıkan angajman (önleme) sistemleri şunlardır:
- Uzay Konuşlu Önleyiciler: Projenin en yenilikçi konsepti, uzaydaki platformlardan fırlatılacak önleyicilerdir. Yukarıda bahsedilen “attack layer” dahilinde, yörüngede gezen uydulara entegre kinetik önleyiciler veya yönlendirilmiş enerji silahları düşman füzelerine uzayda angaje olabilecektir. Bu silahlar, füzelerin boost aşamasında veya uzay yolculuğu safhasında imhasını hedefler. Kinetik önleyici uydular, üzerlerindeki küçük füzeleri ateşleyerek tehdide çarpıp yok ederken; lazer silahlı uydular, hedefin yapısını zayıflatıp seyrini bozabilir. Bu konsept, 1980’lerin “Star Wars” programındaki fikirlerin güncellenmiş halidir ve teknik olarak en zor ancak en hızlı reaksiyonlu katmandır. Şu an için isimlendirilmiş operasyonel bir uzay silah sistemi bulunmasa da, MDA’in hali hazırda SBI (Space-Based Interceptor) kavram çalışmaları ve çeşitli lazer demonstrasyon projeleri bulunmaktadır. Bu teknolojilerin hayata geçmesi durumunda Golden Dome’un tepe katmanında görev yapacaklar.
- Deniz Konuşlu Önleyici Sistemler (Aegis/SM-3 ve SM-6): ABD Deniz Kuvvetleri’nin Aegis Savaş Sistemi, Golden Dome kapsamındaki önemli angajman araçlarından biridir. Aegis donanımlı kruvazör ve destroyerler, üzerlerinde taşıdıkları Standart Füze-3 (SM-3) ve Standart Füze-6 (SM-6) önleyicileri ile hem balistik füzelere hem de hava soluyan hedeflere karşı savunma yapabilir. SM-3 Blok IIA önleyicisi, atmosfer dışındaki orta safha balistik hedefleri vurabilme kapasitesine sahip gelişmiş bir füzedir (Japonya ile ortak geliştirilmiştir) ve 2020’de ICBM sınıfı bir hedefi başarıyla imha ederek kabiliyetini kanıtlamıştır. Bu sayede, kıyı açıklarında konuşlu Aegis gemileri, ABD anakarasına yönelen balistik füzeleri okyanus üzerindeyken avlayabilir. SM-6 ise daha çok son safhada atmosfer içinde etki gösteren bir füzedir; yüksek süratli seyir füzelerini, atmosferik hipersonik araçları ve savaş uçaklarını uzun menzilde vurabilir. Golden Dome konseptinde, ABD Donanması’nın Pasifik ve Atlantik filolarından Aegis BMD kabiliyetli gemiler anavatan savunmasına entegre edilecek, gerekirse kıyılara yakın konuşlanarak yüzer birer “kubbe” oluşturacaktır. Bu deniz unsurları, karadaki sistemlere hareketlilik ve derinlik kazandıran kilit öneme sahiptir.
- Yüksek İrtifa Terminal Önleyiciler (THAAD): Lockheed Martin tarafından üretilen THAAD (Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması) sistemi, atmosferin hemen dışında veya içinde balistik füzeleri son safhada vuran, karadan konuşlu bir önleyicidir. Her bir THAAD bataryasında X-band AN/TPY-2 radarı, altı lançer ve 48 kadar önleyici füze bulunur. THAAD’ın önleyici füzeleri, kinetik çarpma ile (harp başlığı kullanmadan) hedefi yok eder. Hâlihazırda ABD, Guam ve Orta Doğu’da THAAD konuşlandırmıştır. Golden Dome kapsamında THAAD sistemleri, ABD anakarasında özellikle stratejik bölgelerin savunulması için konuşlandırılabilir. Örneğin Doğu Kıyısı ve Batı Kıyısı’na ikişer batarya ile balistik füzelerin son katmanda vurulma şansı artırılabilir. THAAD, yüksek irtifa hipersonik silahları da son safhada vurma potansiyeline sahiptir, bu yüzden hipersonik savunmada da rol oynayacaktır. Lockheed Martin, THAAD sisteminin halihazırda “muharebede kanıtlanmış” bir çözüm olduğunu ve Golden Dome’ın kritik bir parçası olacağını vurgulamaktadır.
- Orta ve Alçak İrtifa Önleyiciler (Patriot PAC-3, NASAMS vb.): Seyir füzeleri, İHA’lar ve kısa menzilli balistik füzeler gibi tehditler için Patriot hava savunma sisteminin gelişmiş versiyonları Golden Dome bünyesinde kullanılacaktır. Raytheon üretimi Patriot sistemi, PAC-3 MSE (Lockheed Martin yapımı) önleyici füzeleri ile 20-30 km irtifaya kadar balistik füze önlemesi yapabilirken, PAC-2 GEM-T füzeleriyle uçak ve seyir füzesi angajmanı yapabilir. Patriot sistemi, yıllardır ABD ve müttefik ülkelerin en yaygın çok amaçlı hava savunma çözümü olduğundan, Golden Dome’un alt katmanında hazır bir çözüm sunmaktadır. Özellikle PAC-3 önleyicileri, yüksek manevra yapabilen küçük hedeflere karşı isabet oranı yüksek bir çözüm olarak görülüyor. Patriot’un yerine geçecek IBCS ağına bağlı daha dağıtık sistemler de (ör. Norveç yapımı NASAMS veya gelecekte lazer tabanlı sistemler) entegre edilebilir. NASAMS (Norwegian Advanced Surface-to-Air Missile System), AIM-120 AMRAAM tabanlı karadan havaya füzeler kullanan ve ABD’nin başkent bölgesi savunmasında da konuşlu bir sistemdir; Golden Dome kapsamında şehirleri seyir füzesi ve İHA’lara karşı korumada görev alabilir. Bunların yanı sıra, yakın menzil tehditler için C-RAM sistemleri, Vulkan/Phalanx CIWS hızlı top sistemleri ve mobil lazer platformları (örn. Raytheon HELWS veya Army DE-MSHORAD lazer sistemi) kullanılabilir. 2022’de ABD Ordusu 50 kW sınıfı bir lazer silahını tekerlekli zırhlıya entegre etmişti; bu tür yüksek güçlü lazerler, Golden Dome içinde özellikle roket ve İHA gibi hedeflere karşı “sınırsız mühimmatlı” önleyici katmanlar oluşturabilir. Son olarak, yüksek güçlü mikrodalga (HPM) silahları da (Epirus Leonidas gibi) sürü İHA hedeflerini anında etkisizleştirmek için kullanılacak, böylece kinetik interceptörlerin yükünü hafifletecektir.
- Kıtalararası Bölgede Önleme (GMD ve NGI): ABD’nin mevcut anavatan füze savunma sistemi olan GMD (Ground-Based Midcourse Defense), Golden Dome gerçekleşene kadar ülkeyi Kuzey Kore gibi tehditlerden koruyan başlıca kalkandır. GMD, Boeing ve Northrop tarafından işletilen bir sistem olup, Alaska ve Kaliforniya’daki toplam 44 adet GBI (Ground-Based Interceptor) önleyici füzesiyle sınırlı bir kapasite sunmaktadır. Bu sistemin 2020’lerde ciddi biçimde yenilenmesi planlanmıştır. Golden Dome, GMD’nin halefi sayılabilecek Next-Generation Interceptor (NGI) programını da içerir. MDA, NGI kapsamında hem Lockheed Martin/Aerojet takımını hem de Northrop Grumman/RTX takımını 2021’de konsept geliştirmeye seçmiş ve 2028 sonrasında teslim edilecek önleyiciler planlamıştır. Bu yeni önleyiciler, bir füze üzerinde birden fazla öldürücü taşıyabilecek ve çoklu gelen savaş başlıklarına ayrı ayrı yönlenebilecektir. Golden Dome devreye girene kadar GMD operasyonel kalacak, ancak 2030’lara doğru NGI tabanlı yeni bir ultra yüksek irtifa engelleme katmanı devreye alınacaktır. Böylece, anavatanın ICBM ve SLBM (denizaltıdan fırlatılan balistik füze) tehditlerine karşı çekirdek savunması da Golden Dome mimarisi içinde süreklilik kazanacaktır.

Koordinasyon ve C4ISR Altyapısı
Golden Dome kadar karmaşık ve katmanlı bir savunma sisteminin etkin şekilde çalışabilmesi için, güçlü bir C4ISR (Komuta, Kontrol, Haberleşme, Bilgisayar, İstihbarat, Gözetleme, Keşif) altyapısı şarttır. Bu sistem, farklı servislerin envanterindeki sensör ve silahları ortak bir komuta kontrol şemsiyesi altında toplayarak anlık tehdit değerlendirmesi ve angajman kararları verir. Golden Dome kapsamında kullanılacak başlıca C4ISR unsurları şöyle özetlenebilir:
- C2BMC (Command and Control, Battle Management, Communications): C2BMC, halihazırda ABD’nin küresel balistik füze savunma ağının (GMD, Aegis, THAAD vb.) sinir sistemi olarak görev yapan, Lockheed Martin tarafından geliştirilmiş bir komuta-kontrol ve muhabere yazılım sistemidir. Golden Dome’un beynini mevcut C2BMC sisteminin yeni sürümü oluşturacaktır. C2BMC, dünya çapındaki tüm sensör ve radarları birbirine bağlayarak operatörlere gerçek zamanlı birleşik tehdit tablosu sunar ve uygun önleyicilerin yönlendirilmesini sağlar. 2024 yılında MDA, Lockheed’e “C2BMC-Next” geliştirmesi için büyük bir kontrat vermiştir. Bu sayede C2BMC’nin Müttefik sistemlerle veri alışverişi, uzay alan farkındalığı ve çoklu domain koordinasyonu kabiliyeti artırılacaktır. Halen C2BMC, 7/24 esaslı 30’dan fazla noktada çalışmakta ve stratejik ile operasyonel seviyede karar desteği sunmaktadır. Güncellenen C2BMC, ortak savaş sahası resmi (Common Operational Picture) üreterek tüm tehditlere karşı tüm katmanlardaki savunma unsurlarını koordine edecektir. Örneğin, bir balistik füze tespit edildiğinde uydudan gemiye, gemiden karadaki bataryaya kadar veri akışını yönetip en uygun angajman kombinasyonunu belirleyecektir. Golden Dome ile birlikte C2BMC, JADC2 (Müşterek Tüm-Domain Komuta Kontrol) girişimine de entegre olarak çeşitli kuvvet ve sensörler arası veri paylaşımını maksimize edecek şekilde evrim geçirmektedir.
- IBCS (Integrated Battle Command System): ABD Ordusu’nun geliştirdiği IBCS sistemi, kara konuşlu hava ve füze savunma unsurlarını entegre eden ağ tabanlı bir komuta kontrol sistemidir. 2023’te tam üretime geçen IBCS, Patriot, Sentinel radarı, NASAMS ve gelecekteki diğer kara hava savunma sistemlerini tek bir ağ içinde birleştirerek taktik seviyede ortak bir hedef resmi sunmaktadır. IBCS’nin Golden Dome için önemi, C2BMC ile entegre olabilmesidir. MDA, son yükseltmelerle C2BMC’yi IBCS ağıyla veri alışverişine açmıştır; böylece stratejik uzay ve balistik izlerin, taktik kara savunma birimlerine iletilmesi ve tersine taktik radarların stratejik resme katkı vermesi sağlanmıştır. Bu yetenek, örneğin NORAD’ın erken uyarı radarının tespit ettiği bir seyir füzesinin IBCS ağına bildirilmesi ve en yakındaki Patriot bataryasının otomatik olarak angajmana yönlendirilmesi gibi senaryoları mümkün kılar. Golden Dome devreye girdikçe IBCS, alt katman tehditlerine karşı temel kontrol sistemi olacak ve C2BMC ile anlık, çift yönlü veri alışverişi içinde çalışacaktır.
- SDA Uydu Haberleşme Ağı (Transport Layer): Golden Dome’un ihtiyaç duyduğu devasa veri iletişimi için, Uzay Geliştirme Ajansı (SDA) tarafından kurulan Transport Layer uydu ağları kritik rol oynar. Bu alçak irtifa iletişim uyduları takımyıldızı, sensör uydularından gelen verileri ışık-hızıyla (lazer haberleşme ile) uygun komuta merkezlerine ve hatta önleyici platformlara aktaracak bir uzay veri omurgası oluşturur. Golden Dome mimarisi, gecikme sürelerini azaltmak ve güvenliği artırmak amacıyla bu uzay tabanlı iletişim linklerini kullanacaktır. Örneğin, bir hipersonik füze tespit verisi Pasifik üzerindeki bir uydudan, fiber optik kablolara inmeden, doğrudan lazer haberleşmesiyle ABD içindeki bir komuta merkezine veya muharebe gemisine iletilebilecektir. SDA’nın planladığı yüzlerce uydu, Link-16 gibi mevcut askeri veri linklerine kıyasla çok daha hızlı ve kararlıdır. Böylece Golden Dome sensör ve silah sistemleri arasında anlık ve kesintisiz bir dijital iletişim ağı kurulacaktır.
- Yapay Zekâ Destekli Karar Destek Sistemleri: Golden Dome kadar çok verinin aktığı ve çok sayıda tehdidin aynı anda değerlendirildiği bir sistemde, yapay zekâ ve otomasyon önemli bir kuvvet çarpanıdır. Palantir ve Anduril gibi firmaların katkısıyla, Golden Dome C4ISR mimarisine otomatik hedef sınıflandırma, tehdit önceliklendirme ve angajman önerisi sunan algoritmalar entegre edilecektir. Örneğin, aynı anda onlarca farklı füze ve İHA tespit edildiğinde, AI sistemleri bunları balistik yörünge, hız, hedef bölge gibi parametrelerle analiz edip hangilerinin öncelikli imha edilmesi gerektiğini belirleyecek ve uygun savunma bataryalarına atamalar yapacaktır. Ayrıca sistem, simülasyon ve dijital ikiz teknolojileriyle sürekli eğitimde tutulacak; gerçek zamanda hem kendi kararlarını doğrulayan, hem de operatörlerin muhtemel sonuçları görerek onay verebildiği yarı-otonom bir yapıya kavuşacaktır. Bu sayede, insan-komuta-merkezli klasik sistemlere oranla çok daha süratli reaksiyon ve yüksek isabet oranı hedeflenmektedir.
- İstihbarat ve Erken Uyarı Entegrasyonu: Golden Dome, sadece anlık savunma angajmanları değil, aynı zamanda geniş stratejik istihbarat akışıyla desteklenecektir. Bu yüzden sistem, NORAD ve USSTRATCOM gibi komuta yapılarının sağladığı uydu istihbaratı, sinyal istihbaratı (SIGINT) ve siber uyarıları da içerecek şekilde tasarlanıyor. Örneğin, bir düşmanın füze hazırlığı tespit edilirse (uydu görüntü analiziyle), Golden Dome savunma duruşunu o yönde güçlendirebilecek erken ikazlar alacaktır. Bu tür tümleşik istihbarat, Golden Dome’un sadece reaktif değil proaktif bir savunma mekanizması olmasına yardımcı olacaktır.
Özetle, Golden Dome’un C4ISR bileşeni; çok katmanlı sensörlerden gelen verileri toplayan, bunları yapay zekâ desteğiyle işleyerek tehdit değerlendirmesi yapan ve uygun silah sistemlerine angajman emirleri veren devasa bir sinir sistemi gibi çalışacaktır. Bu yapı, farklı kuvvetlere ait unsurların müşterek çalışmasını sağlamakla kalmayıp, Kanada ile ortak NORAD altyapısı gibi müttefik mekanizmaları da içine alarak kıtalararası bir savunma ağı meydana getirecektir.
Komuta-Kontrol Yapısı ve Emir-Komuta Zinciri
Golden Dome projesinin komuta-kontrol (C2) yapısı, ABD’nin mevcut anavatan savunması komuta zincirine dayanmakla birlikte, yeni uzay ve siber unsurları da kapsayacak şekilde genişletilmektedir. Bu projenin stratejik önemi sebebiyle, ulusal komuta makamından taktik seviyeye kadar net bir hiyerarşi ve görev dağılımı tanımlanmıştır:
- Stratejik Düzey: Golden Dome’un en üst düzey sorumluluğu, Ulusal Komuta Makamı (başkan ve savunma bakanı) tarafından belirlenir. Trump’ın yürütme emri ile başlatılan proje, doğrudan Başkan’ın talimatıyla şekillenmiş ve Savunma Bakanlığı’na 60 gün içinde bir mimari ve uygulama planı hazırlama görevi verilmiştir. Bu doğrultuda Savunma Bakan Yardımcılığı (Acquisition & Sustainment) ve Füze Savunma Ajansı (MDA), konsept geliştirme ve tedarik faaliyetlerini koordine eder. MDA Direktörü (Hava Kuvvetleri Korg. Heath Collins) projeyi “füze savunmasında üçüncü devrim” olarak nitelendirmiş ve kurumlar arası önceliğin tekrar bu alana verildiğini ifade etmiştir. MDA, projenin teknik mimarisini oluşturmak ve yetenek gereksinimlerini belirlemek üzere kilit kurumlardan biridir. Ayrıca 2025 itibariyle Savunma Bakanlığı içinde özel bir ortak görev gücü (Joint Task Force) oluşturularak tüm kuvvetlerin planlama faaliyetleri senkronize edilmiştir. Bu kapsamda, Uzay Kuvvetleri ve Kara Kuvvetleri gibi ilgili hizmetler de temsil edilmektedir.
- Operasyonel Düzey: ABD anavatanının füze ve hava tehdidine karşı savunmasından sorumlu muharip komutanlık USNORTHCOM (Kuzey Komutanlık)’dur. USNORTHCOM komutanı (Orgeneral level, aynı zamanda NORAD komutanıdır) Golden Dome’un aktif savunma operasyonlarını yönetecek kademedir. 2024 yılında USNORTHCOM Komutanı Orgeneral Gregory Guillot, Kongre’ye verdiği bir brifingde Golden Dome girişiminin başarıyla uygulanabilmesi için mevcut radar frekans bantlarının korunması gibi konulara dahi değinmiş, yani projenin hayata geçmesine kurumsal olarak sahip çıktığını göstermiştir. Golden Dome’un operasyonel kontrolü, muhtemelen NORAD/USNORTHCOM birleşik hava-savunma yapısı altında olacaktır. Bu durumda NORAD’ın kanada ile ortak erken ihbar mekanizmaları ve hava sahası kontrol yetenekleri de sisteme entegre olur. NORAD halen kıtaya yaklaşan balistik füze ve hava tehditlerini tespit edip USNORTHCOM’a bildiren yapıdır; Golden Dome devreye girdiğinde de NORAD uyaracak, NORTHCOM vuracak şeklinde özetlenebilecek mevcut iş bölümü devam edecektir. NORTHCOM, Colorado’daki Cheyenne Mountain Kompleksi ve Peterson Uzay Kuvvetleri Üssü’ndeki komuta merkezlerinden Golden Dome savunmasını idare edecektir.
-
- Hizmet Bileşenleri: USNORTHCOM’un hizmet bileşenleri olan ABD Kara Kuvvetleri Kuzey (ARNORTH), ABD Hava Kuvvetleri Kuzey (AFNORTH) ve ABD Deniz Kuvvetleri Kuzey (NAVNORTH) kendi alanlarındaki Golden Dome unsurlarının operasyonunu yürütür. Örneğin, ARNORTH bünyesinde 100. Füze Savunma Tugayı (Colorado Springs) ve 49. Füze Savunma Taburu (Fort Greely) halihazırda GMD önleyicilerini işletmektedir; Golden Dome ile bu birimlerin sorumlulukları artacaktır. AFNORTH (aynı zamanda 1. Hava Kuvvetleri) ise havadan devriye (AWACS, muharebe uçakları) ve hava sahası yönetimini üstlenir. Deniz unsurları (Aegis gemileri) da NAVNORTH/USFFC koordinesinde savunmaya katkı sağlar. Tüm bu bileşenler, C2BMC ve ilgili ağlar üzerinden anlık olarak koordine edilerek ortak angajman kuralları çerçevesinde görev yapacaklardır.
-
- Uzay Kuvvetleri ve Uzay Komutanlığı: Golden Dome’un uzaydaki varlıklarının işletmesi ve uzaydan gelecek tehdit uyarıları için ABD Uzay Kuvvetleri merkezi bir rol oynar. Uzay Kuvvetleri’nin operasyonel komutanlığı olan USSPACECOM, SpaceX/Leolabs vb. ticari şirketlerle çalışarak alt yörünge uydu takımyıldızlarının işletilmesinden ve düşman uzay tehditlerine (ör. uydusavar füze saldırıları) karşı korumadan sorumlu olacaktır. USSPACECOM ve USNORTHCOM, Golden Dome kapsamında yakın iş birliği halindedir; Inside Defense haberine göre iki komutanlık, projenin gereksinimlerini ve görev dağılımını birlikte planlamaktadır. Uzay Kuvvetleri ayrıca, mevcut füze ikaz uyduları (SBIRS) ve yeni SDA mimarilerinin idamesini de yürütür. Sonuç olarak, Golden Dome operasyonlarında USNORTHCOM birinci derecede icracı olsa da, USSPACECOM da kritik bir paydaştır.
- Taktik Düzey: Golden Dome’un yerel angajman kararları ve ateş idaresi, yukarıda bahsedilen otomasyon ve yapay zekâ desteğiyle büyük ölçüde merkezden yönetilse de, saha birlikleri ve operatörler düzeyinde de bir komuta zinciri tanımlıdır. Örneğin, bir Patriot bataryasının angajman yetkisinin kime ait olacağı, hava sahası kontrol subayları (ABMS Advanced Battle Management System, Gelişmiş Muharebe Yönetim Sistemi ağları üzerinden gelen bilgiler kullanılarak) tarafından belirlenecektir. Her bir sensör ve silah platformunun bir “angajman yetkilendirme seviyesi” olacak; bazı kritik atış kararları otomatikleşse bile, insan onayı gereken durumlarda kademeli bir onay mekanizması olacaktır. Angajman Koordinasyon Kuralları (RMC, Rules for Military Commissions yani Askeri Komisyon Kuralları ) ve Angajman Yetki Matrisi gibi dokümanlar ile hangi tehdide hangi katmanın ne şekilde cevap vereceği önceden belirlenir. Örneğin, ICBM sınıfı bir tehdit tespit edildiğinde öncelikle GMD/NGI füzelerinin ateşlenmesi, eğer kaçarsa THAAD’ın devreye girmesi, o da kaçarsa Patriot’un son şansı kullanması gibi önceden tanımlı bir ardışık angajman zinciri kurulacaktır. Bu zincirin uygulanmasından, ilgili katmandaki birim komutanları sorumlu olup, üst komuta merkezleri anlık denetim yapacaktır.
- Müttefik Entegrasyonu: Golden Dome esasen ABD anakarasını koruma projesi olsa da Kanada ile ortak NORAD yapısı ve muhtemelen diğer yakın müttefiklerin (Birleşik Krallık, Japonya vb.) da paylaşacağı bilgiler söz konusu olacaktır. NORAD’ın Kanada Bölgesi (CANR), özellikle kuzey yaklaşmalarında radar ve ileri karakol görevi görecektir. Kanada, 2023 Stratejik Duruş İncelemesi’nde balistik füze savunmasında ABD ile daha yakın çalışmayı ele almış ve hükümet düzeyinde bu konu tartışılmıştır. Büyük olasılıkla Kanada topraklarına da bazı algılama ve belki önleme sistemleri (örneğin Doğu Kanada’ya bir THAAD veya Kuzey’e bir radar) konuşlandırılacak, ancak angajman kararları USNORTHCOM’da kalacaktır. İleride Birleşik Krallık veya Avrupa ile de entegre erken uyarı paylaşımı olabilir. Komuta zinciri açısından bakıldığında, ABD Başkanı ve Kanada Başbakanı arasındaki savunma işbirliği anlaşmaları (NORAD anlaşması gibi) çerçevesinde binasyonel komuta süreçleri işletilecektir.
Sonuç olarak
Golden Dome projesi “uçtan uca” bir milli savunma sistemi inşa etmektedir: Stratejik seviyede Başkan ve Kongre tarafından yönlendirilen, operasyonel seviyede USNORTHCOM/NORAD tarafından komuta edilen ve taktik seviyede tüm Kuvvet unsurlarınca icra edilen bir yapı kurulmaktadır. Bu yapının başarısı için hiyerarşik emir-komuta zinciri kadar, ortak farkındalık ve bilgi paylaşımı da kritiktir.
Golden Dome, tüm bu unsurları bir araya getirerek ABD anavatanını 21. yüzyılın karmaşık tehditlerine karşı korumayı hedefleyen eşi benzeri görülmemiş bir girişimdir. Gerek teknik zorlukları, gerek organizasyonel koordinasyon ihtiyacı, projenin ölçeğini ortaya koymaktadır – fakat başarılı olması halinde, ABD toprakları üzerinde çok katmanlı bir “altın kubbe” koruyucu kalkan misali yükselecektir.





